Günümüzün Müslümanının en önemli meselesi “MÜ’MİN” olabilmek olduğuna göre, Mü’min kime denir sorusuna cevap bulmaya çalışalım.
Huvallâhullezî lâ ilâhe illâ huve, elmelikul kuddûsus selâmul mû’minul muheyminul azîzul cebbârul mutekebbir(mutekebbiru), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne). (Haşr59/ 23 )
“O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.” (Diyanet İşleri) Allah Mü’mindir/güven verendir; güvenilendir.
Bu ayette Mü’min kelimesi “Geven/emniyet veren” anlamında Allah’ın güzel isimlerinden birisi olarak geçmektedir. Yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratılan insan da başkalarına güven vermelidir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde:
“Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. '' (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8)Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki
“Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri uykusuz kalmaktır.” (İbni Mace; 21, I,539)
“Kılmakta olduğu namazlar yaptığı kötülüklerini bile bıraktıramıyorsa, o kimse devamlı Allah’tan uzaklaşır.” (Taberani. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/744) Bu bakımdan namaz kılan kimse ahlakını güzelleştirmek için gayret etmelidir. Mümin her hususta kendisine tıpkı Muhammed’in Emin gibi çevresine güven veren, inandığı gibi yaşayan ve inancını davranışlarına yansıtan müslümandır. ŞÜKÜR NEDİR?
Musa (A.S.) Allah’a münacatında:
Ey Mâbudum ! Âdem’i (ve yok olanı) kudret elinle yarattın, şunu yaptın, bunu yaptın, Âdem acaba sana nasıl şükretti? Deyince Cenâbı Hakk:
“Onun benden olduğunu bildi; Onun benden olduğunu bilmesi bana şükretmesidir” dedi.
Şükür nimeti değil vereni görmek ve bilmektir.
Dâvud (A.S.) Yâ Rabbî sana nasıl şükredeyim? Oysa şükrüm senden gelen bir nimettir diye dua ettiğinde Cenâbı Hakk, ona:
“İşte şimdi (tam manasıyla) bana şükrettin” diye vahyetti. Öyleyse şükür, nimeti değil, o nimeti vereni bilmektir.