Köşe yazısı planlamamıza göre gündemdeki siyasi konuları yazacak, siyasi parti il başkanları ile ilgili izlenimlerimize devam edecektik. Bu yazıya kısa bir ara verdik.
Bir büyüğümüz, Paşa Camii’nde kılınan bir namazın ardından “Sıradışı” yorumlarının yapılması nedeniyle, “Burada sıradışılık yok” minvalinde bir mesaj gönderdi; yayımlamamızı istirham etti.
Biz de hem tarihe not düşülsün; hem de konunun ayrıntıları iyice anlaşılsın istediğimiz için sütunlarımızda bu uzun mesaja yer veriyoruz. Maksadımız hassas konular üzerinden tartışmaya girmek değil, konunun farklı bir boyutunun dile getirilmesine yardımcı olmaktır.
Buyurunuz:
“İki gün önce Paşa Camii’nde ikindi namazını müteakip iki cenaze namazı kılınmıştı. Cenaze namazlarını kıldıran hocamız, Paşa Camii görevlilerinden değildi. Cenazelerden birinin yakını olan tanıdık bir hemşehrimizdi. Kendisinden izin almadığım için şimdi burada isim zikretmeyi uygun görmüyorum. 25 yıllık eski Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı ve halen Ankara’da bürokratik bir görevde.
Hocamız, cenaze namazı öncesinde, namaz cemaatine birkaç kelam etti. Doğrusu etkili ve güzel bir öğüttü. Keşke her cenaze namazında hocalarımız, böyle kısa ve öz öğütler verseler de faydalansak dedirten çok kısa bir kısa, birkaç dakikalık, herkesin pir dikkat dinlediği ayaküstü üstü bir konuşmaydı. Ben şahsen çok etkilendim. Kendisine müteşekkiriz. Malumunuz, birer Mü’min olarak cenaze huzurunda ölümü, ahireti ve hesap gününü hatırlamamak mümkün değil. Bu duygularla hazır kalplerimiz yumuşamış, adeta ahirete yaklaşmışken, insanın ruhu ve beyni, tam da verilen öğüdü şak diye kapma noktasında oluyor.
Bildiğimiz ve hocalarımızdan dinlediğimiz kadarıyla İslam da öğüt dini, öğrenme ve öğretme dini, irşad dini. Yüce Rabbimiz Kur’an’da, “Müminlere fayda verirse (fayda vermese de) öğütte bulun” buyuruyor. Bir diğer ayette ise, “Müminlere vaz u nasihatte bulun; zira, öğüt müminlere fayda verir” buyurulmuş. O halde, bir kimse müminse, ona öğüt fayda verecektir, ona şifa olacaktır. Yine Kur’an-ı Kerim’de, Kur’an’ın, müminlere şifa olduğu, zalimlerin (inanmayanlara) ise hüsranlarını artıracakları belirtilmiş. Hadisi şerifte ise, din nasihatle kâimdir, buyurulmuş.
O halde, birer mümin olarak hepimizin irşad ve öğüde ihtiyacı var. Arabamıza yakıt ikmali ve bakım, vücudumuza su ve gıda ihtiyacı neyse, biz Müslümanlar için de öğüt ve irşad odur. Hatta şöyle diyebiliriz: İrşadın olmadığı yerde ifsad olur!
Hele bir de güzelim Afyonumuzun şartlarını düşünürsek! Çok şükür ki, memleketimiz, muhafazakar ve dine saygılı bir tabana sahip. Hemşerilerimiz, dinine imanına leke düşürmezler, mümkün mertebe namazlarını kılar, oruçlarını tutarlar, sokakta oruç yiyeni yadırgarlar, yardımlaşma duyguları yüksektir. Hayra icabetleri had safhadadır. Cenaze duydu mu taa uzaklardan koşar gelirler. Vatan, millet ve devlet aşkları da daima canlıdır. Çoğu şeyimiz güzel…
Fakat, biz bize konuşalım ki, özellikle bir noktada özeleştiri yapmamız da kaçınılmaz! O nokta, basit dünyalık nedenlerle fertlerin birbirileriyle tartışmaları, küsüşmeleri, ayrılmaları ve işi mücadeleye kadar kavgaya kadar götürmeleri. Ne yazık ki Afyonumuz’da, mal kavgaları, miras kavgaları, yer yurt kavgaları, köylerimizde tavuk köpek kavgaları birazcık meşhur! Birazcık değil, epeyce meşhur! Bu hususta bazen ünümüz(!) dünyaya da ulaşabiliyor. O kadar ki en yakın dostlar, yıllardır iyi komşuluk ilişkilerini sürdürenler, hatta kardeş kardeşle, baba oğulla bir bakıyorsunuz, bir girmişler, birbirlerinin altlarını oymaya başlamışlar… Dahası, kavgalara, yaralamalara ve öldürmelere varan felaketler… Daha dün canciğerdiniz, şimdi ne oldu?
