ALLAH SİZİ FURKAN SAHİBİ YAPAR
Yüce Allah kitabın anası, özü ve açış suresi olarak bilinen Fatiha suresinde “İhdinaSSıraTal müstegîm” diye yaratıcısından hidayet talebinde bulunan kulunun talebine hemen Bakara suresi ikinci ayette cevap verir ve:
“zâlikel kitâbu lâ raybe fîh (i) hüden lil müttegîn(e)” (2/Bakara–2)
“Bu öyle bir kitaptır ki onda (ve onun ilahi kitap olduğunda) hiç şüphe yoktur. O muttakilere ( Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere) doğru yolu gösteren (öğreten)dir” (2/Bakara-2) der. Enfal suresi 29. ayette ise, Müslümanlara hitaben: “Eğer takva sahibi olursanız Allah size tıpkı yüce kitabımız Furkan gibi bir özellik, bir anlayış verir ki Kur’an’ın bir adı da Furkan/Hak ile batılı ayıran kitaptır. Siz size verilen bu özellik, Furkan sahibi olmak sayesinde doğru ile yanlışı birbirinden ayırırsınız.” Denir.
“Elâ inne evlîyâ allâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn(yahzenûne). (10/Yûnus-62) “Muhakkak ki Allah’ın evliyasına (dostlarına), korku yoktur. Onlar, mahzun da olmazlar, öyle değil mi? (10/Yûnus-62) “Ellezîne âmenû ve kânû yettekûn(yettekûne).” (10/Yûnus-63)“Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır.” (10/Yûnus-63)“O Allah’ın evliyası var ya onlara korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar. Onlar âmenûdurlar ve takva sahibi olmuşlardır.” Bu 2. âmenû oluştur. Burada kişi takva sahibidir. Kişi, Allah’a ulaşmayı dilemiş ve takva sahibi olmuştur. Rum-31’de Allahû Tealâ: “Munîbîne ileyhi vettekûhu” diyor. Burada da “âmenû ve takva sahibi” ifadesi yer almaktadır.
Demek ki iki çeşit âmenû olan kişi vardır. Bunlar;
1.Allah’a inanan kişi vardır. Bunlar Allah’a ulaşmayı dilemedikleri için takva sahibi değildirler.
2.Bu inananlardan, kim Allah’a mülâki olmayı/ulaşmayı dilerse, ruhunu Allah’a teslim edip ulaştırmayı dilerse, sadece onlar takva sahibi olurlar.
Allah’a ulaşmayı dilemek takvanın sahibi olmak demektir. Yunus–62 ve 63’te de Allahû Tealâ aynı şeyi söylemektedir. Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, Allah’a inanan hiçbir kişi takva sahibi olamaz, cennete ulaşabilecek olan bir mü’min de olamaz. Hidayet te böyledir, kul Allah’tan hidayet istemedikçe, gönlünü hidayete açmadıkça, hidayet yoluna girmedikçe Allah kuluna hidayet vermez. Allah’a inanmak başka şeydir, cennete girmek başka şeydir. Allah’a inanıyor diye bir insan, asla direk olarak Allah’ın cennetine giremez. Allahû Tealâ, cennete girenlerin takva sahipleri olduğunu ve cenneti takva sahipleri için hazırladığını söylü-yor. İşte Kaf Suresinin 31 ve 32. âyetleri:
“Ve cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.” (50/Kaf-31)““İşte size vaadolunan şey budur (cennettir). Bütün evvab (ruhu Allah’a ulaşarak sığınmış), ve hafîz olanlar için.” (50/Kaf–32)“
“Cennet, takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı. İşte size vaat edilen şey, bu cennettir. Buyurun cennete girin.” Kim bu insanlar? Bunlar, takva sahipleridir. Bunlar direk olarak cennete gireceklerdir. İnsan Allah’a ulaşmayı dilemedikçe, takva sahibi olmuyorsa; o zaman Allah’ın cennetine de direk olarak girmesi mümkün değildir. Bir kişinin Allah’ın cennetine girebilmesi, mutlak olarak onun takva sahibi olmasını ifade eder. Bu da âmenû olanlardan, Allah’a inanlardan sadece Allah’a ulaşmayı dileyenler için geçerlidir. Görüyoruz ki, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi için kurtuluş vardır. Onlar âmenû olanlardan, mü’minlerden Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir. Onlar, takva sahibi olanlardır.
Evvab sözünü Elmalılı şöyle açıklıyor:
Evvab Sâd Sûresi’nde geçtiği üzere Allah’a dönüşü çok olan ve çok tevbekâr olan mânâlarına gelir. “Vazifesine rivayet eden”, vazifesini bilip korunan “Allah’ın sınırlarını korumuş.” (9/Tevbe-112) olan ki bu da şöyle bir bedel ile açıklanıyor. Görmediği halde Rahmân olan Allah’dan korkmuş. Henüz huzuruna gelmeden, ahiret olmadan perdeler açılmadan Rahmân’a iman edip rahmetinin zevki, azabının dehşeti ile saygısını duymuş. Ve Allah’a yönelmiş bir kalp ile yani herşeyden geçip yalnız o Rahmân’ın rahmetine sığınan bir kalp ile huzuruna gelmiş bulunan kimseler vaad edilmiş olup yaklaştırılmıştır. (Elmalılı Tefsiri Kaf/32-33)
“Yâ eyyuhellezîne âmenûttegûllâhe vebteğû ileyhil vesîlete ve câhidû f�� sebîlihî leallekum tuflihûn(tuflihûne).” (5/Maide-35)“Ey âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı, teslim olmayı dileyenler); Allah’a karşı takvâ sahibi olun ve O’na ulaştıracak vesileyi isteyin. Ve O’nun yolunda cihad edin. Umulur ki böylece siz felâha erersiniz.” (5/Maide-35)