Muharrem Günay

Emanet Bilinci Ve Liyakat: Allah'a, Peygambere Ve Millete Hainlik Etmeyiniz!

Muharrem Günay

​İçinde bulunduğumuz dönemde, hem bireysel hem de toplumsal hayatımızda en çok ihtiyaç duyduğumuz, eksikliğini ise en derinden hissettiğimiz kavramların başında "emanet" ve "liyakat" geliyor.
​Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de bizlere çok net ve sarsılmaz bir ölçü koymuştur: "Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder..." (Nisa, 4/58).
​Emanet, köken olarak "emn" kelimesinden gelir. Emn; korku ve endişeden uzak, emin olmak demektir. Kelimenin ruhundan da anlaşıldığı üzere, toplum olarak korku ve endişeden uzak, huzurlu bir hayat sürebilmemizin yegâne şartı, her alanda emanetleri ehline, yani liyakat sahibi olanlara teslim etmektir.
​Unutmayalım ki, peygamberlerde bulunması zorunlu olan beş temel nitelikten biri "Emanet"tir. "Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer yapmazsan Allah'ın elçiliğini tebliğ etmemiş (emanete hıyanet etmiş) olursun" (el-Maide, 5/67) ayeti, bu sorumluluğun ağırlığını gözler önüne serer.
​İhanet, Müminin Lügatinde Bulunmaz
​Allah’ın emirlerine ve gönderdiği son Peygamberin sünnetine uymayan kimse, yüklendiği emanete karşı görevini layıkıyla yapmamış demektir. İlahi ikaz çok açıktır: "Allah'a ve Peygamberine hainlik etmeyiniz ki bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız." (Enfâl, 8/27).
​Bugün coğrafyamız üzerinde oynanan oyunlara baktığımızda; inancımıza ve kültürümüze yabancı güçlerin, emperyalist yapıların planlarına hizmet etmenin, onlardan emir ve icazet almanın da en büyük hıyanet olduğunu görürüz. Bu yola sapanlar, yalnızca vatana değil; Allah’a ve Resulüne de hainlik etmiş olurlar.
​Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bir Müslümanda hıyanet huyunun asla barınamayacağını şu veciz sözleriyle ifade eder: "İki özellik vardır ki bunlar mü'minde huy haline gelmez. Bunlar, hıyanet ve yalandır." Yine hadis-i şeriflerde, emanete hıyanet etmek, yalan söylemek ve sözünde durmamak "münafıklığın üç büyük alameti" olarak sayılmıştır. Kişi namaz da kılsa, oruç da tutsa, bu kötü huyları taşıyorsa imanını tehlikeye atmış demektir.
​Vatan, En Kutsal Emanetimizdir
​Kur’an bir emanettir; din bir emanettir; vatan ise üzerinde yaşadığımız, nefes aldığımız en büyük emanettir. Peygamber Efendimizin "Vatan sevgisi imandandır" buyurması boşuna değildir. Vatan, sınırları haritayla çizilmiş basit bir toprak parçası sayılamaz. Bir toprak parçası; ancak bağrında yatan şehitleriyle, zengin tarihi mirasıyla ve uğrunda dökülen kanlarla "vatan" hüviyeti kazanır.
​Şairin, "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, / Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır" mısraları, bu şuurun en güzel özetidir. Din, namus, şeref, bağımsızlık ve hürriyet gibi mukaddes değerlerimiz ancak bir vatan şemsiyesi altında var olabilir. Milletin birliğine, vatanın bütünlüğüne sahip çıkmayan, bu konularda hassasiyet göstermeyenlerin dindarlık iddiaları havada kalmaya mahkûmdur.
​Devlet İşleri Tüyü Bitmemiş Yetimin Hakkıdır
​Müminin boynundaki en ağır emanetlerden biri de kamuya, devlete ve millete ait işlerdir. İslam tarihi, liyakatin şahikası olan örneklerle doludur.
​Mekke’nin feth edildiği gün yaşanan o meşhur hadiseyi hatırlayalım... Peygamberimiz (s.a.v.) Kâbe'nin anahtarlarını elinde bulunduran Osman b. Talha'yı çağırtıp kapıyı açtırdı. O sırada Peygamberimizin amcası Hz. Abbas, anahtarların ve Kâbe hizmetinin kendi ailesine verilmesini talep etti. Kendi amcası, en yakın akrabası talip olmuşken, Efendimiz ne yaptı? Nisa Suresi 58. ayetin nüzulu üzerine anahtarları, bu işi öteden beri en iyi şekilde yapan Osman b. Talha'ya geri verdi ve "Bunu, haksızlık yapmadan hiç kimse sizden alamaz" buyurdu. İşte İslam'ın liyakat ve adalet anlayışı budur! Akrabalık, yandaşlık değil; ehliyet esastır.
​Bir gün bir adam Peygamberimize gelerek "Kıyamet ne zaman kopacak?" diye sorar.
Peygamberimiz: "Emanet zayi olduğu zaman kıyameti bekle" buyurur.
Adam: "Emanetin zayi olması nasıl olur?" diye sorunca da şu muazzam ve evrensel cevabı verir:
"İşler ehil olmayan kimselere (liyakatsizlere) verildiği zaman kıyameti bekle!"
​Sözün özü şudur: Allah'a, dine, millete ve vatana doğrudan hainlik edenler kadar; makamları, mevkileri ve devlet işlerini ehline vermeyip liyakatsizlere teslim edenler de bu ihanete ortak olmuş olurlar. Emanetlerimize sımsıkı sahip çıkacağımız, adalet ve liyakatin her alanda hakim olacağı yarınlar dileğiyle... Kalın sağlıcakla.

Yazarın Diğer Yazıları