Kadınlar Dernekte: Karahisar Yörükler Derneği
Âliye METE SERT
“Kadınlar Dernekte” köşemizde bu hafta, kültürel mirasımızın yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması adına önemli çalışmalar yürüten Karahisar Yörükler Derneği’ni konuk ediyoruz. Yörük kültürü; dayanışması, gelenekleri, yaşam felsefesi ve zengin kültürel birikimiyle Anadolu'nun en kıymetli değerlerinden biridir. Bu değerlerin unutulmaması ve yaşatılması amacıyla kurulan derneğin çalışmaları hakkında, Dernek Başkan yardımcısı Sayın Prof. Dr. Sermin Öztürk Hanım’ı ağırlıyoruz.
Sizi tanıyabilir miyiz? Merhaba. Ben Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sermin Öztürk. Karahisar Yörükler Derneği’nin Başkan yardımcısıyım.
Derneğinizin tam ismi nedir? Dernek yönetiminde göreviniz nedir? Dernek başkanının ismi nedir? Derneğimizin tam ismi Karahisar Yörükler Derneği’dir. Derneğimizin kurucu üyesi ve Başkan yardımcısı görevindeyim. Dernek başkanımız Hasan Hüseyin AZAK Bey’dir.
Derneğinizin kuruluş hikâyesini ve temel amaçlarını bizimle paylaşır mısınız? Modernleşme ve şehirleşme süreciyle birlikte, Yörük kültürünün zengin sözlü geleneği, yardımlaşma hukuku ve köklü adetleri zamanla unutulma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır. Derneğimiz; bu kültürel erozyonun önüne geçmek ve geçmişin kadim mirasını geleceğe taşımak adına, Hasan Hüseyin AZAK başkanlığında bir araya gelen kültür sevdalıları tarafından; köklü bir geçmişe dayanan Yörük kültürünü yaşatmak, birlik ve beraberliği pekiştirmek amacıyla Eylül 2025'te Afyonkarahisar’da kurulmuştur. "Sönmeye yüz tutmuş otağ ateşini yeniden yakmak" mottosuyla yola çıkan derneğimiz, kısa sürede bölgede yoğun ilgi görerek hızla teşkilatlanmış ve ilçelerde de temsilcilikler açmaya başlamıştır.
Karahisar Yörükler Derneği olarak temel amacımız, Yörük kültürüne ait gelenekleri, el sanatlarını, halk danslarını ve mutfak kültürünü; şenlikler, Yörük geceleri, konferanslar, kurslar, seminerler, geziler ve paneller aracılığıyla canlı tutarak yeni nesillere aktarmak ve kültürel belleğimizi korumaktır.
Bugüne kadar yürüttüğünüz en önemli projelerden veya faaliyetlerden bahseder misiniz? Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Yörük kültürünü yaşatmak ve toplumsal dayanışmayı güçlendirmek adına kısa sürede dikkat çeken birçok faaliyet ve projeye imza atmıştır.
En önemli ve en özel projemiz; dayanışmayı, hayatın her alanına taşımak amacıyla, bölgedeki engelli ihtiyaç sahibi hemşehrilerimizin hayatını kolaylaştırmak ve onları sosyal yaşamın içine katmak amacıyla yaptığımız tekerlekli sandalye temini ve dağıtımı yapmamızdır. Dayanışmanın ve paylaşmanın sınır tanımadığına inanarak hayata geçirdiğimiz "Engelsiz Otağ" projemiz kapsamında ihtiyaç sahibi engelli kardeşlerimize tekerlekli sandalyelerini teslim ettik. Kardeşlerimizin yüzündeki o sıcacık tebessüm ve ailelerinin duaları bizim en büyük gücümüz oldu. Sandalyesine kavuşan bir kardeşimizin annesinin, "Siz bize sadece bir sandalye değil, dışarıdaki hayatı, güneşi ve umudu hediye ettiniz. " sözleri hafızamızda silinmeyecek bir yer oluşturmuştur. Sandalyelerini teslim alan engelli bireylerimizin gözlerindeki yaşama sevinci ve kıymetli ailelerinin derneğimize ilettiği içten teşekkürler, yaptığımız işin ne kadar hayati bir dokunuş olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
Bunun dışında; “Yörük kültürü, ekmeğini bölüşmektir" şiarıyla Kurban Bayramı’nda ihtiyaç sahibi ailelere kurban eti yardımında bulunmamız, "Dost Eli" saha çalışmalarımızla mahalle mahalle gezerek zor durumdaki ailelerin temel gıda ve ihtiyaçlarını karşılamamız yapmış olduğumuz projelerimizden bazılarıdır.
