Muharrem Günay

İZMİR MERKEZLİ İANYO (YUNAN) DEVLETİ KURMA FAALİYETLERİ (1)

Muharrem Günay

15 Mayıs 1919’da Yunan kuvvetlerinin İzmir’e çıkışı ile 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a Türk tarihi açısından dönüm noktalarıdır. Bu konuda Prof.Dr. Anıl Çeçen “İanyo Devleti Kurulamaz” adlı makalesinde aşağıdaki değerlendirmeleri yapmıştır:
Tarihsel olarak Yunan ordusunun İzmir’e ayak basışı, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Samsun’a çıkışını tetiklemiştir. Altı ay önceden İstanbul’a gelerek bir Anadolu harekâtı için hazırlıklara başlayan Mustafa Kemal, Yunanlıların Ege bölgesine girmesinden hemen sonra Karadeniz’e çıkarak Anadolu’nun kurtarılması için ulusal kurtuluş savaşına başlıyordu. Yunanlılar Anadolu’nun Ege bölgesini işgal etmek amacıyla İzmir’e çıkarken, Atatürk ve arkadaşları da Türk ulusu adına Samsun’a çıkarak Karadeniz bölgesinden Anadolu’nun kurtuluş savaşını başlatıyordu. Tarihin garip bir cilvesi olarak Anadolu, işgal girişimleriyle beraber kurtuluş mücadelelerine de aynı dönemde sahne oluyordu. Tarihin çelişkisi, o dönemde dünyanın merkezinde yer alan Anadolu yarımadasında bir kez daha farklı bir örnek ile gündeme geliyordu. İmparatorluğun çöküşünden sonra Anadolu’ya yönelen işgal girişimleri, Türk halkının direnişini ve kurtuluş mücadelesini de tepkisel olarak kışkırtıyordu. Bu çerçevede, I9 mayıs Samsun çıkışının arkasında I5 mayıs İzmir işgalinin yeri olduğunu iyi bilmek gerekmektedir.
Yunan ordusunun Ege bölgesine girişinin ikinci yansıması, bu bölgede yeni bir siyasal yapılanmaya gidilmesi olmuştur. İzmir’e girerken bölgedeki Rum ahali Yunanlılara yardımcı olmuşlar ve bölgedeki Rum köyleri Yunan ordusuna bağlı olarak Ege’de bir dayanışma içerisine girerek, devletsizlik ortamının bu bölgeden kaldırılması için çaba göstermişlerdir. Eski Bizans döneminden kalma bir Rum egemenliği ideolojisi olan Megalo İdea doğrultusunda, bu bölgede tıpkı eski Bizans öncesi dönemde olduğu gibi bir İyonya devleti kurmağa kalkışmışlardır. Yunan ordusu İzmir’i ele geçirdikten sonra bu kenti merkez olarak seçmiş ve İzmir üzerinden diğer Ege kentlerine doğru yayılmağa başlamıştır. Yunanlılar İzmir merkezli bir İyonya devleti ilan ederek, bu yeni siyasal yapılanmaya bağlı olarak askeri birlikleri yeniden düzenlemişlerdir. Ayrıca yolları ve işletmeleri işgal ederek İyonya devletine bağlı bir ulaşım ve haberleşme sistemi oluşturabilmenin ön hazırlıklarını yapmışlardır. Böylece, Yunan askerinin Anadolu’ya çıkışı bir geçiçi işgal olmaktan çıkarılarak geleceğe dönük bir doğrultuda kalıcı bir İyonya devletinin ön hazırlıkları ile kurumsal bir yapıya dönüştürülmek istenmiştir. Osmanlı imparatorluğunun teslim olmasından sonra, İkinci Meşrutiyet döneminde kurulmuş olan Mavri Mira ve Etniki Eterya gibi Rum milliyetçisi ırkçı dernekler de, Ege bölgesinde Rum köylerine dayanan bir siyasal yapılanmayı İzmir’in başkent olacağı yeni bir İyonya devleti çatısı altında örgütleyebilmek için, aynı doğrultuda işbirliğini geliştirerek bir an önce Büyük Yunanistan’ın İyonya eyaletini kurabilmenin arayışı içinde olmuşlardır. Yunanlıların Ege macerası bir anlamda ikinci bir İyonya devleti girişiminin ortaya çıktığı dönem olmuştur.
İyonya kavramı tarihten gelen bir devlet ve bölge isimidir. İyonya bir anlamda İzmir’in güneyi ile kuzeyini bir araya getiren bölgenin adıdır. Eski Fokai ve Milet kentleri İyonya bölgesinin en önde gelen yerleşim yerleridir. Tarihin en eski yerleşim merkezlerinden birisi olan Anadolu yarımadasında gündeme gelen uygarlıklar zinciri içerisinde, İyonya’nın önemli bir yeri bulunmaktadır. Yunanistan bölgesine yapılan Dor saldırıları sırasında buradan kaçanların gelip yerleştikleri bölge olarak İyonya tarih sahnesine çıkmıştır. Tarihte yerini alan İyonya federasyonu oniki İon kentinin bir araya gelmesiyle beraber Ege bölgesinde kurulmuştur.
