"Çoğunuz beni Ankaralarda sanır, Afyon’da bir dam çökse yüreğim parçalanır” sözleriyle ve:
"Güzelim dağından doğarken güneş
Katmer katmer açar gülü Afyon'un.
Kerpiç bacalardan tüter bir ateş
O zaman konuşur dili Afyon'un”
Dizeleriyle hemen herkes tarafından bilinen ve hatırlanan, Milli Şair, Devlet ve Siyaset Adamı, Osman Attila’yı vefatının 48.Yılında bir dizi etkinlikle rahmetle anıyoruz.
Kısa adı AFYAŞAD olan Afyonkarahisar Yazarlar ve Şairler Derneği ve Ankara’da faaliyet gösteren Afyonkarahisar Kültür ve Turizm derneği olarak, biz istedik ki bu yıl Milli Şairimizi hak ettiği şekilde analım. Bu amaçla iki kardeş dernek olarak bir panel düzenlemeye karar verdik.
Panel 19 Nisan Pazar günü Afyon Lisesi karşısındaki Rıza Çerçel Kültür ve sanat Merkezinde saat 15.00 da yapılacaktır. Ardından 20 Nisan Pazartesi günü saat 10.30’da Milli Şairimizin Kocatepe Kabristanındaki (Asri mezarlıktaki) mezarı ziyaret edilecek burada yapılan duadan hemen sonra Milli Şairimizin kendi adını taşıyan Osman Attila Ortaokulu’na geçilecek ve burada da bir anma programı yapılacaktır.
Bu panelin öncesinde, Osman Attila’yı anma etkinliklerini, onun şahsiyetini, edebi kişiliğini yapmış olduğumuz basın açıklamaları ve ziyaretlerle Afyonkarahisar kamuoyunda canlı tuttuk. Sağ olsun basınımız da bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Hepsine ayrı ayrı teşekkürü bir borç biliriz.
Bu konuda bizden desteklerini esirgemeyen AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin KOÇAK’A, hasta yatağında olmasına rağmen bizi yönlendiren Prof. Dr. Mehmet SARI’YA, davetimize “ilminde zekâtı var” diyerek icabet eden ve İzmir’den gelecek olan hemşerimiz Araştırmacı Yazar Rahim SAĞ’A, Yine panelde Moderatörlük görevini üstlenen AKÜ Fen Edebiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Yücel AKIN’A ve panelimize panelist olarak katılacak olan Dr. Elif ALAKUŞ’A ve her iki derneğimizin de onursal başkanı olan İrfan Ünver NASRATTINOĞLU’NA ve eski milletvekili ve bakanımız, İsmet ATTİLA’ya ayrı ayrı teşekkür ederiz..
İLİMİZ ERENLER, EVLİYALER VE MÜTEFEKKİRLER YATAĞIDIR
Cumhuriyetin temellerinin atıldığı ve kurulduğu topraklar olmakla iftihar ettiğimiz Afyonkarahisar, aynı zamanda erenler, evliyalar, şehitler, aydınlar ve münevverler yatağı, yiğitler ve kahramanlar otağıdır.
İşte ilimizin yetiştirmiş olduğu bu aydınlardan ve devlet adamlarımızdan birisi de milli şairimiz Osman Attila’dır. Merhum gazeteci yazar Ahmet Kabaklı’nın deyimiyle “Osman ATTİLA, Cumhuriyet döneminde yetişen en büyük Milli Şairdir.”
Milli şairimiz Osman ATTİLA, 10 Mayıs 1922'de Afyonkarahisar'da doğmuştur. Babası, Tenekecioğulları'ndan Cafer Çavuş'tur. Tenekecioğlu Hacı Ali ile Dudu Hanım'ın küçük oğlu olan Cafer Çavuş, Afyon' da doğmuş, baba mesleği olan cam ve teneke ticaretiyle geçimini sağlayan bir esnaftır. Cihan Harbi sırasında Kafkas Cephesi'nde bulunan Cafer Çavuş, mütareke ve terhisinden sonra Afyonkarahisar’a dönerek, vefatı tarihi olan 1931 yılına kadar cam ve teneke ticaretine devam etmiştir. Annesi Emine Hanım, Afyonkarahisar'ın tanınmış ailelerinden Yolpazoğulları'ndan Hacı Mehmet Efendi ve Nazike Hanım'ın kızıdır. Osman Attila, Cafer Çavuş ile Emine Hanım'ın Celal ve Hayri Attila'dan sonra dünyaya gelen üçüncü oğludur.
Osman Attila'nın, şiirlerini Harabi mahlasıyla yazan halk şairi Çiloğlu Bekir (1830-1878)'in soyundan geldiği muhtelif kaynaklarda belirtilmiştir
Çocukluk yılları, ağabeyi Celal Attila'nın mahalli Haber Gazetesi'nde başmürettip olarak çalışması sebebiyle matbuata, annesi Emine Hanım'ın verdiği bilgilere göre "halk türkülerine ait güfteler üzerine uydurmalar ve mırıldanmalar" yapmak suretiyle folklora ve şiire ilk eğilimlerini etrafına hissettirdiği yıllardır.
