HACCA TAKVA AZIĞI İLE GELİN“
Hac vakti bilinen aylardır… Hac seferinize yetecek miktarda yanınıza azığınızı (yiyeceğinizi-paranızı) alın. Elbette en hayırlı azık da takvadır…” (2/Bakara -197)“Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek örtü ve bir de süs elbisesi indirdik. Fakat takva elbisesi hepsinden hayırlıdır.” (7/A’raf–26) Cenâbı Allah; nefsin kötü sıfatlarını temizleyerek takva imanı ve ahlâkı ile hacca gelinmesinin daha hayırlı olacağını öğütlemektedir. Kur’ân; infak, namaz, zekât, af edici ve dileyici olma, sabır tevekkül, oruç, muhsin olma, ahde vefa, adalet ve ilim gibi ilâhî sıfatları kazanmakla takva sahibi olunacağını belirtmiştir. Takva elbisesi giyilmeden, İslâmiyetin beşinci şartı olan hac görevini yerine getirmenin erdiriciliği ise eksik kalmaktadır. Ancak takva sıfatları kazanılarak yapılacak hacca gitmenin sevabı çok daha büyük olacaktır. Cenâbı Hakk’ın sevgisine ulaşmanın mutlak yolu takvadan geçmektedir.
“Bilesiniz ki, Allah’in dostlarina korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar, iman edip de takvâya ermis olanlardir. (10/Yunus–62,63) Allah’ın dostları, iman edip de takvaya sarılmış olanlardır.” Cenâbı Allah’ın rızasını kazanabilmek için, dünyanın muhtelif bölgelerinden gelen iman sahipleri, her yıl Kâbe’ye akın etmektedirler. Peygamber Efendi’mizin : “Kim Allah için hacceder, bu esnada kötü söz ve davranışlardan sakınırsa (kul hakları müstesna) annesinin onu doğurduğu günkü gibi günahlarından arınmış olarak hacdan döner. ” hadisi, haccın günahlarından affedilmesi ilkesine açıklık getirmektedir. Ancak takva sıfatlarından oluşacak takva elbisesi ile hac ibadeti sağlamlaştırılmalıdır ki, Cenâbı Allah’ın rahmetine ve sevgisine erişilebilsin.
Takva Sahiplerine Şeytan Zarar Veremez
“Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.” (7/A’raf -201.)
“(Şeytanların) dostlarına gelince, Seylanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.” 7/A’raf -202
Şeytan takva sahibi Müslüman’a zarar veremez, çünkü takva sahibinin Allah her an kalbindedir. Bir müminin kalbinde Allah sevgisi ile şeytan ve şeytanın vesvesesi bir arada bulunamaz. Allah’ı anan kalpler ve Allah’ı düşünen beyinler şeytanın hapishanesidir.
Şeytanın vesvese verdiği, helalleri zor, haramları hoş gösterdiği anda, bu günde namazı kılmayıver, bir kerelik yalan söyleyiver gibi kötü düşünceleri beynimize soktuğu anda hemen Allah’ı hatırlamak, anmak ve eûzü ile Allah’a sığınmak gerekir.
Fâtiha sûresi:
“Ya Rabbi bizi doğru yola, sırat-ı müstakime ulaştır!” diye bitiyordu. Bakara sûresi de:
“Bu bir kitaptır ve hidâyettir” diyerek söze başlıyor. Bizim Fâtiha’daki talebimizin cevabı olan bir ifadeyle başladığı için sûre buraya (Fatihanın ardına) yerleşti-rilmiştir diyoruz.
Bakara suresinin birinci ve ikinci ayetinde Kur’an-ı Kerim’in hidayet isteyenler için bir rehber olduğuna dikkat çekilir.
Elif Lam Mim (2/Bakara-1)
Zâlikel kitâbu lâ raybe fîh (i) (2/Bakara-2) “Bu (öyle bir kitaptır ki onda (ve onun ilahi kelam olduğunda) hiç şüphe yoktur. O, müttakilere ( Allah’ın emirlerine uygun yaşamak/aykırı davranmaktan sakınmak isteyenlere) doğru yolu gösteren (öğreten)dir.” (2/Bakara/2)
Bakara suresi ikinci ayette yüce kitap Kur’an’ın doğruluğunda hiç şüphe olmadığı ve onun muttakilere, yani Allah’ın kulu olduğunun bilincinde ve sorumluluğunda olanlara, doğru yolu (sıratı müstegîmi) gösteren ve hayata İslâmi yön veren ilahi bir kaynak olduğu bildirilmektedir. Kur’an’ı ilahi bir kitap olduğunu ve ha-yattaki insanlara indiğini bilerek ve manası üzerinde düşünerek okuyanlar, Resûlünün önderliğinde O’ndan gelen ilahi ışıkla doğru yolu bulur. Kur’an’sız bir düşünceden ve ona ters düşen bir yaşantıdan uzak kalır. Artık Müslüman bilir ki Allah’ın sözünden, hükmünden ve gösterdiği yoldan daha doğrusu yoktur. (Bak.5/50, 17/9) ( H.T. Feyizli, Feyz’ul Fur’an /1)
Bu ayetlerden sonra: “Ellezîne yü’minûne bil ğaybi ve yügîmûneSSalâte ve mimma razagnâhüm yünfigûn (e) (3) “O (takva sahibi) kimseler ki, gabya (Allah’a, meleklere, ahirete, vahye, Allah’ın takdirlerine) inanırlar, namazı dosdoğru/gereğine uygun kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden de (gereken yerlere Allah için) veriler” (H.T. Feyizli, Feyz’ul Fur’an Bakara/1, 2) ayeti ile müttakilerin-takva sahiplerinin özellikleri sayılmaya başlanır. Ardından; “Vellezine yü’minûne bimâ ünzile ileyke vemâ ünzile min gablik(e). Ve bil âhiretihüm yûgınûn(e) (Bakara2/4) “Yine onlar (o takva sahipleri, muttakiler), (Hak katından) sana indirirlen (Kur’an-ı Kerim’)e ve senden evvel indirilenler(in asılları)a iman edip ahrete de kesinlikle inanırlar” (2/Bakara–4) ( H.T. Feyizli, Feyz’ul Furkân) ayetleri ile takva sahiplerinin özellikleri sıralanmaya başlanır.
Bakara suresinde yer alan 1 ve 4. ayetlerde takva sahiplerinde bulunması gereken beş özelliğe dikkat çe-kilir. 5. ayette ise bu beş özelliği taşıyanların kurtuluşa ereceklerine dikkat çekilir:
“İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır.” (2/Bakara-5)
Not: Arapça ayet metinlerini Türkçe harflerle yazarken sad harfi büyük S, peltek zel ve peltek se harflari küçük ve koyu olarak (z,s), s,z harfleri küçük renksiz , Zý harfi büyük Z ile, Tý harfi büyük T, te harfi küçük te, Dat harfi büyük D, dal harfi küçük d ile gösterilmiþtir.