Ayrıca; derneğimizin en önemli faaliyetlerinden birisi de unutulmaya yüz tutmuş Yörük geleneklerini doğrudan yerinde canlandırmak amacıyla birçok köy odası ziyaret edilmiş ve bu köy odalarında etkinlikler düzenlenmiştir. Bu kapsamda; geçmişe ait sosyal bağları canlandıran Kardeşim Oyunu, Düdük Oyunu, Bana Kim Vurdu ve Yüzük Oyunu gibi geleneksel oyunlar yeniden oynanarak genç kuşaklara Yörük kültürü aktarılmıştır.
Derneğinizin yerelde veya ulusal ölçekte kadınların yaşamına nasıl bir katkı sunduğunu düşünüyorsunuz? Karahisar Yörükler Derneği olarak, Yörük kültüründe kadının yerinin sadece "aile içi bir rol" değil, toplumun ve üretimin tam merkezi olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Yörük kültüründe masalları, ağıtları, kilim desenlerindeki gizli dilleri ve mutfak sırlarını nesilden nesile aktaranlar kadınlardır. Derneğimiz, düzenlediği Köy Odası Buluşmaları, Yörük Geceleri etkinlikleriyle kadınların bu kültürel hafızayı sergilemelerine ve genç kuşaklara aktarmalarına zemin hazırlayarak, kadınlarımızı "kültürün taşıyıcı sütunu" olarak konumlandırmakta ve onların toplumsal saygınlığı ile kültürel liderliğini pekiştirmektedir.
Karahisar Yörükler Derneği için kadın, sadece bir katılımcı değil; otağın direği, kültürün sesi ve dayanışmanın en saf halidir. Sahadaki her projemize kadın eli değdikçe, engelleri aşmak ve gönüllere dokunmak çok daha anlamlı hale gelmektedir.
Kaç senedir dernek yönetiminde görevinizi üstleniyorsunuz? Derneğimizin kuruluşu olan Eylül 2025’den itibaren başkan yardımcılığı görevini üstlenmekteyim.
Bu görevde karşılaştığınız en büyük zorluklar neler oldu ve nasıl aştınız? Eylül 2025’te çıktığımız bu yolda, hemşehrilerimizin derneğimize gösterdiği yoğun teveccüh neticesinde çok hızlı bir büyüme yaşadık. Dolayısıyla kısa sürede geniş bir kitleye hitap etmek ciddi bir organizasyonel zorluk oluşturdu. Başkanımız Hasan Hüseyin AZAK ve diğer yönetim kurulu üyelerimiz ile birlikte görev dağılımını netleştirip, ekip ruhunu ön plana çıkararak ve her bir yönetim kurulu üyemizin sorumluluk alanını netleştirerek bu zorluğu kolaylıkla aştık.
Kadınların sivil toplumda liderlik üstlenmesinin topluma ne kazandırdığını düşünüyorsunuz? Kadınların sivil toplumda liderlik rollerini üstlenmesi, bir topluluğun sadece gelişmesini değil, aynı zamanda toplumsal vicdanını ve asıl ruhunu bulmasını sağlar. Tarih boyunca otağın direği, üretimin harcı ve toplumsal birliğin teminatı olan kadınlarımız, liderlik vasfıyla sivil topluma adım attığında projelere benzersiz bir empati ve derinlik kazandırır. Sahada kapı kapı gezerken karşılaşılan zorlukları, özellikle dezavantajlı grupların ve ailelerin yaşadıkları sıkıntıları en hızlı ve en doğru analiz eden kadınların duyarlılığıdır. Projeleri, bürokratik bir konu olarak değil, kalbi bir sorumluluk olarak ele alır ve yardımlaşmayı şefkatle kurumsallaştırırlar.