Sisam, Sakız, Milet, Efes, Teos, Kolophon, Fokai, Piren, Myus, Lebedos, Eritrai ve Smiryna gibi kentlerin birleşmesinden meydana gelen İyonya Federasyonu Romalılar Anadolu’ya gelmeden önce kurulmuş olan bir antik çağ devleti idi. İyonya siteleri bölge topraklarının verimli olması nedeniyle kısa zamanda zenginleşince Orta Doğu ticaretinin yeni merkezi konumuna gelmişlerdir. M.Ö. onuncu yüzyılda başlayan yerleşimler, birkaç asır içerisinde doruk noktasına çıkarak, İyonya’yı bir Önasya uygarlığı düzeyine getirmiştir. M.Ö. beşinci yüzyılda Pers imparatorluğuna bağlanan bu site devletleri, bir süre sonra isyan ederek Atina kenti ile beraber bir Helen Birliği arayışı içerisine girmişlerdir. Ne var ki bu çabalar kısa zamanda sonuç vermeyince, Büyük İskender Makedonya’dan gelerek bütün Ön Asya bölgesini işgal edince, Ege bölgesindeki İyonya kent devletleri federasyonuna da son vermiştir. İyonya halkı tıpkı Persler döneminde olduğu gibi Makedonya imparatorluğuna da karşı çıkarak isyan etmiş ve Ege adalarında yaşayan denizci halklarla bütünleşerek bir Ege uygarlığı arayışı içine girmiştir. Bu aşamadan sonra İzmir’in civarındaki takımadalara İyonya adaları denilmeğe başlanmıştır. İyonya bölgesi ile beraber takımadalarda İyonya ülkesi içerisinde kabul edilmeye başlanmıştır. Tarihin ortaya koyduğu gibi İyonya bir ülke adı olduğu kadar bu bölgede tarihin ilk dönemlerinde yer alan yerleşimlerin ortaya çıkarmış olduğu uygarlığın da adı olmuştur.
Roma ve Bizans imparatorlukları öncesinde Ege bölgesinin adı olan İyonya, gene bir bölge adı olarak Osmanlı imparatorluğunun çöküşünden sonra da dile getirilmeğe başlanmış ve bu doğrultuda Yunan işgali bir İyonya devleti kuruluşuna dönüştürülmek istenmiştir. Etniki Eterya ve Mavri Mira gibi Rum milliyetçisi cemiyetlerin öncülüğünde Ege’nin Osmanlı dönemindeki Rum ahalisi örgütlenmeğe başlamış, Helen ulusunun emperyal ideolojisi olan Megalo İdea düşüncesi doğrultusunda yeniden Ege topraklarında bir İonya devleti macerasına kalkışılmıştır. Rum askerlerinin bölgedeki Rum ahali ile kaynaşması ve onlarla bütünleşerek kısa zamanda bir İyonya devleti yapılanmasına yönelinmesi, Sevr Antlaşması sonrasında Anadolu’nun batı bölgesinde ciddi bir hareketlenmeye yol açmıştır. Rum köyleri Yunan ordusu ile kaynaşmağa yöneldikçe, Osmanlı devletinin Ege bölgesindeki Türk ahalisi bu durumdan rahatsızlık duyarak Yunanlılara karşı isyana kalkışmıştır. Sevr sonrasında devlet teslim olduğu için bir devletsizlik ortamında Yunanlılar hızla İyonya’yı kurma çabası içinde olmuşlardır. Türkler daha toparlanarak düzenli bir ordu kuramadıkları için sadece bölgesel direnişlerle bu emperyal oluşumu önlemeğe çalışmışlardır. Çerkez Ethem ve ona bağlı olan askeri birliklerin o dönemde büyük yararları olmuş ve İzmir’de başlayan Yunan işgalinin Ege’nin güney bölgelerine yayılmasını önlemiştir. Yunanlılar Egede bir Çerkez direnişini önleyebilmek için, Çerkezlere Kuzey batı Anadolu’da devlet kurmak için yardımcı olacaklarını söyleyerek, Çerkez Ethem kuvvetlerini uzaklaştırmak istemişler ama bu oyunda başarılı olamamışlardır. Çerkez Ethem ve askerleri Müslüman oldukları için, yeni bir Haçlı emperyalizmine teslim olmayarak direnmiş ve savaşmışlardır. Böylece Roma ve Bizans İmparatorlukları öncesinde bu bölgede var olan İyonya devletinin yeniden kurulmasına izin verilmemiştir. Osmanlı sonrasında bir Yeni Bizans projesini devreye sokmak isteyen Haçlılar, Türk ulusunun büyük bir özveri ile zafere ulaştırdığı kurtuluş savaşı sayesinde geri püskürtülmüşlerdi.

Yazarın Diğer Yazıları