Meral Günay

İslam Demek Barış Demektir

Meral Günay

İslâm "silm" ve "selam"; kökünden türeyen bir kelimedir. Bu şekliyle Kur'ân'ın 105 yerinde geçmektedir. "İslâm" kelimesi isim ve fiil halinde 10 kadar âyette geçmektedir. Silm; barış güven ve huzur, selam da; mutluluk esenlik ve güvenlik demektir. İslâm ise; Allah'a teslim olmak, barışa girmek, boyun eğmek ve itaat etmek mânâsındadır. Kur'ân'a göre İslâm kişinin kendisini yalnız Allah'a teslim etmesi yalnız O'na kul olması, yalnız O'na ibadet etmesi demektir. "Allah katında din İslâm'dır." (Âl-i İmrân 3/19); "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa bilsin ki (O din) ondan kabul edilmeyecek ve âhirette kaybedenlerden olacaktır." (Âl-i Îmrân 3/85) ayetleri bu gerçeği ifade etmektedir.
Bu duruma göre İslâm insanlık için vazgeçilmez değerler olan inanç ibadet muamelat ve ahlâk gibi temel prensipleri sosyal hayatın gereği olarak kabul eden ekmel ve evrensel bir dindir. Hz. Âdem ile başlayan İslâm dini Hz. Muhammet ile kemâle ermiş, tamamlanmıştır Nitekim Cenab-ı Hak da kullarına en uygun din olarak İslâm'ı seçtiğini beyan etmiştir: "Bugün size dininizi ikmal ettim üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim."(Mâide 5/3)
“Ey inananlar! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin Çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.” (Bakara,2/208) buyurmuştur. HZ. MUHAMMED VE YAVUZ

“Niyetim İ’lây-ı Kelimetulah ve kasdım İslâm Birliği’dir. Eğer seferimde hayır var ise yardım eyle, Ümmeti Muhammedi sahrada zebun eyleme yâ Rabbî“ diyerek dua eden ve ordusunu çöle vuran Yavuz’un duasını kabal eden Yüce Allah (c:c.) çöle yağmur verip Türk ordusunu sıkıntıdan kurtarmıştı. İslâm alimleri Yavuz’un keramet sahibi ve evliyâdan olduğunu naklederler.
Mısır’ın fethine giden yol Sina çölünden geçiyordu. Çöl, gündüzleri yanıyor, kum fırtınaları durmak bilmiyor, geceleri ise dondurucu soğuklara sahne oluyordu. Herkes suyunu idareli kullanıyor, abdestler teyemmümle alınıyordu. Yolculuk bu şekilde sürüp giderken Yavuz bir ara atından indi; elleri önünde, başı eğik bir vaziyette yürümeye başladı. Padişahın yanından ayrılmayan Hasan Can’ın bu durumun sebebini sorması üzerine Yavuz: 
“İki Cihan Sultanı Peygamber Efendimiz önümüzde yaya olarak yürürken biz nasıl at üzerinde olabiliriz Hasan Can“ demiştir. İslâm âlimleri Yavuz’un keramet sahibi ve evliyadan olduğunu naklederler.

Yazarın Diğer Yazıları