Bununla birlikte kadınlar, köklü kültürel belleğin geleceğe güvenle aktarılmasında en önemli köprüdür. Sözlü geleneği, adetleri, el sanatlarını ve toplumsal değerleri nesilden nesile aktaran birincil figür olarak, kültürü geçmişe ait bir süs olmaktan çıkarıp geleceği inşa eden canlı bir hafıza haline getirirler. Doğaları gereği kriz anlarında birleştirici, pratik ve çözüm odaklı yaklaşım sergileyen kadın liderler pek çok zorlu çalışmayı başarıyla neticelendirir.
En önemlisi de sivil toplumda aktif sorumluluk ve liderlik üstlenen kadınlar, gelecek nesiller ve özellikle genç kızlar için en güçlü rol modeli oluşturur. Toplumsal sorunlar karşısında sadece şikayet etmek yerine elini taşın altına koymanın, irade göstermenin ve üretken olmanın gücünü bizzat yaşayarak öğretirler.
Kısacası, kadın elinin ve liderliğinin değdiği her sivil toplum hareketi, topluma daha adil, daha şefkatli, köklerine daha sıkı bağlı ve engelleri sevgiyle aşan güçlü bir gelecek kazandırır.
Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Kadınların örgütlü mücadelesinin geleceğini, geçmişin köklü dayanışma pratikleri ile modern dünyanın sunduğu imkanları birleştiren, çok daha güçlü ve dönüştürücü bir çağın başlangıcı olarak görüyorum. Günümüzde kadınlar, yalnızca yerel sorunlara çözüm üreten yapılar olmaktan çıkıp, toplumsal adaletten ekonomiye, eğitimden kültürel mirasın korunmasına kadar hayatın her alanında ana oyun kurucu haline gelmiştir. Özellikle sivil toplum çatısı altında birleşen kadın iradesi, gelecekte toplumsal dönüşümün en önemli lokomotifi olacaktır.
Geleceğin örgütlü mücadelesinde kadınlar, dijitalleşmenin ve küresel iletişim ağlarının verdiği güçle seslerini çok daha geniş kitlelere ulaştıracaktır. Yerelde bir köy odasında yakılan dayanışma ateşi veya ihtiyaç sahibi bir engelli ailesine uzatılan yardım eli, sosyal ağlar ve kurumsal projeler vasıtasıyla ulusal, hatta uluslararası bir farkındalık hareketine kolayca dönüşebilmektedir. Ayrıca bu mücadelenin geleceği, ekonomik bağımsızlık ve üretimle de doğrudan bağlar kuracaktır. Kadınlar artık sadece yardımları organize eden değil kurdukları kooperatifler, ürettikleri el sanatları, yaşattıkları gastronomi değerleri ve geliştirdikleri sosyal girişimlerle toplumsal kalkınmanın merkezinde yer alacaktır. Kendi köklerine, geleneklerine ve manevi değerlerine sahip çıkarak geleceğe yürüyen örgütlü kadın hareketi, arkasından gelen genç nesillere ve genç kızlara da "şikayet eden değil, değiştiren ve iyileştiren" olma vizyonunu miras bırakacaktır.
Sonuç olarak kadınların örgütlü mücadelesi, dünyayı daha şefkatli, daha adil, engellerin sevgiyle ve kararlılıkla aşıldığı çok daha yaşanabilir bir yer haline getirecektir.
