Camiye giderken vakarlı olmak, hem de gösteriş izlenimi vermemek lazımdır. Normal bir şekilde yürünür. Koşulmaz, pek hoş olmamakla birlikte hafifçe acele edilebilir. En güzeli vakit gelmeden hazırlık yapıp, yola vaktinde çıkmak ve vaktinde camiye gelmektir.
Camide Kur’an okunuyor, namaz kılınıyor vaaz ediliyor ve hutbe okunuyorsa camide bulunanlara ve namaz kılanlara selam verilmez. Tenbihü’l – Gâfilin’de denilir ki:
“Mescidin ilk hakkı eğer oturanlar varsa selâm vermektir. Hiç kimse yoksa veya mescitte bulunanların hepsi namazda ise şöyle selam vermek gerekir: “Esselâmü aleynâ ve alâ ıbâdillâhi’ssâlihin – Selam bizim üzerimize ve Allah’ın sâlih kulları üzerine olsun.”“
Müezzin kamet getirmeye başlamışsa camiye gelen kişi, vaktin sünneti de olsa hiç bir şekilde nafile namaz kılamaz. Hemen cemaate katılır. Bunun istisnası sadece sabah namazının sünnetidir. İmâm selam vermeden cemaate yetişebileceğini tahmin ederse sünneti kılar, aksi halde hemen imama uyar.
Öğle veya cuma namazının sünnetine başladıktan sonra cemaatin farza durması durumunda veya hatibin hutbeye çıkması durumunda iki rekât tamamlanınca selam verilir. Maliki, şafi ve Hanbelîler cemaatle kılınan farzın kaçırılmasından endişe edildiği takdirde nafile namazın hemen kesilebileceğini söylemişlerdir. Hanefilere göre yalnız bir rekât kaçıracağını tahmin eden kimse namazı kesmeyip iki rekât kılıp selam verir; üçüncü rekâta başlamış olan kimsede dördüncü rekatı tamamlar.
— Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kargaların buğday tanesini toplaması gibi, süratle namaz kılmayı, yırtıcı bir hayvan gibi secdede ellerle dirseklerin yere dayanılmasını, devenin kendisine yer tahsis ettiği gibi kişinin cami de yer ayırmasını yasak etmiştir.” (Ahmed. İmâm Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/748)
Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki
“Sizden biriniz cemaate kıldırdığı namazı uzatmadan kısa olarak kıldırsın, çünkü cemaatin içinde tahammül edemeyen, ihtiyar, hasta ve acele bir işi olan kimseler bulunabilir. Tek başına kılıyorsa namazını dilediği kadar uzatabilir.” (Ahmet. İmâm Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/696)
İslam dini kolaylık dinidir. Hz. Peygamberimiz her zaman kolay olanı ve orta yolu tercih etmiştir. Bu bakımdan cemaatle namaz ikame edilirken hastaları, yaşlıları da düşünerek çok uzatmamak gerek bunun yanında çok acele etmekte doğru değildir. En güzeli orta yolu seçmektir.