Muharrem Günay

İslâm Üç Hadis Üzerine Kurulmuştur

Muharrem Günay

İmâmı Şafi ve Hanbele’ e göre, “İslâm’ın temeli üç hadis üzerine kurulmuştur. Birincisi ameller niyetlere göredir. (Bu hadisi 30 sahabe rivayet etmiştir mütavatirdir) “İkincisi helal ve haram bellidir.” Üçüncüsü “Dine dinden ve sünnetten olmayan bir şeyi katmak merduttur; reddolunmuştur” hadisleridir.

İmâmı Şafi bu hadisin fıkıhtan yetmiş ayrı bâba girdiğini ifade der. “Dinden olmayan bir şeyi dine katan reddolunur” hadisi ahiret işini , “Ameller niyetlere göredir” hadis de dünya işlerini tanzim etmiştir. Birincisi ihlâsı, ikincisi niyeti anlatır.

“Hâlbuki onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah’a has kılarak, O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı.”(Beyine: 5)

Yukarıda mealini verdiğimiz âyetle hadis, İslâm’ın temel prensibidir; dinin özüdür. İbni Abbas (r.a.) diyor ki:

“Kişi niyeti oranında korunmuş olur.” Bir başkası ise “İnsanlara niyetleri ölçüsünde verilir” diyerek manalandırmıştır.

         Sevgili Peygamberimiz niyet ve amel ilişkisi hakkında İbni Ömer (r.a..)in rivayetine göre şöyle buyurmuştur:

“Allah bir sözü ancak amelle kabul eder ve hiç bir sözü ve ameli de niyetsiz kabul etmez.” (Taberâni)

“Niyeti olmayanın hiçbir sevâbı (mükâfatı) da yoktur.”(İbnü’l-Mübarek-Müsned-i Firdevs)

- Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: 

“Halis niyyet, Arşa asılıdır. Kul, niyyetine sadık kalınca Arş-ı Ala, o kul affedilinceye kadar sallanır.” (İmâm Suyuti, Camiu’s-Sağir ve Tercümesi, Aydın Yayınevi: 1/4)

 Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Bir kimse toplum arasında, (aşikârda) namaz kıldığı zaman, namazını (farz, vacip ve sünnetine riayet ederek) güzelce kılar, gizli kıldığı zaman da aynı şekilde namazını güzel kılarsa Yüce Allah: “Şü benim hakkıyla bir kulumdur, buyurur.” (İmâm Suyuti, Camiu’s-Sağir ve Tercümesi, Aydın Yayınevi: Niyet ve İhlâs bölümüm 1/4)

 Resûlullah (s.a.v.) buyuruyor ki: 

“Yüce Allah bir Kudsi Hadiste şöyle buyurmaktadır: 

“Ben ortakların ortaklığından, uzağım, Bir kimse başkasını benimle ortak tutarak bir amel işlerse, ben o kimseyi ve ortak koştuğunu terkederim. (Amelinin ecrini ortak koştuğundan alsın.)” (İmâm Suyuti, Camiu’s-Sağir ve Tercümesi, Aydın Yayınevi: 1/4)

Yine bir başka rivayete göre Sevgili Peygamberimiz Tebük Muharebesi’nde buyurdu ki: “ Medine’de bazı kişiler vardır ki, geçtiğimiz herhangi bir vadi, ayak basıp da düşmanı kızdırdığımız bir yer, harcadığımız herhangi bir nafaka ve çektiğimiz bir açlık yoktur ki, onlar Medine’de oldukları halde, bunlarda (sevaplarında) bize ortak olmasınlar...”

Ashab-ı Kiram : “Ey Allah’ın Resulu! Onlar bizimle beraber olmadıkları halde nasıl bu fazileti elde ederler?” diye sordular.

Resulullah Efendimiz buyurdu ki: “Özürleri onları geri bıraktı. Binaenaleyh onlar niyetin güzelliğiyle bize ortak oldular” (Muhakkak ki, Medine’de olan bazı kimseler, cihadımızda bize ortak oldular) (Buhari, İ.Gazali, İhya cilt 4/ 626)

Yine rivayetlere göre Peygamberimizden önceki devirlerde: Kişinin biri bir kıtlık senesinde, kumdan bir tümseğin kenarından geçerken kendi kendine: “Eğer bu kum yığını yemek olsaydı, halk arasında onu taksim ederdim” diye niyet etti. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, onların Peygamberine vahy göndererek buyurdu:

“O kuluma de ki: Cenâb-ı Hak senin sadakanı kabul edip güzel niyetine teşekkür etti. O kum tümseği yemek olsaydı ve sen de onu sadaka verseydin elde edeceğin sevap kadarını sana sevap olarak verdi.” ( İ.Gazali, İhya cilt 4/626)

 Yine bir başka hadisi şerifte Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“İki Müslüman kılıçlarıyla karşı karşıya geldiklerinde hem öldüren hem de öldürülen cehennemdedir.”

Soruldu:

-Ey Allah’ın Resulu şu öldüreni anladık. Fakat öldürülenin suçu ne?

Cevap olarak buyurdu:

“Çünkü öldürülen de arkadaşını öldürmeye niyet etmişti.” (Müslim, Buhari, Ebu Davud ve Nesai)

Yazarın Diğer Yazıları