Din ve dünya hususunda bizim tek başvuracağımız kaynak (nur) yüce kitabımız Kur’an ve Kur’an-ı anlamada ve islamı yaşama da tek rehberimiz Hz. Muhammed s.a.v’ dir. Bunun içindir ki Âişe validemiz Sevgili Peygamberimize “O yaşayan Kur’an’dır” buyurmuşlardır.
Nitekim bir başka ayette (Maide suresi 15,16) Peygamberimize “Nur”, Kur’an-ı kerim’e de “Kitabu mübin” denilmiştir:
“Yâ ehlel kitâbi kad câekum resûlunâ yubeyyinu lekum kesîran mimmâ kuntum tuhfûne minel kitâbi ve ya’fû an kesîr(kesîrin) kad câekum minallâhi nûrun ve kitâbun mubîn(mubînun).”
“Ey Ehl-i Kitab! Size, Kitab (Tevrat)’tan gizlemekte olduğunuz şeylerin birçoğunu (ortaya koyup) açıklayan ve birçoğundan da (sükût ile) geçiveren Resûlümüz gelmiştir. Doğrusu size, Allah’tan bir Nur (olan İslâm veya Hz. Muhammed) ve apaçık bir de Kitab (Kur’an) gelmiştir. (Maide 5/15)
Yehdî bihillâhu menittebea rıdvânehu subules selâmi ve yuhricuhum mineZ Zulumâti ilân nûri bi iznihî ve yehdîhim ilâ SırâTın mustakîm(mustakîmin).
“Allah, onunla (o Kitab ile) rızasına uyanları selamet yollarına eriştirir, onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır ve dosdoğru bir yola iletir.” (Maide 5/16)
Allah, Resûlü’nün rehberliğinde Kur’an’a sarılmak suretiyle kendi emrine uygun yaşayan ve rızasına uyanları, selamet yollarına eriştirir; yani her türlü fitneden, şiddet ve azaptan, mihnet ve meşakkatten, bölünüp parçalanmaktan ve kula kulluktan, şirkin, küfrün, materyalist zihniyetin, her türlü ideolojinin ve batıl sistemlerin karanlıklarından kurtarır. O halde kurtuluşa erişmek için Allah Resûlü’nün önderliğinde Kur’an’ın hükümlerine sarılmak lazımdır. [bk. 2/2; 3/103; 6/155; 10/57; ] (H. T. Feyizli Feyzü’l-Furkan)
Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik. (İbrahim 14/1) (krş. 16/44, 89)
(Düşüncelerin değil, şehvetperestliğin, maddeperestliğin, erkek ve kadın pazarlamacılığının, içki, faiz ve tefeciliğin, çıkarcılık yarışının hâkim olduğu, kendilerine dokunulmazlık öngörülen/verilen kişi ve kral tanrıların hâkimiyet kurduğu devirlerin karanlıklarından aydınlığa çıkarmak için yüce Allah, bu Kur’an’ı indirmiştir. Böylece insanlığın asıl aydınlığa geçişi, toplumun nizamı, sosyal düzeni ve adaleti Kur’an’la olmuş ve toplumda ilâhî hâkimiyet de yine Kur’an’la sağlanmıştır. Çünkü Kur’an hayat nizamı, dünya ve âhiret saadeti için gelmiştir (2/257). Kur’an hayata rehber oldukça bu aydınlık devam edecektir.) (İbrahim 14/1. Ayetin açıklaması; H.T.Feyizli, Feyzü’l-Furkan)
“Yâ eyyühennâsü gad câetküm mevıZatün min rabbiküm veşifâün lime fî Sudûrihim ve hüden ve rahmetun lil mü’minine.” (Yunus 10/57)
“Ey insanlar! Size Rabb’inizden bir öğüt, gönüllerin derdine bir şifa, müminlere bir hidayet ve rahmet gelmiştir.” Ayette ya eyyühellezine âmenu deyilmeyip te ya eyyühennâsu/Ey insanlar demesi ayrıca dikkate değerdir.
Kur’an-ı Kerim insanlığa yük ve sıkıntı olsun diye değil, doğru yola kılavuzluk etmek, ümit vermek, huzur ve mutluluk kazandırmak üzere öğüt, uyarı ve rahmet olarak gönderilmiştir. “Hâze beyânün linnâsi vehüden ve mevıZatün lil müttegîn ( e ) “Bu (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.” (Âl-i İmran3/138)
Yâ eyyuhen nâsu kad câetkum mev’ızatun min rabbikum ve şifâun limâ fîs sudûri ve huden ve rahmetun lil mu’minîn(mu’minîne). (Yunus 10/57)
Ey insanlar, işte size Rabbinzden bir öğüt, gönüller derdine bir şifa ve mü’minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (Yunus 10/57.)
“Tâ hâ Mâ enzelnâ aleykel gur’âne liteşgâ İllâ tezkiraten limen yahşâ (Tâhâ20/1,3) “Tâ. Hâ. Biz, Kur’an’i sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.” (Tâhâ20/1,3)
“Ve lekad yessernel gur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).”
“Ve andolsun ki Biz, Kur’ân’ı, zikir için kolaylaştırdık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret alan) var mı?” (Kamer54/17)