Derneğinizin önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığı projelerden bahseder misiniz? Karahisar Yörükler Derneği olarak, geçmişten aldığımız güçle geleceğe yürürken önümüzdeki dönem için en büyük ve en heyecan verici hedefimiz, tarihin ve bağımsızlık mücadelesinin kalbi olan Kocatepe’de görkemli bir Yörük Şenliği’ni hayata geçirmektir.
Bu büyük vizyon, sadece yerel bir etkinlik olmanın ötesinde, asırlık Yörük kültürünü, geleneklerimizi, halk danslarımızı ve gastronomi zenginliğimizi ulusal ve uluslararası düzeyde bir kez daha gururla sergileyeceğimiz muazzam bir buluşma olacaktır. Kocatepe’nin o manevi ve tarihi atmosferinde sönmeyen otağ ateşimizi yakmak, binlerce hemşehrimizle ve yurdun dört bir yanından gelecek Yörük dostlarımızla tek yürek olmak adına hazırlıklarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.
Bu kapsamda, projemizin devletimizin himayesinde ve güçlü bir koordinasyonla yürütülmesi amacıyla Sayın Valimiz Dr. Naci AKTAŞ ile de çok verimli bir ön görüşme gerçekleştirmiş bulunmaktayız. Sayın Vali beyin kültürel mirasımıza gösterdiği yakın ilgi, projemize yaklaşımı ve sağladığı vizyoner destek, önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için bizlere çok büyük bir motivasyon ve güç vermiştir.
Genç kadınlara ve yeni kuşaklara vermek istediğiniz mesaj nedir? Genç kadınlara ve yeni kuşaklara en büyük mesajım; kendi köklerinizden, tarihinizden ve içinizdeki o muazzam üretim potansiyelinden asla şüphe duymamanızdır. Sizler, sadece geçmişin birer takipçisi değil, geleceğin asıl mimarlarısınız. Yörük kültüründe kadın, tarih boyunca otağın direği, karar mekanizmalarının kalbi ve üretimin en güçlü öznesi olmuştur. Bu kadim miras, sizlere muhtaç olduğunuz o asil duruşu ve cesareti zaten fısıldamaktadır.
Modern çağın getirdiği dijital yalnızlığa, dayatılan tek tipleşmeye ve her türlü umutsuzluğa karşı en büyük kalkanınız örgütlü dayanışma, sivil toplumun iyileştirici gücü ve üretkenliğiniz olmalıdır. Toplumsal sorunlar karşısında sadece şikayet eden tarafta kalmak yerine, elinizi taşın altına koymaktan, sorumluluk almaktan ve liderlik üstlenmekten asla çekinmeyin.
Bilginin, bilimin ve kültürel belleğin ışığında kendinizi sürekli geliştirin; ama bunu yaparken kendi değerlerinize, ailenize ve bu toprakların ruhuna sadık kalın. Unutmayın ki, kökleri derinde olmayan hiçbir ağaç fırtınalara dayanamaz. Kendinize güvenin, bir araya gelin, kenetlenin; çünkü kadın eli ve zekası dünyaya değdiğinde aşamayacağınız hiçbir engel, güzelleştiremeyeceğiniz hiçbir hayat yoktur.
Dernek olarak sizi en çok gururlandıran an hangisiydi? Dernek olarak bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz tüm faaliyetler, her şenlik ve her kültürel buluşma bizler için ayrı birer gurur vesilesidir. Ancak yüreğime en çok dokunan ve beni en derinden gururlandıran an, "Engelsiz Otağ" projemiz kapsamında engellilerimize tekerlekli sandalyelerini teslim etmemizdi. O gün, büyük zorluklarla hayat mücadelesi veren ve evladının ihtiyaçları için çırpınan fedakâr bir babamıza tekerlekli sandalyeyi teslim ettiğimizde, gözlerindeki o tarifsiz mutluluğa ve rahatlamaya şahit olduk. Tam o esnada ailemizin gözleri dolarak kurduğu, "Bizim sizden başka yardım edenimiz, kapımızı çalanımız yoktu..." cümlesi, otağımızda zamanı adeta durdurdu.
