Son günlerde sosyal medya mecralarında yine hızlı, köpürtülmüş ve derinlikten uzak bir tartışmanın ortasındayız. Ankara’da gerçekleşen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) toplantısına Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in katılmaması ve ülkesini Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov’un temsil etmesi üzerine hemen bildik senaryolar üretilmeye başlandı. “Aliyev sitem mi etti?”, “Bakü ile Ankara arasında soğuk rüzgarlar mı esiyor?” soruları havada uçuşuyor.
Hatta hafızalar hemen tazelendi: 2024 yılında Şuşa’da yapılan gayriresmî TDT Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılmamış, EURO 2024’teki Hollanda maçı için Berlin’e gitmişti. Türkiye’yi de o zirvede Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etmişti. Yine Azerbaycan’daki benzer bazı çok taraflı toplantılarda lider düzeyinde değil, bakan düzeyinde temsiller gördük.
Peki, sosyal medyadaki bu "misilleme" veya "soğukluk" iddiaları ne kadar gerçekçi?
Uluslararası ilişkiler ve zirve diplomasisi, duygusal sosyal medya yorumlarıyla okunamayacak kadar kurumsal bir yapıya sahiptir.
Zirve Diplomasisi ve Temsil Düzeyi
Devlet başkanlarının takvimleri aylık değil, bazen yıllık planlanır. Ancak bölgesel krizler, iç siyaset dinamikleri veya dönemsel program çakışmaları nedeniyle liderler çok taraflı zirvelere bizzat katılamayabilirler. Bir ülkenin zirvede Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil edilmesi, o zirveye veya ev sahibi ülkeye verilen bir "ceza" değil; diplomasinin olağan bir enstrümanıdır.
Kardeşlik Hukuku ve Provokasyon Sınırı
Hepsinden önemlisi unutmamak gerekir ki; Azerbaycan ve Türkiye bir ananın, bir babanın iki evladıdır. Bizim aramızdaki bağ sadece diplomatik antlaşmalarla değil, ortak tarih, kan ve can bağıyla örülmüştür. İki devlet arasındaki bu köklü birlik ve beraberliği, sosyal medyadaki üzücü ve sığ paylaşımlara kurban etmemek; algı operasyonlarına ve nifak tohumu ekmek isteyen provokatörlerin oyunlarına alet olmamak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Anlamlı Temaslar ve Birliğin Resmî
Nitekim sahada ve diplomasinin derinliklerinde kardeşlik ruhunun ne kadar canlı olduğunu gösteren pek çok somut adım atılmaktadır. Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Reşad Aslanov’un, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmesi bu açıdan son derece kıymetli ve anlamlı bir mesajdır. Bu tür temaslar, iki ülke arasındaki sarsılmaz bağların, ortak millî iradenin ve sarsılmaz kardeşlik hukukunun açık bir tezahürüdür.
Çözüm Yolu: Liderler Düzeyinde Temas
Aslında spekülasyonların önünü kesmenin en güzel ve kestirme yolu bellidir: Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev arasında gerçekleşecek karşılıklı bir ziyaret. Söz gelimi Sayın Aliyev’in Ankara’ya davet edilmesi ya da Cumhurbaşkanımızın Bakü’ye bir ziyaret gerçekleştirmesi, yürütülen tüm bu dedikoduları tek kalemde sonlandıracaktır.
Temennimiz; kardeşliğimizin daha da pekişmesi ve bu tür spekülasyonların tamamen ortadan kalkması adına böyle bir liderler temasının en kısa sürede hayata geçirilmesidir.
Sosyal medyanın yüzeysel ve tıklanma odaklı dili, diplomasinin ince dengelerini ve bu derin kardeşliği "sen geldin, ben gelmedim" sığlığına indirgemeyi sever. Oysa devlet aklı anlık tepkilerle değil, uzun vadeli çıkarlar ve kurumsal devamlılıkla işler. Ankara ile Bakü arasındaki bağlar, zirve koltuklarındaki fiziksel varlıkların ve masadaki protokolün çok ötesindedir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bir Ananın İki Evladı: Diplomaside Protokol Ve Gerçekler
31 Ekim 2026 01:02Devlet Memuru Hediye Bile Alamaz
30 Ekim 2026 01:00Bir İğne Ve İplik Bile Olsa Devlet Malına Dokunmayın
29 Ekim 2026 01:00Rüşvet Alan Da Veren De Ve Devlet Malına El Uzatan Da Cehennemliktir
28 Ekim 2026 01:02Cumhuriyet: Asırlık Çınarın Kökleri Ve Sönmeyen Meşalesi
27 Ekim 2026 01:12