Tarihte kurmuş olduğumuz büyük devletlerin ve medeniyetlerin kuruluşunda olduğu gibi, Milli Mücadele’nin başarıya ulaşmasında ve yurdun düşmandan temizlenip Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda da sûfilerin, din adamlarının ve müderrislerin çok büyük etkileri olmuştur.
1900’lü yıllar Türk Tarihi’nin en zor ve felaketlerin üst üste geldiği yıllardır.1912-1913 yıllarında yaşanan Balkan Savaşları hezimetinden sonra neredeyse Rumeli’nin tamamı Türk hâkimiyetinden çıkmış, 1914-1918 1.Dünya Savaşı ile birlikte devletin varlığı tehlikeye düşmüş, İstanbul işgal edilmiş, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile devletin varlığı resmen olmasa da fiilen sona ermişti. Mütarekenin beşinci maddesine göre sınırların korunması ve iç güvenliğin sağlanmasında kullanılacak az sayıdaki askerlerin dışında tüm askerlerin terhis edilmesini, mütarekenin 7. Maddesi ise müttefiklere güvenliklerini tehdit edecek bir durumda diledikleri yeri işgal etme hakkını veriyordu. Mütarekenin yürürlüğe girmesi, orduların terhis ve silahların da teslim edilmesi ile birlikte yurdumuzun en önemli merkezleri çeşitli bahanelerle düşman tarafından işgal edilmeye başlanmıştı. Anadolu ise işgale karşı bir ölüm kalım mücadelesini başlatmak azminde ve kararındaydı.
Ölüm-kalım mücadelesinin ilk günlerinde Atatürk’ün de belirttiği gibi “halk, hakiki vaziyeti anlamamışlardı. Fikirlerde karışıklık vardı. Dimağlar adeta durgun bir haldeydi.” yine Atatürk’ün ifadesiyle pek çok din adamı “hakikati halka izah ettiler. Doğru yolu gösteren vaaz ve nasihatlerden sonra herkes çalışmaya başladı” (Atatürk, 1989, s. 208).
Mustaf Kemal Paşa, Samsun’a ayak bastığı andan itibaren din adamları ile omuz omuza olmuştur. Çünkü o Anadolu insanının Milli Mücadele etrafında toplanmasında din adamlarının nasıl tesirli olacaklarını çok iyi biliyordu. Gittiği her yerde din adamları da Mustafa Kemal’i büyük bir sevgiyle karşılamış ve ona her türlü desteği vermişler ve bağlılıklarını bildirmişlerdir.
Mustafa Kemal Atatürk, Erzurum Kongresi’nin kendisinin başkanlığında seçtiği 9 kişilik Hey’et-i Temsiliye iki tane din adamına yer vermişti: Erzurumlu Raif Hoca ve Erzincan’da Nakşi Şeyhi Fevzi Efendi.
Bu din adamları içerisinde Afyonkarahisarlı İsmail Şükrü Çelikalay Hoca’nın ayrı bir yeri ve önemi vardır. İzmir’in işgaliyle birlikte Afyonkarahisar Müdafâi Hukuk Cemiyeti’nin kuruluşu içerisinde yer alan, İkaz adında bir de gazete çıkaran ve çok güçlü bir hatip olan Hoca Şükrü Çelikalay, ateşli vaaz ve konuşmaları ile sadece Afyonkarahisar ‘da değil tereddüt içerisinde yer alan Ankara halkının da Atatürk ve Kuvayı milliye yanında yer almasını sağlamıştır. Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde yapmış olduğu ateşli bir vaaz sonrasında ilmiye cüppesini çıkarmış ve Ankaralıların temin ettiği atlar, mavzer ve silahlarla Ankara’dan Afyonkarahisar’a hareket etmiş ve Uşak cephesinde Yunan’ı durdurmuş ve Ankara Hükümetine zaman kazandırmıştır. Hoca Şükrü Çelikalay, aynı zamanda Bayatlı Yarbay Arif Bey ile birlikte Konya isyanının bastırılmasında da yer almıştır. Hoca Şükrü Çelikalay’ın oluşturduğu bu askeri birlikler “ÇELİKALAYLAR” adıyla kurtuluş savaşında nam salmıştır. Aynı zamanda müderris yani profesör olan ve 1. Mecliste Afyonkarahisar’ın ilk milletvekili olarak yer alan İsmail Şükrü Çelikalay’ın faaliyetleri bazı din adamlarının aksine yerel bazda kalmayıp tüm ulusu ve milli mücadeleyi etkilemiştir. Çok güçlü bir hatip olmasının yanında cesareti ve çalışkanlığı ile dikkat çeken Hoca Şükrü Çelikalay 3 yıl dört ay süren milletvekilliği süresince 304 soru önergesi vererek bu sahada bir rekor kırmıştır. Hilafet ve İslamiyeti birbiriyle özdeşleştiren Hoca Şükrü Çelikalay aynı zamanda Hilafetin kaldırılmasına da karşı çıkmıştır.