İlköğrenimine 1928 yılında, kendi ifadesiyle "harf devriminin başladığı yılda" Gedik Ahmet Paşa İlkokulu’nda başlayan Osman Atila, dördüncü sınıfta iken, aralarında gazeteci-şair Muzaffer Görktan Behcetoğlu (1918-1993)'nun da bulunduğu okul duvar gazetesinde ilk yazılarını yazmaya başlar. O yıllarda emekli olarak Afyon' da ikamet etmekte olan şair Adanalı Ziya (1859-1932)'nın henüz ilkokulda öğrenci olan Osman Attila için, "Bu çocuğa dikkat edin" dediğini şairin kendi ifadesinden öğreniyoruz (Rahim Sağ, Osman Attila, Anılar Belgeler 1995)
Milli şairimiz Osman ATTİLA, öğrencilik yıllarında Alyon Halkevi tarafından yayımlanan Taşpınar Dergisi’nde yazı hayatına başladı. Sonraları Ankara'da Türk Dil Kurumu’nun "Türk Dili Dergisi" ile Halkevleri Genel Merkezi'nin yayım organı olan Ülkü Mecmuasında adını yurt çapında duyurdu. Afyonkarahisar'ın yetiştirdiği en önemli şairlerden birisi oldu. Şiirleri antolojilerde ve ansiklopedilerde yer aldı. Kütüphanesini, Afyon Gedik Ahmet Paşa
Kütüphanesi'ne bağışladı? 1965 Genel Seçimlerinde Adalet Partisi Afyonkarahisar Milletvekili olarak T.B.M.M.'ne girdi ve 4 yıl süreyle, çok sevdiği Afyonkarahisar'ı Meclis 'te temsil etti.
1969'da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Basın Müşavirliğine atandı. Daha sonra Kültür Bakanlığı Basın Müşavirliğine geçti.
Yayımlanan 10'dan fazla kitapları arasında, Afyonkarahisar'la doğrudan ilgili olanlar şunlardır
1.İnaz Köyü Eğitmeni Hasarı Koçak'ın Türküsü
2.Afyonkarahisar Türküleri
3.Atatürk 30 Ağustos'u Anlatıyor
4. Memleket şiirleri antolojisi
5.Afyon'un Hazineleri. Osman Attila'nın şiirlerinin en güzelleri Afyonkarahisar ile ilgili olanlardır.
6. Başlangıçtan Bugüne Türk Kahramanlık Şiirleri Antolojisi
O'nun şu iki dizesi, bütün Afyonkarahisarlıların belleklerindedir: "Herkes beni Ankaralarda sanır, Afyon'da bir dam çökse yüreğim parçalanır!
50 yaşında evlenen Attila'nın çocuğu yoktur. Osman Attilâ, 20 Nisan 1978 tarihinde Ankara'da vefat etti. Naaşı, Afyonkarahisar'a getirilerek, Asrî Mezarlığa defnedildi.
Yazımıza Milli Şairimizin şiiriyle nokta koyalım:
DUMLUPINAR 'DA
ŞEHİT ASKERİNMEZARI BAŞlNDA
Bu kabarmış toprağa yüzünü sür, kucakla:
Elbette bağı vardır olmuşun olacakla.
Dudağa değer gibi şimdi alnı her erin,
Bu havada ruhları dolaşır şehitlerin.
Biz, bu kutsî havanın içinde var olmuşuz.
Biz. bununla yoğrulmuş. biz bununla dolmuşuz.
Sadece dövünmedik "Vatan. İstiklal" diye
Sakarya boylarından çıktık Kocatepe'ye:
Bu yol ki hürriyetin kurtuluşun yoludur,
Zincirsiz yaşamanın tek çıkar yolu budur.
Bir daha nikah kıydık sevgili hürriyete:
Kahramanlık. Tanrı'dan vergidir bu millete
...
Bir damla asil kanda bin mucize saklıdır,
Bu topraklar Türklüğe inanmakta haklıdır.
Akdeniz'e tank gibi koştu bütün kağnılar,
Ey sevgili istiklal, ey güzel Dumlupınar.
Elbet yiğit olanlar layık böyle toprağa.
Selam ey şanlı orduya, selam şanlı bayrağa.
Selam istiklal için çarpışana, ölene,
Selam topağa düşüp ölürken de gülene
Selam ey Başkumandan, Mustafa Kemal selam:
Emanetin yaşıyor, güven iymanımız tam:
Omuzlarımız hisar, başlarımız burç yurda,
Can vermeğe and içtik hepimiz tek uğurda ...
Bir tarihten gelinir, bir tarihe gidilir;
Yaşamak isteyenler savaşmasını bilir.
Zamanın kahramanlar gelebilir hakkından.
Bize sesler geliyor uzaklardan, yakından.
Duyuldu mu bir kere " Haydin silah başına!"
Yeniden girişiriz İstiklal savaşına ...
Ödü varsa düşmanın, meydan açık hazırız:
Bu toprakta biz doğduk, biz yaşadık, biz varız.
Kından sıyrılmış kılıç, top ağzından mermiyiz.
Dumlu çocuklarıyız, hiç yoldan döner miyiz?
Söz verip baş koymuşuz; İstiklal bize haktır.
Buna göz diken düşman çıksın, kahrolacaktır! ..
(Ülkü. 1948)