Daha dün birisi seni omuzunda taşıyordu. Belki ömür boyu seni böyle taşımıştı. Belki senin elinden tutup sahile çıkarmıştı. Şimdi ne oldu da düşman kesildin be arkadaş! Yakışır mı bu insanlığa?... Bir de ölümlü dünyada! Hakkın vardır yoktur demiyoruz. Onu, ehli inceler söyler. Ancak hakkının yendiğini varsaysak bile, ahiret inancın yok mu senin? O cenazede konuşan hocamızın söylediğine göre, ‘Rızkın neyse, ecelin gibi seni ölmeden mutlaka bulacağına’ inanmıyor musun sen?
Yarın ölüm olacak, düğün olacak, bayram olacak, iyi gün olacak, kötü gün olacak, düşmanlık ettiğin Müslüman kardeşinin yüzüne nasıl bakacaksın? Ya bir de ahiret hesabın? Niye küstün, niye kavga ettin, niye incittin, niye dövdün sövdün diye soracak Allah! Değer mi üç günlük ve üç kuruşluk dünya, bu vartaya?!
Hem, nereye gitti dindarlığımız, namazımız, orucumuz, kurbanımız, cenazede ahiret ve hesap duygusuyla dolmamız, hatta, haccımız, umremiz! Hani söz vermiştik Allah’a, bir daha dünya menfaati için Müslümanla, kardeşimle, komşumla kavga etmeyeceğim diye…
İşte bu noktada irşad, irşad irşad! Yani öğüt…
Diyoruz ki, keşke, memleketimizde topyekün bir irşad seferberliği yapılsa. Müftülüğümüz bu işe organize etse. Mevcut irşad kadrosuyla birlikte, din dersi ve İHL öğretmeleri, İlahiyat öğretim üyeleri, emeklisiyle muvazzafıyla, yetkin bütün hocalarımız bir organize kapsamında bir irşad seferliği içerisine girseler… Ta ücra köylerimize kadar bu irşad faaliyeti yüz yüze etkin şekilde ve devamlı surette sürdürülebilse. Bu işe ehil her hocamız, bulunduğu yerde, mahallesindeki köyündeki camide bir halka çevirse, irşadda bulunsa, barışımıza, birlik beraberlik ve dayanışmamıza şüphesiz ciddi katkılar sağlayacaktır.
Bunun yanında, sürekli cenaze namazlarının kılındığı Paşa Camii’nde, -vefat edenlere Allah rahmet eylesin- öğle ve ikindi namazlarından genelde cenaze eksik olmuyor. Bu vakitlerde, cenaze namazı dolayısıyla da hatırı sayılır bir cemaatin geldiği malumunuz. Cenaze sayısı arttıkça cemaat daha da çok olmakta. Bizce, ahiret duygusuyla gönlü dolan bu cemaate, namazın öncesinde ve etkin bir irşad hizmeti sunulmalı. Cenaze namazı öncesinde saf duran kalabalığa da cenaze namazı öncesi, gayet veciz ve etkin bir hatip tarafından, 2 dakikalık kısa bir öğüt de verilmeli. Malumunuz bu Peygamberimiz’in (S.A.V.) sünnetidir; dinde var olan ve bir bakıma yapılması gerekli bir irşad görevidir. Yani, ‘sıradışı’ bir olay değildir.
Sayın Müftülüğümüz inşallah bu konudaki isteğimiz değerlendirirler. Kendilerine şimdiden teşekkür ederiz.”