Genelde ibadet denilince aklımıza namaz kılmak ve oruç tutmak gibi ibadetler gelir. Hâlbuki namaz ve oruç ibadeti Allah ile kul arasında olan bir meseledir yani Allah hakkıdır. Namaz kılmayan bir mü’min için Cenâb-ı Hakk “Dilersem bağışlarım, dilersem bağışlamam” buyurmaktadır. Hâlbuki yapmış olduğumuz başta devlet işleri ve ticaret gibi kamuyu ve bütün insanları ilgilendiren işlerde kul hakkı mevcuttur. Bunun ise affı mümkün değildir. Bu bakımdan hangi işi yaparsak yapalım ve hangi makamda olursak olalım işimizi ibadet aşkı ve anlayışı ile yapmalıyız. Çünkü Peygamber Efendimiz insanların en hayırlısını tarif ederken “İnsanların en hayırlısı insanlara hizmet edendir” buyurmuşlardır.
Burada şunu da belirtelim ki namaz dinin direği ve bütün ibadetlerin anasıdır. Bu direği yıkan dinini yıkmış olur. İşlerimizi ne kadar güzel yaparsak yapalım namaz borcundan kurtulamayız. İşlerimizi ibadet anlayışı ile yapmakla beraber dinin direği ve Mü’minin miracı olan namazı da ikâme etmeliyiz. Peygamber Efendimizin vefatından önce bizlere en önemli tavsiyesi namaz olmuştur…
Cenâb-ı Hakk, “Emanetleri ehline vermeyi ve insanlar arasında hükmettiğimiz zaman adaletle hükmetmeyi emretmiştir.” (Nisa/58)
İşkâl ettiğimiz makam, yaptığımız her iş bizim için bir emanettir. İşini bu anlayışla yapan bir mü’minin her anı ibadet haline dönüşür. İki tüccar düşünün birisinin amacı sadece para kazanmak olsun ve bu işte her yolu mübah görsün, hile yapsın, bu insan sadece para kazanmış olur, para kazanırken de aynı zamanda büyük günah işlemiş olur. Bir başka tüccarı düşünelim o da işini ibadet aşkı ve anlayışı ile yapsın. Haramdan ve şüpheli şeylerden kaçınsın, insanlara hizmet etmenin ibadet olduğunu bilerek işini yapsın. Bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır. Birincisi kul hakkı yiyip, büyük günah işlerken, ikincisi hem rızkını helal yoldan kazanıp hem de ibadet yapmış ve Allah’ın rızasını kazanmış olur. Çünkü Peygamber Efendimizin ifadesiyle
“Doğru sözlü, dürüst ve güvenilir tâcir, nebîler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.” (Tirmizî, Büyû, 4)
Kamu çalışanşarı için de durum aynıdır. Görevini dikkatle yapan bir mümin hem işini yapmış, hem rızkını kazanmış hem de ibadet yapmış olur. İşini doğru dürüst yapmayan birisi ise emanete hıyanetlik etmiş, hem günaha girmiş hem de kul hakkı yemiş olur.
İslâm âlimlerine göre:
“Namaz oruç gibi ibadetler insanın kendi iyiliği içindir. Asıl ibadet nasa/insanlara hizmettir.”
İnsanlara herhangi bir şekilde hizmet etmek, onlara faydalı olmak ve yine herhangi bir suretle onları sevindirmek, dinimize göre büyük sevâp kazanmaya vesiledir.
Nitekim Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki:
“Farzlardan sonra en kıymetli amel, müslüman kardeşini sevindirmektir.” (Taberânî)
“Allahü Teâlânın en sevdiği iş, elbise vererek veya doyurarak yahut başka bir ihtiyâcını karşılayarak, bir mü’mini sevindirmektir.” (Taberânî)
Bu konuda Sevgili Peygamberimizin başka müjdeleri de vardır:
“Bir kimse, Allah için, bir Müslüman kardeşinin yararına ve onun rızasına bir işe çalışır ise, göz açıp kapayacak kadar zaman içinde dahi masiyet işlemeden Allah-u Teâlâ’ya bin yıl hizmet etmiş gibi sevap alır.” (Seyyid Ali Zâde, Şirat’ül İslâm, s. 254)
“Din kardeşinin bir işini yapana binlerce melek duâ eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı affolur ve kendisine kıyâmette ni’metler verilir.” (İbn-i Mâce)
“Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin, her adımında 70 günâhı affedilir ve 70 sevâb verilir. O iş bitene kadar, böyle devâm eder. İşi yapılınca, bütün günâhları affedilir. O işi yaparken ölürse, sorgusuz, hesâpsız Cennet’e gider.” (İbn-i Ebi’d-dünya)
“Bir kimse, din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için hükümet adamlarına gidip uğraşırsa, kıyamettesırat köprüsünden, çok kişinin ayaklarının kaydığı zaman, Allah, onun süratle geçmesi için yardım eder.” (Taberânî)
Namaz, oruç ve hac gibi yapmakla yükümlü olduğumuz ibadetler bizim Allah’a olan kulluk ve şükür borcumuzu yerine getirmektir. Asıl ibadet insanlara hizmet etmektir. Peygamberimize İnsanların en hayırlısı kimdir? Diye sorduklarında Sevgili Peygamberimiz:
“İnsanların en hayırlısı insanlara hizmet edendir.” Buyurmuşlardır. (M. Arif, (tarihsiz) 1. Cilt, Hadis No: 426)
Bir başka hadis-işerifte ise şöyle buyurmuştur:
“İman yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâilâheillallah” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Hayâ da imandandır.” (Buhari, İman, 3; Müslim, İman, 57, 58)