Muharrem Günay

Benim Kudretimin Yettiği Yerlere, İmparatorunuzun Ümit ve Niyetleri Bile Yetişemez'

Muharrem Günay

31 Mayıs 2012 Perşembe 03:00:00
  Anadolu Hisarı’nın da yapılmasıyla İstanbul’a karadan ve denizden gelecek olan yardım yolları kesilmişti. II. Mehmed, Edirne’ye döner ve fetih hazırlıklarına hız verir. Durumdan kuşkulanan Bizans imparatoru elçilerini sultana gönderir. Padişah gelen elçi heyetine, “Benim kudretimin yettiği yerlere, imparatorunuzun ümit ve niyetleri bile yetişemez”(İlhan Bardakçı, Tarih ve Medeniyet Dergisi s. 12, Mayıs 1994)
Genç hükümdar; İstanbul’un fethine dair olan hadislerin, kendisini gösterdiğine inanıyordu. Bundan da öte, evliyaların bu husustaki kerametlerine öylesine bağlanmıştı ki, O’nun bu halet-i ruhiyesi, sadece mahalli kaynaklarımızda değil, Bizans kaynaklarına bile bütün ayrıntıları ile yansımıştır. Çağdaş Bizans tarihçisi Dukas, O’nun bu güzel durumuna temas ederken şöyle demektedir; “Padişahın gece ve gündüz huzuru kalmamıştı. Yatağına girer ve kalkarken, sarayda ve dışarıda gezip dolaşırken hep İstanbul’un fethi ile meşguldü.Yalnız, veya arkadaşları ile bir gezintiye çıkarsa, sadece onu düşünür ve istirahat ve uyku nedir bilmezdi.”(Z.Kitapçı, a.g.e. 2. cilt, s.140)
Fetih Başlıyor:
Asıl adı “Hz. Fatih Sultan Muhammed Han” olan Fatih’in derdi davası, Allah’ın dinini yüceltmektir. Sultan Fatih, Boğaz’a bu muhteşem mührü(Rumeli Hisarı) vurduktan sonra, fethin başlama tarihinin tesbitine sıra gelmişti. Hazırlıklarını yaptıktan sonra, ne kadar evliya, ulema, aşıklar, salihler, zakirler, fakirler, dervişler, sufiler, tarikat ehli varsa, hepsine nâme(mektup) yazdı; “Gelin İstanbul’un fethine katılın” dedi.
İstanbul’un bu günkü Ok Meydanı’nda büyük bir çadır kurdu, Din adamlarını orada ağırladı; “Benim askerlerim ok atarken, top güllesi atarken, siz de İstanbul’un fethi için tesbih çekip, Allah’a dua edeceksiniz.” dedi. Sağ yanına devrin en büyük alimlerinden ve evliyalarından Akşemseddin Hazretleri’ni aldı. Sol tarafında kendisini küçükken terbiye eden ve askeri sahada yetiştiren Molla GÜRANİ yer alıyordu. Edirne’de bir meclis-i meşveret açtı; “İslam’ın üç kıta’ya hakim olması için İstanbul’u fethetmemiz gereklidir.” dedi. Sultan Fatih’in Başbakanı durumunda olan Çandarlı Halil PAŞA; “ İstanbul’un Fethine karşıyım, mümkün değildir. Hem İstanbul’u alsak da elimizde tutamayız.” diyordu.

Yazarın Diğer Yazıları