Meral Günay

Ey İnsan Beni Misafir Etmedin. Hasta Oldum Ziyaretime Gelmedin

Meral Günay

 Enes bin Malik’ik rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Sâil (İsteyici, dilenci) Allahü Teâlâ’nın misafiridir. Ona veren Allahü Teâlâ’ya vermiş olur. Vermeyen Allah’a (Allah için) vermemiş olur.” (Şir’at’ül – İslâm, s:179)
Musa Aleyhisselâmın ümmeti: - Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa  Turu Sina'ya çıktığında, Allah tarafından şöyle nida olundu:  - «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?» 
Musa Aleyhisselâm: “Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim.  Dedi. Allah (c.c.): “Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim” buyurdu. 
Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşamüstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip: 
«Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi. 
Hz. Musa: - Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi.  Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi. 
İkinci gün Hz. Musa Tur'a gidip:  - Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu: 
— Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah: 
— Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah: 
—İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben yere göğe sığmam ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz buyurdu. 
Bir Hadisi Kudsi’de Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Allah dedi ki:  - Ey insan hasta oldum, ziyaretime gelmedin.
İnsan sordu: - Ey Rabbim sen âlemlerin Rabbisin... Seni nasıl ziyaret edeyim? 
Allah buyurdu:  - Bilmiyor musun? Falan kulum hasta oldu; ama sen onu ziyaret etmedin; eğer onu ziyaret etseydin; Beni yanında bulacaktın. 
Allah dedi ki:   - Ey insan. Açtım, doyurulmamı istedim; beni doyurmadın. 
İnsan sordu: - Ey Rabbim ben seni nasıl doyururum? Sen alemlerin Rabbisin. 
Allah buyurdu: - Falan kulum senden yemek istedi; sen yedirmedin... Bilemedin mi? Ona yedirseydin beni yanında bulacaktın. 
Allah buyurdu: - Ey insan su istedim; vermedin. 
İnsan sordu: - Ey Rabbim sana nasıl su vereyim? Sen alemlerin Rabbisin. 
Allah buyurdu: - Falan kulum senden su istedi; vermedin. Ona su verseydin; Beni yanında bulacaktın... Bunu da mı anlayamadın?"  (Kudsi Hadis)
Bu kutsi hadiste Sevgili Peygamberimiz, Allah'ın vahyettiğini kendi sözleriyle bize anlatmıştır. Bu kutsi hadiste de görüldüğü gibi, hasta, aç, susuz insanın gönlünü almak ve insanlara hizmet etmek "Allah'a yakın olmanın en kestirme yoludur".

Yazarın Diğer Yazıları