Özellikle Borsa’da hisse senedi takip edenler bilir: Sosyal medyada hisse senetleri üzerinden “şu yükseliyor, bu alçalıyor” cümleleri sıralanır, sonra da “YTD” yazılır. Yani, “Yatırım Tavsiyesi Değildir”…”YTD” yazan kişi, “Borsa’da işlem gören hisse senetleri üzerinden manipülasyon yapmıyorum, görüşümü paylaşıyorum” savunması yapar. Oysa yönlendirme çoktan yapılmıştır bile.

Buradan yola çıkarak “bu Bir Yatırım Tavsiyesidir” diyorum.
Bizim inancımıza göre bir dünya var, bir de Ahiret var.
Son zamanlarda o kadar “dünya”ya daldık ki, Ahiret’i unuttuk.
Ahiret’i unutunca yaptığımız her şeyi “mübah” gördük.
Her türlü işi çevirip bir garantimiz, bir teminatımız varmış gibi “Allah affeder” dedik.
Kendi acizliğimizin farkında olup Allah’tan lütuf ve bağışlanma dilemek ayrı, iliklerimize kadar harama bulanıp laubalice hareket etmek ayrı…
Biz ne yazık ki laubaliliği tercih ettik…
“Vefa” İstanbul’da semt adından ibaret oldu; “kul hakkı”nı “Hakkı” ismindeki bir ozan sanmaya başladık.
Bizi ikaz eden dostlarımız oldu elbette, bizi bizden fazla düşünen gerçek dostlar…
“Aman etme, ölüm var, dirim var; sorgu var; sual var; mahşer var” dediler.
Ne onları kırdık, ne bildiğimizden şaştık.
Bildiğimizi de doğru sandık.
“Bundandır böyle dibe vuruşumuz” demeyeceğim.
“Kabahatin çoğu senin canım kardeşim” diyecek durumum da yok. Çünkü kabahat paydamız ortak.
Öte dünyayı unutan kadar, unutana ses çıkarmayan da ziyanda.
Bunu göremedik.
O nedenle diyorum işte:
Bu Bir Yatırım Tavsiyesidir.
Yol yakın mı bilmiyorum; dönebilir miyiz, dönmek de istiyor muyuz… Büyük bir soru işareti…
Ama gittiğimiz yolun yol olmadığını biliyorum.
100 küsur milyon lirayı 6-7 ayda 2 milyar liraya çıkaranlardan bahsediyorum, evet. O “yatırımı” yaparken, nereden nasıl tüyo aldıklarını soruyorum; evet. Neden “zenginleşme” konusunda hep aynı hataları görüyoruz, bunu soruyorum; evet!
Afyonkarahisar Belediyesi’nin bir yıllık bütçesi, ek bütçe onayıyla birlikte ancak 7 milyar TL’nin üzerine çıkabilmişken, “iş tanımı” net olmayan bazı kişilerin nasıl bu paralara hükmettiğini sorguluyorum…
Pelikan ya da penguen… Bunu tartışacak durumda olmadığımızı söylemeye çalışıyorum.
İnsan hem dünyadaki geleceğini düşünmeli (ki dilimizde buna ‘dünyalık’ deniliyor); hem de Ahiret’teki akıbetini göze getirmeli.
Yahu hesap var!
Yahu sorgu var!
“Niyet hayır, akıbet hayır” diyen dualı büyüklerimizden ne ara fon avcısı akıbeti meçhullere dönüştük?
O nedenle diyorum işte:
Bu Bir Yatırım Tavsiyesidir…
Dünyalık için alın teri dökelim; emek verelim kabul. Ama Ahiret’i de hatırlayalım, titreyip kendimize dönelim.
Sırat Köprüsü kıldan ince, kılıçtan keskin. 5 müteahhidin imzası olan köprülere benzemez.
30 bin lira maaşla geçinmeye çalışan “kalburüstü” emeklinin 4000 yıl çalışarak kazanacağı paraları bir cümle içinde kullanmaya hakkımız olmamalı.
Üst düzey bir çalışanın bile rüyasında görse inanamayacağı paraların “bir kısmı”nın fonlanmasında “Acaba ne yanlış” diye sorulmalı.
Kul hakkı gözetilmeli; insanların geçim sıkıntısı görmezden gelinmemeli.