O an sadece bir tekerlekli sandalye teslim etmediğimizi bir haneye umut, bir anneye, babaya dost ve bir evlada özgürlük götürdüğümüzü çok daha derinden hissettik. Karahisar Yörükler Derneği olarak, kimsesizlerin kimsesi olabilmenin, Yörük kültürünün o asırlık yardımlaşma ruhunu en doğru adrese ulaştırabilmenin gururu tarif edilemezdi.
Dernek yönetiminde kaç kadın var? Derneğimizin yönetim kurulunda 4 kadın çalışma arkadaşımız bulunmaktadır.
Kadınların sesini daha güçlü duyurabilmek için sizce hangi adımlar atılmalı? Kadınların sesini sivil toplumda ve hayatın genelinde daha gür duyurabilmenin ilk ve en önemli adımı, onların sadece yardımcı rollerde kalmayıp doğrudan karar mekanizmalarında, yönetim kurullarında ve liderlik makamlarında etkin rol almasıdır. Politika ve projeler bizzat kadın vizyonuyla şekillendiğinde, o ses kendiliğinden güçlü bir iradeye dönüşür. Tabii ki bireysel çabaların ötesine geçerek sivil toplum çatısı altında örgütlü bir güç oluşturmak ve dayanışma ağlarını büyütmek de bu mücadelenin temel harcıdır.
Derneğinizin faaliyetleri ve etkinliklerinden haberdar olmak için hangi sosyal medya hesaplarınızı takip edebiliriz? Facebook’da “Karahisar Yörükler Derneği” sayfasını ve Instagram da “karahisar_yorukler_dernegi” hesabını takip edebilirler.
Köşemizde okuyuculara iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı? Bu güzel köşeden tüm okuyucularımıza iletmek istediğim en kalbi mesaj; modern dünyanın getirdiği yalnızlaşmaya, dijital dünyanın tek tipleştiren dayatmalarına ve her türlü umutsuzluğa karşı kendi köklerimize, ailemize ve bir arada yaşama kültürümüze sıkı sıkıya sarılmamızdır. Yörük kültürü sadece geçmişe ait bir folklor malzemesi değil; özünde barındırdığı imece ruhuyla, doğaya duyduğu saygıyla ve zorluklar karşısında pes etmeyen göçebe azmiyle bugünümüze ve geleceğimize ışık tutan canlı bir rehberdir.
Özellikle genç kuşaklarımıza ve genç kadınlarımıza seslenmek istiyorum: İçinizdeki potansiyele ve bu toprakların asil ruhuna güvenin. Toplumsal sorunlar karşısında şikayet eden değil, elini taşın altına koyarak değiştiren, üreten ve iyileştiren tarafta yer alın. Kendinize inanın, birbirinize kenetlenin; birliğin aşamayacağı hiçbir engel yoktur.
Derneğimize sayfanızda yer ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarı ve kolaylıklar dilerim.
Geçmiş ile gelecek arasında güçlü bir kültür köprüsü kuran Karahisar Yörükler Derneği, Yörük kültürünün yaşatılması ve genç nesillere aktarılması adına önemli bir sorumluluk üstlenmektedir. Geleneklerimizi korumanın, kültürel kimliğimizi güçlendirmenin ve toplumsal dayanışmayı artırmanın en etkili yollarından biri bu tür gönüllü çalışmaların desteklenmesidir. Sorularıma içtenlikle yanıt veren Derneğin Başkan yardımcısı Prof. Dr. Sermin Öztürk Hocamıza, emekleri için Dernek Başkanı Sayın Hasan Hüseyin AZAK ve yönetimine teşekkür ediyor, Karahisar Yörükler Derneği’nin kültürümüze değer katan çalışmalarında başarılar diliyorum.
Ben Âliye METE SERT; haftaya “Kadınlar Dernekte” köşemizde bir başka sivil toplum kuruluşunda yer alan bir hanımefendinin hikâyesiyle yeniden sizlerle olacağım.