Muharrem Günay

MUHYİDDİN ARABÎ HAZRETLERİ'NİN MÜJDESİ

Muharrem Günay

Şeyh-i Ekber Muhyiddi-i Arabî cifr ilmi yardımıyla ve ayetlerin gizli manalarından Osmanlı devletinin şânının yüceliğini ve kıyamete kadar süreceğini Yavuzun Suriye ve Mısır’ı fethedip hilafeti devralacağını keşfetmiştir. Bunu “Dâire-i Nu’maniyye fid-devlet’il Osmaniyye” adlı eserinde zikretmişlerdir. Bu, cifr ilmini bilenlerin malumudur. Şeyh-i Ekber bunu (eserini) Osmanlı’nın ortaya çıkmasından 70 sene önce istihrac etmişlerdir. (yani bu kitabı Osmanlı’nın ortaya çıkmasından yetmiş yıl önce yazmıştır.) (Müneccimbaşı, tarihsiz:46)
Yavuz Sultan Selim İslâm Halifesi olarak ilan edilip “Hâdimü’l Haremeyn eş Şerifeyn” unvanını aldıktan sonra buradan Şam’a yönelmiştir. (Eylül 1516) Şama’da uzun senelerdir metruk bir halde bulunan doktriner mutasavvıflardan büyük şeyh, Muhyiddin-i Arabî’nin türbesini ortaya çıkarmış ve büyük şeyhin ruhunu şad ve böylece onun birçok kerametini de ortaya koymuştur. Zira bu büyük İslam velisinin; “Birgün “s” harfinin “ş” harfine girdiğinde benim kabrim zâhir olur/ortaya çıkar dediği rivayet edilmektedir. (Kitapçı, 1996, s. 177)
Yavuz Sultan Selim, 24 Ağustos, 1516 tarihinde “Mercidâbık” savaşını kazandıktan sonra Haleb’e girmiş, iki hafta sonra da oradan ayrılıp Eylül ayı sonunda Şam’a ulaşmıştı. Buradan Mısır’a geçmeden önce de 15 Aralık’a kadar Şam’da kalmıştı. Yavuz Şam’da kaldığı sıralarda, Muhyiddin Arabî Hazretleri’nin (638/ 1240) bir kitabında geçen “Sin Şin’a girince Mim’in kabri ortaya çıkar” şeklindeki bir ifadeyi, büyük âlim Kemal Paşazade ile birlikte incelemişlerdi. Burada “Sin”in Selim’e, “Şin”ın Şam’a, “Mim”in de Muhyiddin’e işaret olduğu kanaatine varılmıştı. Yavuz Selim, Şam ve civarında bazı İslâm büyüklerinin kabirlerini ziyaret ediyordu. Çok saygı duyduğu Muhyiddin Arabî Hazretleri’nin yeri ise hiç kimse tarafından bilinmiyordu. Çünkü asırlar önce, eserlerini yanlış anlayıp karşı çıkan bazı Suriye âlimlerinin de etkisiyle kabri harabeye çevrilip kaybolmuştu. Yavuz Selim, bir gece rüyasında Muhyiddin Arabî Hazretleri’ni kendisine şöyle derken görür:
“Ya Selim! Senin gelmeni beklerdim. Safa geldin, hoş geldin. Mısır gazanı sana müjdelerim. Sabahleyin bir siyah ata bin. O seni bana götürür. Beni hâk-i mezelleten (horluk toprağından) kaldır. Bana bir türbe, bir cami ve imaret yapıver. Yürü işin rastgele, Mısır fethi müyesser ola! Yavuz sabahleyin bir siyah ata biner. At gider, Salihiyye Mahallesi’nde bir çöplükte durup eşinmeye başlar. Orası açılınca büyükçe bir taş çıkar. Üzerinde Arapça olarak “bu Muhyiddin’in kabridir” yazısı görülür. Yavuz Selim orayı temizleterek kabri ortaya çıkarır. Yavuz, 22 Ocak 1517 tarihindeki Ridâniye Savaşı ve Mısır’ın fethinden dokuz ay kadar sonra, ekim ayında tekrar Şam’a gelir ve dört aydan fazla kalır. Bu süre içinde Şeyh’in kabrine türbe, yanına ise bir cami ve aşevi yaptırır. İlk cuma namazıyla da açılışını yapar. (5 Şubat 1518)
Sizin Taptığınız Benim Ayağımın Altındadır
Yavuz Sultan Selim ayrıca, Muhyiddin-i Arabi Hazretleri’nin vefatından önce ayağını yere vurarak: “Sizin taptığınız benim ayağımın altındadır” buyurduğu yeri tespit ettirip kazdırdı. Oradan küp içinde altın çıktı. Bundan Muhyiddin-i Arabî Hazretleri’nin: “Siz Allah Teâlâ’ya değil de paraya tapıyorsunuz” demek istediği anlaşıldı. Gerçekten de O’nun idamına sebep, hazretin bu sözleri olmuştu.

Yazarın Diğer Yazıları