Öncelikle bir yanlışımızı düzelterek söze başlayalım. Önceki yazımızda Yeni Camii’nden bahsederken 700’ncü kuruluş yıldönümünün kutlandığını belirtmiştik. 1711’de yapılan caminin 300’ncü kuruluş yıldönümünü biz 700 olarak yazmışız. 700’ncü yapılış yıldönümünde de Yeni Camii’nin yeniliğini koruması dileğiyle bu yanlışımızı düzeltmiş olalım.
Sonrasında ise AFJET Genel Müdürü Yusuf Ulutürk’ün gazeteniz Kocatepe’de yer alan beyanlarına değinmek isteriz. Yusuf Bey yapılan çalışmaları detaylı bir şekilde anlatıktan sonra kendilerine yönelik eleştirilerin haksızlığından dert yanıyor. Bize ilettiği sitemlerinde de “AFJET’ten başka konu bulamıyorsunuz galiba.” serzenişinde bulunuyor.
Genel Müdür Yusuf Bey’in tüm açıklamalarına, değerlendirmelerine saygı duyuyoruz. Ancak Afyonkarahisar’da yaşayan hemen herkesin en büyük sorununun başta AFJET olmak üzere, altyapı çalışmaları olduğunu fark edememelerini ise yadırgıyoruz. Gazete sütunlarında bu sıkıntılara yer verilmesini yadırgamasını da ayrıca yadırgıyoruz doğrusu. Memleketin altı üstüne getirilmişken, aylardır süren kazılar devam ederken, pek çok mahalleye kazı çalışmalarından dolayı girilemezken bir yerel gazete bunlara değinmezse bizce abes olurdu. Öncelikle bu konunun altını çizmek istiyor, Yusuf Bey’e bu konuya yanlış baktıklarını hatırlatmak istiyoruz. Eğer derlerse ki, “Tek taraflı bakıyorsunuz. Hep eleştiriyorsunuz”… O zaman da Kocatepe sayfalarında kendi beyanatlarının kaç kez yer aldığını hatırlamalarını isteriz.
Kocatepe sütunlarında alt yapı çalışmaları ile ilgili, kazık yol ve sokaklarla ilgili yer alan eleştiri-ler vatandaşlarca bizlere aksettirilenlerin yarısından daha azdır. Yazdıklarımızın yanında yazamadıklarımız ise ahlaki ve kanuni müeyyide doğuracak olanlarıdır. Kalan yarısını yazmamamızın tek nedeni budur.
AFJET’e yönelik eleştirilerle ilgili yapılan savunmalarda odaklanılan nokta “Biz hizmet için kazıyoruz. Hizmet ettik de kötü mü ettik. Herşey iyiydi de biz mi bozduk. Hizmet etmese miydik?” şeklindedir.
Oysa insanların eleştiri noktaları “Neden hizmet ediyorsunuz?” şeklinde değil, “Ne biçim hizmet ediyorsunuz” şeklindedir.
Tamam belki Afyonkarahisar’da ya da AFJET’te bugüne kadar bu denli büyük alt yapı çalışması yapılmadı. Hatta abartalım, Türkiye’de bu çalışmanın eşi benzeri yok. Ama tüm bunlar şehrin günlük yaşamını alt üst etmenin, insanların cadde ve sokaklara girememesinin izahı olabilir mi?
Zaten sıkıntıda olan şehir trafiği kapatılan yollarla felç edilirken kazı yapılan yollara alternatif geçiş güzergahları düşünülmesi gerekmez mi? Altyapı çalışmalarında en uzun kazı çalışması bir hafta kadar sürerken aylarca açık kalan yolların yarattığı sıkıntı nasıl görmezden gelinebilinir ki?
Kazı yapılacak güzergahlarla ilgili kamuoyu önceden bilgilendirilmiyorsa, kazının başlayacağı ve biteceği tarih kimse tarafından bilinemiyorsa, bir kez kazılan cadde birkaç kez daha kazılıyorsa, insanların bunu sessiz sedasız izleyeceğini düşünmek ne kadar doğru olabilir? Yapılan tüm eleştiri-ler ortada kalıyor, insanların geçişiyle ilgili küçük işlere bile boşveriliyorsa, çalışmalarda yollara yön levhası konulmasından bile imtina ediliyorsa, tamamen taşerona teslim manzarası çiziliyorsa, kazık yollara geçici kapama veya asfalt gibi önlemler bile alınamıyorsa vatandaşın bunları eleştir-meye hakkı olduğu unutulmamalı.
Son açıklamalardan sonra öğreniyoruz ki AFJET şehir içi çalışmalarını tamamlamış. Ancak devam eden kazı çalışmaları var. AFJET yöneticileri öyle bir sicil bırakmışlar ki vatandaşın gözünde hala tüm kazıları AFJET yapıyor gibi. Bunun kabahati kimde aranmalı?
İnsanların tek istediği günlük yaşamlarının aksamaması. Basit önerileri var: “Bir yolu bitirin sonra diğerine geçin. İmkan yoksa çalışma planınızı alternatif güzergahları kapatmayacak şekilde yapın. Ne zaman nerede ne yapacağınızı bize bildirin ki biz de ne yapacağımızı bilelim. Girdiğimiz yol kapalı ise bize yön gösterecek işaretleme yapın ki saatlerce bir caddede mahsur kalmayalım. Paranız var, bu para memleketin. Daha çok işçiyle daha kısa sürede iş bitirin”
Bunların gereğini yapmak çok zor değildir diye düşünüyoruz.
Bizim kimseyle şahsi bir işimiz yok. Ne AFJET’ten ihale alırız, ne de orada çalışanlara düşmanlığımız var. Biz görevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz. Bunun altında başka sebep aramak öküz altında buzağı aramaya benzer.
Üzerine basarak tekrarlıyoruz, yapılan hizmetlere, çekilen emeklere herkes müteşekkir. Ama her eleştiri sonrasında yapılan “Biz kendimizi parçalayarak çalışıyoruz. O işler söylenildiği kadar kolay değil” savunmaları, daha öncede söylediğimiz gibi kapalı yolların, sokaklardaki toz ve dumanın gölgesinde kalıyor. Elbette emekler görmezden gelinemez. Memlekete tek çivi çakana teşekkür etmek, onu onure etmek gerekir. Ama insanların hepsi aynı eleştiri noktalarında birleşi-yorsa, durup olayın fotoğrafına tekrar bakmak gerekir.