Afyonumuzda sık sık kullanılan bir deyimdir. “Sahibi Karahisar’ın sahibi yok”. Allah’a çok şükür ki son zamanlarda Sahibi Karahisar’a sahip çıkmaya başlayan Eski Bakanlarımızdan Veysel Eroğlu gibi, belediye başkanımız Mehmet Zeybek gibi siyasetçilerimiz, Gökmen ÇİÇEK gibi valilerimiz çoğalmaya başladı. Bu arada Cumhur İttifakı’nın tüm milletvekillerini Ali Özkaya’yı, İbrahim Yurdunuseven’i ve Mehmet Taytak’ı da bu listeye ekleyebiliriz. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederiz.
İlimizde bir İmam Hatip Ortaokuluna ve bir sokağa “İsmail Şükrü Çelikalay” adı verildikten sonra, Karayolları ile Müze arasındaki alt geçide ne ad verileceği düşünülürken belediye Başkanımız Mehmet ZEYBEK büyük bir incelikle (ve bu geçide vereceği adı sır gibi saklayarak) adını “HOCA İSMAİL ŞÜKRÜ ÇELİKALAY GEÇİDİ” olarak açıklayıverdi. Bana göre Sayın Zeybeğin yaptığı hayırlı işlerin en önemlisi bu iştir. Çünkü Hoca Şükrü Çelikalay, yaptığı işler açısından sadece yerel bir asker, bir ilim adamı ve müderris değildir. Onun yaptığı işler ulusal düzeyde Milli Mücadele’ye etki etmiş ve özellikle Atatürk’e ve Milli Mücadeleye soğuk bakan başta Ankaralılar olmak üzere tüm yurttaşlarımızın kazanılması bakımından çok etkili olmuştur. Hilafet konusundaki düşünceleri ise gelecek açısından çok daha önemli ve takdire şayandır.
VERİLEN BU ADLAR YETERLİ Mİ?
Bir alt geçide, bir ortaokula ve bir sokağa Hoca İsmail Şükrü Çelikalay adının verilmesi yeterlimidir? Hayır ve asla?. Maraşlılar, sadece Maraş’ın kurtulmasında Fransız ve Ermeni askerine bir kurşun sıkan SÜTCÜ İMAM’ın adını bir üniversiteye verirken biz niye vermeyelim. AFSÜ’NİN yani AFYONKARAHİSAR SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNVERSİTESİNİN adı niye “HOCA ŞÜKRÜ ÇELİKALAY SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ” olmasın. Veya en azından AKÜ’ye bağlı “İslami İlimler Fakültesi’nin adı, (Hocamızın adına da çok münasip olur.) HOCA İSMAİL ŞÜKRÜ ÇELİKALAY İSLAMİ İLİMLER FAKÜLTESİ niye olmasın.
Teklif bizden takdir büyüklerimizden…
Bu arada 25 Aralık 2021 Cumartesi günü düzenlenen panelin çok yerinde ve hayırlı bir girişim olduğunu belirtmek isterim. Bu panelin gerçekleşmesi için bizzat Sayın bakanımız Veysel Eroğlu’nun çok gayret sarf ettiğine yakinen şahit olanlardanım. Her zaman söylediğim gibi Afyonkarahisarımız “Erenler, evliyalar, âlimler, şehitler yatağı, yiğitler kahramanlar otağıdır” Tarihe mal olmuş şahsiyetlerimiz bundan böyle sıra ile yâd edilecektir. Buna yürekten inanıyor ve vesile olanlara şükranlarımı arz ediyorum.