Başkanlık Koltuğu Değil, Ahilik Postu
Mahmut Emin Birliktir
Esnaflık meselesini önemsiyorum.
Çünkü esnaflığın bizim toplumumuzda sadece ticaret yapmak, dükkân açmak, para kazanmak olmadığını düşünüyorum. Esnaflık bu ülkenin kültürünün bir parçası. Hatta biraz geçmişe gittiğimizde bunun temelinde Ahilik gibi çok güçlü bir gelenek var.
Bugün şartlar değişti tabii. Ticaret değişti, şehirler büyüdü, internetten alışveriş hayatımıza girdi, büyük firmalar çoğaldı. Ama esnaf hâlâ bu ülkenin en önemli kesimlerinden biri.
Bir de bu esnafı temsil eden insanlar var: Esnaf odası başkanları.
Ben başkanlık meselesine biraz farklı bakıyorum.
Bana göre esnaf odası başkanlığı sadece seçim kazanıp dört yıl oturulan bir koltuk değil. Hatta “koltuk” kelimesi bile bu görev için çok doğru gelmiyor bana.
Orası bir Ahilik postu.
Çünkü o göreve geldiğiniz zaman artık sadece kendinizi temsil etmiyorsunuz. Arkanızda yüzlerce, bazen binlerce esnaf var. Sabah dükkânını açan, yanında işçi çalıştıran, çırak yetiştiren, vergi veren, evine ekmek götürmeye çalışan insanların temsilcisisiniz.
Bunun bir ağırlığı olması lazım.
Başkan dediğin esnafın içinde olacak. Sadece seçim zamanı değil, her zaman.
Kimin işi iyi gidiyor, kimin işi kötü gidiyor, hangi meslek grubunun ne problemi var, gençler neden bazı mesleklerden uzaklaşıyor, esnafın belediyeyle, devletle, kurumlarla ne sıkıntısı var… Bunları bilmesi gerekiyor.
Ama başkanın işi sadece sorun çözmek de değil bence.
Esnafı bir arada tutmak da onun görevi.
Eskiden esnafın kendi içinde çok daha güçlü bir birlikteliği vardı. İnsanlar birbirlerini tanırdı. Usta-çırak ilişkisi daha kuvvetliydi. Esnaf toplantıları, yemekleri, organizasyonları daha anlamlıydı.
Bunları yeniden canlandırmak lazım.
Oda dediğimiz yer sadece aidat ödenen, belge alınan bir yer olmamalı. Esnaf oraya girdiğinde “Burası bizim yerimiz” diyebilmeli.
Başkan da insanları bir araya getirmeli.
Bazen bir yemek düzenlemeli, bazen mesleğin eski ustalarını toplayıp onurlandırmalı, bazen gençlerle büyükleri buluşturmalı. Şehrindeki esnafı diri tutmalı.
Bir başka önemli konu da şu:
Seçimler gelir geçer.
Birisi size oy verir, birisi vermez. Birisi sizi destekler, diğeri başka adayı destekler. Bunların hepsi normal.
Ama seçim bittikten sonra başkan herkesin başkanıdır.
Esnafı “benden olan, benden olmayan” diye ayırmaya başladığınız anda o makamın ruhuna zarar verirsiniz.
Çünkü Ahilikte ayrıştırmak yok.
Tam tersine bir araya getirmek var.
Ben esnaf odası başkanlarının şehirlerde çok daha etkili olması gerektiğini düşünüyorum. Ama bu etki bağırıp çağırarak ya da sürekli siyaset konuşarak olmaz.
Ağırlığınız olacak.
Bir konu olduğunda esnaf adına konuşacaksınız ve insanlar “Bu adam arkasındaki esnafı temsil ediyor” diyecek.
Bence gerçek güç de burada.
Makamdan gelen güç başka şeydir, temsil ettiğiniz insanların size duyduğu güvenden gelen güç başka şeydir.
İkincisi çok daha değerlidir.
O yüzden zaman zaman Ahilik kültürünü hatırlamakta fayda var.
Ahilik sadece geçmişte kalmış, törenlerde anlatacağımız güzel bir hikâye değil. Bugünün esnaf teşkilatlarına da aslında çok şey söylüyor.
Dürüst ol diyor.
Adaletli ol diyor.
Esnafını ayırma diyor.
Kapını açık tut diyor.
İnsanları bir araya getir diyor.
Mesleğine ve temsil ettiğin makama yakışır şekilde davran diyor.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey yeni kurallar bulmak değil. Yüzlerce yıl önce bu topraklarda kurulmuş olan o anlayışı yeniden hatırlamak.
Ben esnaf odası başkanlığına bu yüzden değer veriyorum.
Başkanlık gelip geçer. Bugün siz oturursunuz, yarın başkası oturur.
Ama insanlar yıllar sonra sizin döneminizi hatırladığında “Esnafı bir arada tuttu, odamıza değer kattı, esnafın derdiyle uğraştı” diyorsa, asıl başkanlık odur.
Çünkü günün sonunda mesele hangi koltukta oturduğunuz değil.
Oturduğunuz yerin hakkını verip vermediğinizdir.
Hele ki oturduğunuz yer bir koltuktan çok, Ahilik postuysa.
Not: Bu yazıyı kimseyi kastetmeden sadece eski bir oda başkanı olarak nasihat niteliğinde kaleme aldım saygı ve sevgilerimle