“Hiçbir şey olmayacakmış gibi” değil, hemen yarın Ahiret yolculuğumuz başlayacakmış gibi davranılmalı…
Murat kul, sanadır sözüm
Eğri otur, doğru dur gözüm
Dünyanın bir de ötesi var
İmtihanı bilmektir asıl çözüm…
ELİMİZDE ATAMETRE YOK-2
20 Ağustos 2024 tarihinde “Elimizde Atametre Yok” başlıklı yazıda, şöyle demiştim:
“Belki bitmeye yüz tutan bir tartışma sayılır; fakat sosyal medyada hâlâ izi sürüyor. Konu, eski bir milletvekilinin hiçbir bilgiye dayanmadan sosyal medyada yazdığı, kendini kulis haberlerinde “marka” olarak sunan bir gazetecinin de bu konuyu yaymasıdır.
Gerçekle ilgisi olmayan bu iddiaya göre göre Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı, Valilik makamındaki Atatürk fotoğrafını kaldırtmış, yerine de Valilik logosunu astırmış. Mesnetsiz iddiada birkaç akıl tutulması var: Birincisi, Afyonkarahisar Valiliği makamında Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafları yan yana, isteyen ziyaret edip görebilir. İkincisi, Vali Yiğitbaşı’nın misafirlerini ağırladığı bölümde Atatürk’ün Milli Mücadele dönemiyle özdeşleşmiş kalpaklı fotoğrafı duruyor. Üçüncüsü, bu mesnetsiz iddia varsayalım ki doğru… Valilik logosunun ortasında yer alan Utku Anıtı, zaten Milli Mücadele’de zafer kazanan Türk Milleti’ni ve Atatürk’ü simgelemiyor mu?”
Aradan zaman geçti, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Av. Burcu Köksal Cumhuriyet Halk Partisi’nden AK Parti’ye geçti… “Aynı ekip” bu sefer de Başkan Köksal hakkında benzer “iddiayı” gündeme getirdi.
Sözcü ile başlayan, Nefes ile devam eden bir furya…
“Burcu Köksal Atatürk fotoğrafı yerine Erdoğan fotoğrafı koydu…”
Başkan Köksal’ı eleştirebilirsiniz, ki ben de sıkça eleştiriyorum. Hatta bir sonraki yazımda “(Allah nasip ederse) bir söylemini eleştireceğim.
Ama “Burcu Köksal, Atatürk’ü sildi” gibi bir ima Burcu Köksal’a da, AK Parti’ye de tutmaz…
Köksal’ın makamının arkasında Gazi ve Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocatepe’deki görüntüsü var. AK Parti’de ise Atatürk’ü eleştirenler olabilir; ama parti siyasetini belirleyen noktada değiller.
Dolayısıyla “Elimizde Atametre Yok” diye tekrar yazmak gerek.
Bir de AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Dr. Hasan Arslan’ın hakkını vermeliyiz. İçişleri Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın Afyonkarahisar Valiliği döneminde çıkan mesnetsiz iddia sırasında da Milletvekili Arslan bir açıklama yapmıştı; Belediye Başkanı Burcu Köksal hakkında da çıkan mesnetsiz iddia hakkında da yine açıklama Milletvekili Arslan’dan geldi. Tutarlı ve olması gereken bir tavır…
ŞEHİT YAZICIOĞLU’NUN YOL ARKADAŞI
Siyasi partilerin Afyonkarahisar’daki temsilcileri hakkında izlenimlerimi paylaşmıştım. İrtibat kurduğumuz ve izlenime sahip olduğumuz, ancak yazmadığımız bir dek Büyük Birlik Partisi Afyonkarahisar İl Başkanı Süleyman Çağlar kalmıştı. Başkan Çağlar, kendini şöyle tarif ediyor:
“Sadece Muhsin Başkan ile tanıştığımız 1994 yılından beri; 32 yıldır inandığımız değerler ve Nizam-ı Alem için mücadele etmenin bahtiyarlığını yaşıyorum. Onun dışında taltif edilecek bir özelliğimiz yoktur.”
Başkan Çağlar böyle diyor; ancak O’nun gelişmelere verdiği refleksi, kamuoyu oluşturma noktasındaki kabiliyetini, diğer siyasi parti il başkanları ile saygı ve sevgi çerçevesindeki iletişimini de yazmalıyız. Ayrıca “Kentsel Dönüşümü biz çözeriz” çıkışının da özgüvenli bir siyasi değerlendirme olduğunu vurgulamamız lazım.

