Sözlükte “büyüklük” anlamına gelen kibir (kibr), tevazuun karşıtı olarak “kişinin kendini üstün görmesi ve bu duyguyla başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması” demektir; ancak kelimenin daha çok birinci anlamda kullanıldığı, büyüklenme ve böbürlenme şeklindeki davranışların ise bu huyların dışa yansımasından ibaret olduğu belirtilir. Aynı kökten gelen tekebbür ve istikbâr kibre yakın anlamlara gelmekle birlikte kibri büyüklük duygusu, tekebbürü ise bu duygunun eyleme dönüşmesi şeklinde yorumlayanlar da vardır.
Kaynaklarda, tekebbürün en ileri derecesinin gerçeği kabule yanaşmayarak Allah’a karşı büyüklenmek ve O’na boyun eğip kulluk etmeyi kendine yedirememek olduğu ifade edilir.
İslam alimleri Tekebbürün iki farklı anlama geldiği söylerler. A‘râf sûresinin 146. âyetinde kibir taslayanlar eleştirilirken “haksız olarak” kaydının konması dikkate alınarak bir kimsenin sahip olduğu gerçek meziyet ve erdemleri ölçüsünde kendi değerinin farkına varmasında bir sakıncanın bulunmadığı belirtilmiştir (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “kbr” md.; Lisânü’l-ʿArab, “kbr” md.Tâcü’l-ʿarûs, “kbr” md.).
Kibirlenmek küçüklüktür. Halkın ve Hak’kın nazarında büyümek isteyen büyüklenmez. Büyüklenen mutlaka küçülür. Büyüklük yalnız Allah'a mahsustur. Allah, büyükleneni küçültür; Küçükleneni büyültür.
İblis, büyüklendiği için Allah onu rahmetinden kovmuş, bulunduğu makamdan azledip indirmiştir. Büyüklendiği için hakarete uğramıştır. İblis, ateşten yaratıldığına ve yaratılışına güvenerek üstünlüğün kendisinde olduğuna inanmış; büyüklüğün aslından intikal eden bir miras, elinden alınamaz bir kişisel özellik olduğunu sanmış ve bulunduğu o makamdan düşmeyeceğini düşünmüş ve Allah’ın emrine karşı gelmiş ve daha da ileri giderek Allah’ın emrini eleştirmeye kalkmıştı. Kendinde ve bütün eşyada bulunan bütün özelliklerin sadece bir Allah vergisi olduğunu unutmuştu. Bu unutkanlığın cezasını, bulunduğu makamdan uzaklaştırılarak çekmiştir. Buna Hz. Âdem’i çekememesi yâni hasedi sebep olmuştur.
İblis’in bu hâli Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Gâle ene hayrun minhü (t) halagtanî min narin ve halagtani min tınin:İblis, “Ben ondan daha hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın” dedi. (SAD:76)
İblis, kibiri, kıskançlığı ve inadı yüzünden Allah’a inandığı halde onun emrini beğenmeyerek ve uymayarak kafirlerden oldu. A’raf suresinde şeytana hitaben: "O halde çık, sen artık küçülenlerdensin." (A'raf, 37 ) buyrulur.
Bu olayda düşünen insanlar için alınacak ibretler vardır. Allah'ın bir başkasına verdiği üstünlüğe ve nimete haset edip, o nimetin ondan alınarak kendisine verilmesini isteyen veya kendisine verilmese bile ondan alınmasını isteyen kimse, Allah'a ait olan bir takdir hakkının kendisinde olduğunu zannediyor ki, büyük bir hata yapıyor, günah işliyor ve Allah’a isyan ediyor demektir. İblis, işlediği bu günahın cezasını en ağır şekilde çekmiştir; bu suçu işleyeler İblis gibi elbette cezalarını çekeceklerdir.
Allah’ın Sevgili Resulünün Veda Hutbesindeki şu uyarıyı asla unutmayalım: Ey İnsanlar, sözümü iyi dinleyin. Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem’in çocuklarısınız; Âdem ise topraktandır