Vatandaşın ortak gündeminde “faturalar” var. Elektrik faturalarından, su ve AFJET faturalarına kadar, verilen hizmet bedelinin haricinde vatandaşa yansıtılan oranlar insanların tepkisini çekiyor.
CHP İzmir milletvekili Alaattin Yüksel’in soru önergesini cevaplayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2011’de abonelerden ‘kayıp-kaçak’ bedeli altında 2.7 milyar lira, sayaç bedeli olarak 129.4 milyon lira, 551 mil-yon liralık da TRT payının tahsil edildiğini açıklamış.
Elektrik faturalarındaki elektrik ücretinin dışında tüketiciden ‘sayaç okuma bedeli’, ‘Kayıp kaçak bedeli’ ve ‘TRT payı’ adı altına alınan ücretlerin yılda 3 milyar 380 milyon TL’yi aştığı ortaya çıkmış. Bakan Yıldız, Türkiye’de yaklaşık 33 milyon sayaç kullanıcısı olduğu bilgisini vererek “Dağıtım şirketlerinin kendileri içine belirlenmiş olan hedef kayıp-kaçak oranına ulaşamamaları halinde ortaya çıkabilecek zarar ilgili şirkete bırakılmıştır” demiş. Vatan gazetesinin haberine göre, hedefe ulaşan şirketlerin geriye kalan kayıp bedelinin vatandaştan alındığını belirten Yıldız, “Uygulama döneminin her bir tarife yılı için hedef kayıp kaçak oranlarının belirlenmesiyle tüketicilerin daha düşük kayıp kaçak bedelinden fiyatlandırılması sağlanırken, dağıtım şirketlerinin daha düşük kayıp oranlarını gerçekleştirecek şekilde faaliyet göstermeleri teşvik edilmektedir” diye konuşmuş.
Afyonkarahisar’ın önde gelen iş adamlarından Yusuf Özer’in elektrik faturaları ile ilgili feryadı da yerel basında yer buldu geçenlerde. Yusuf Özer Kayıp Kaçak bedeline 1 yılda 93 Bin TL ödediğini söyledi. Vatandaşlara hakkını araması için seslenen işadamı Yusuf Özer, “Kayıp kaçak bedeli diye para alıyorlar. Benim sadece Kayıp Kaçak bedeli olarak 1 yılda ödediğim para 93 bin 314 liradır. Bu bedel fatura değil, sadece kayıp kaçak adı altında benden bir yılda alınan tutar” dedi. Ülkenin doğusunda ücreti tahsil edilemeyen elektrik faturalarına işaret eden Özer, “Benden elektrik çalanı, devletten elektrik çalanı, devleti soyanı 93 bin lira vererek ben taltif etmişim. Orda adam eşkiyalık edecek, sayaç okumaya gelen memuru evine, işyerine sokmayacak, ben burada onun parasını ödeyeceğim. Var mı böyle bir adalet. Benim gibi mağdur olan binlerce vatandaşımız var” diyerek isyan etti. Özer, mevcut elektrik kurumu tarafından sayaç okuma parası bile talep edildiğini belirterek; “Sayacımı okumaya gelmek için para alınıyor. Faturaya 65 lira ‘personel hizmet bedeli’ diye yol parası eklemişler. Sayacımı mecburen okumak zorunda. Bunun içinde para mı alınırmış? Bu paralar elektrik dağıtımı yapan firmanın cebine attığı paralar” dedi.
Su faturalarına yansıtılan atık su ve katı atık bedelleri insanların ayrıca tepkisini topluyor. Devlet’in çıkardığı yönetmelikler gereğince Belediyelerin topladığı bu miktar pek çok vatandaşın canını yakmış durumda.
AFJET faturalarındaki duruma da itiraz eden hemşehrilerimiz, “Eski abone olan bizlere yüzde 25 zam yapılmış. Bu kadar zam nerede görülmüş? Eskiden yüzde 8-10 zam yapılıyordu, zoraki ödüyorduk. Devlet bize bu kadar zam mı verdi de, AFJET bizden bu kadar para istiyor? Devlet kendi personeline bu kadar zam yapmış mı da bize bu zam reva görülüyor? Devlet bile vergilerini bu kadar artırmıyor. AFJET her yıl vergi rekortmeni oluyor. Amaç devlete çok vergi vermek mi, vatandaşa ucuz hizmet sunmak mı?” diye dertleniyor.
Tüm bu paraları gönül rızasıyla ödeyen kesim de ayrıca dertli… Kimisi elektrik kesintilerini ve voltaj düşüklüğünü öne sürüyor, kimisi bu kadar para ödemesine rağmen damacana suyu alıp kullandığını… AFJET’e ise hem yollardan, hem yapılan alımlardan dolayı salvo çok.
Ama ne yazık ki, vatandaşın bu tepkileri bir türlü yankı bulamıyor. Sızlanan sızlandığıyla, şikayet eden şikayet ettiğiyle kalıyor. Faturalar mecburiyetten (!) ödenmeye devam ediliyor.