Bunun üzerine ibni Ziyad 30 bin kişilik bir orduyu gönderir.
Yezid’in valisi ibn Ziyad 30 bin kişilik bir orduyu Hüseyin’in üzerine gönderdi. Askerler kampın etrafını sardılar ve Hüseyin ile görüşmelere başladılar.
Hüseyin, kuşatmanın kaldırılmasını, kendisi ile birlikte ailesi ve taraftarlarının da Irak’ı terketmesine izin verilmesini istedi. Ordunun komutanı Ömer bin Sa’d bu teklifi makul buldu ve üstlerine iletti. Bu teklif ibn Ziyad’ın da hoşuna gitti ancak yönetimde söz sahibi olan Emevilerden Şimr bin Zi’l-Cevşen, Bahteri bin Rebia ve Şeys bin Rebia karşı çıktılar. Ömer bin Sa’d’a Hüseyin ve beraberindekileri öldürmesini, yoksa kendi canından olacağını söylediler.
Muharrem ayının 7’sinde Ömer bin Sa’d çemberi daralttı ve kampın su yollarını kesti. Artık Hz. Hüseyin ve ashabı kurak bir yerde bir yudum sudan mahrum bırakılmıştır. Allah’ın verdiği sudan.”Eğer dininiz yoksa ve kıyamet gününden de korkmuyorsanız, hiç değilse dünyanızda hür olarak yaşayın.” (Maktel-i Harezmi, c.2, s.33)Hz. Hüseyin ashabına şöyle diyor; “Sizlerin üzerinizdeki hakkımı kaldırıyorum. Teşekkür ediyorum. Hepinizden memnunum. Bunların davası benimle, siz gidin isterseniz.” Bu sözleri söylüyordu çünkü son derece samimi ve serbest olarak yapmalarını istiyordu. “Ben sizi mecbur etmiyorum, gecenin karanlığından faydalanıp kaçabilirsiniz.” Diyerek sadece bilinçli serbest seçim yapmalarını istiyordu. İşte Kerbela şehitle-rine değer verilmesi de bu yüzdendir. Kendisiyle kalıp mutlak ölümü yaşamaları için zorlanmamıştır. Öyle bir şehadetin değeride yoktur. Ama İmam ne ben engel oluyorum nede düşman. Hangisini isterseniz seçin, serbestsiniz diyordu.Hz Hüseyin’in ashabından kimisi bunu bir fırsat bilip gitti ama kimisi de Müslim ibn-i Avsace (r.a) gibi; (Ey Ebu Abdillah)! Eğer beni yetmiş kere öldürüp yakar ve sonra yine diriltirlerse yine de son nefe-sime dek senden ayrılmam; oysa ki, sadece bir kere öldürülmek var ve senin için öldürülmek sonsuz bir yücelik ve keramettir. (İrşad-u Mufid, s.215)Diyerek tarihe altın harflerle vefa ve fedakarlığın örneğini yazmışlardır..
Ölüm – kalım mücadelesi
Muharrem ayının 9’unda, kampın su kaynakları tükendi ve önlerinde sadece ölmek ya da teslim olmak seçeneği kaldı. Hüseyin, İbn Sa’d’a sabaha kadar ibadet etmek istediklerini söyledi ve bu nedenle mühleti uzatmasını istedi. İbn Sa’d isteğini bir kez daha kabul etti.
Hüseyin adamlarına, teslim olmaya niyeti olmadığını, savaşacağını söyledi. Sayıca çok yetersiz oldukları için, öldürülecekleri aşikardı. Yine de hepsi ölmeyi tercih etti. Hüseyin herkesin kampı terkedip, gece karanlığından yararlanarak kaçmakta serbest olduğunu söyledi ancak hiçbiri yerinden kıpırdamadı.
Ertesi sabah Hüseyin’in adamları düşman ordusunun ön saflarını yanaşıp teker teker düşman ordusundaki akrabaları ve arkadaşları ile konuştular. Savaşmamalarını istediler. Hüseyin düşman askerlerine uzun bir konuşma yaptı. Bu konuşma öylesine etkili oldu ki, Yezid’in generallerinden Hur, devasa düşman ordusunu terkedip, Hüseyin’in bir avuç ordusuna katıldı.
İbn Sa’d diğer adamlarının da saf değiştirmesinden korkup, Hüseyin’e ilk oku atarak savaşı başlattı. Savaş önce düello şeklinde cereyan etti. Hüseyin önce Temim bin Kahta ile döğüştü. Onu bir kılıç darbesiyle öldürdü. Sonra Arap aleminin korkulan savaşçısı Zeyd Ebtahi’yi ikiye böldü.
Hüseyin’in taraftarlarından ilk olarak Hur, Habib bin Mezahir gibi Hüseyin’in ve babası Ali bin Ebu Talib’in yakın arkadaşları döğüştüler ve birer birer hayatlarını kaybettiler. Bunlardan sonra Hüseyin’in akrabaları döğüştüler. Peygamberin sülalesi Haşimoğulları birer birer yok oldu. Ölenler arasında Hüseyin’in oğlu Ali Ekber, kardeşi Hasan’ın oğlu Kasım, tek taraftan kardeşi ve sancaktarı Abbas (Alemdar) da vardı. Bu arada Yezid’in ordusu çok fazla kayıp vermişti.
Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı. Hüseyin’in oğlu imam Zeynelabidin de, savaşamayacak kadar hasta olduğu için çadırdaydı. Hüseyin diğer oğlu Ali Asgar henüz altı aylıktı ve susuzluktan ölmek üzereydi. Hüseyin oğlunu kucağına aldı ve Yezid’in ordusunun karşısına dikildi. Çocuğa bir yudum su vermelerini istedi. Ama Hurmala bin Kahil, Ömer bin Sa’d’ın emri ile çocuğu okla vurdu. Boynundan vurulan bebek oracıkta can verdi.
HZ. HÜSEYİN’İN ÖLÜMÜ ZİLLETE BOYUN EĞİLMEZ “Şu rezil oğlu rezil, şu haramzade oğlu haramzade emiriniz Ubeydullah ibni Ziyad bana kılıçla zillet arasında seçenekli olduğumu haber verdi; Hüseyin nerede, zillet nerede!? Hüseyin zillete tahammül eder mi?!