Afyonkarahisar’da doğup, büyüyüp Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından birini kuran Asım Kocabıyık’ın vefatı üzüntü ile karşılandı. Afyonkarahisar için de önemli hizmetleri bulunan Kocabıyık’ın vefatı ve sonrasında yaşananlar Afyonkarahisar’ın bugünkü genç ve çocukları için, gelecek nesilleri için büyük bir “ders” niteliğindeydi bize göre.
***
“Benim hikayem, ailemin hikayesi, Borusan grubunun hikayesi Türkiye’nin son seksen yılının hikayesidir. Altı yaşına kadar köyde yaşayan, imkansızlıktan çıplak ayakla tarlalarda dolaşan bir köylü çocuğu olarak benim üniversite eğitimi görme şansını ve sanayici olma şansını yakalayışımın hikayesidir”
Bu sözler merhum Asım Kocabıyık’ın hayatını anlatan ve “Tazlar Köyü’nden Borusan’a” adı verilen hayat hikayesi kitabının arkasında yer alan kendi cümleleri…
Cumhuriyet’in ilk yıllarında Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesi Tazlar Köyü’nde doğan, kendi tabiriyle “en fakirden biraz daha iyi” durumdaki bir ailenin çocuğu olarak önce Afyonkarahisar’a, sonra İstanbul’a göçen Asım Kocabıyık, çıplak ayaklı bir köylü çocuğu iken, Türkiye’nin sayılı zenginleri, önemli iş adamları arasına girebilmiştir. Hayat hikayesini merak eden herkes okuyabilir.
Tüm bunları yaparken, memleketine olan borcunu eğitime, kültüre, sanata yatırım yaparak ödemeye çalışan, doğduğu topraklara olan vefasını da eğitime, kültüre ve kalkınmaya yönelik yatırımları ile gösteren bir insan…
İşte bu nedenle Afyonkarahisar’ın çocukları için örnek bir insan. Tazlar’ın çıplak ayaklı çocuğu Asım Kocabıyık’ın, Afyon Lisesi’nin yatılı öğrencisi Süleyman Demirel’in, kentli bir memur çocuğu olan Ahmet Necdet Sezer’in, İlker Başbuğ’un, Şuhut’lu esnaf çocuğu Veysel Eroğlu’nun hayat hikayesini, okuyan, öğrenen anlayan her Afyonkarahisarlı çocuk, kendisinde “onlar gibi” olmanın gücünü görebilir.
Onların da etten-kemikten, aynı topraklardan, hatta çok daha zor şartlardan geçerek, yetişerek bugünkü konumlarına geldiklerini öğrenen Afyonkarahisar’ın evladı “Neden ben de onlar gibi olmayayım” fikrine ulaşabilir.
Elbette herkesin bu fikre, bu ümide kapılması beklenemez. Ama sayıları üçü-beşi geçmeyen insanların yaptıkları, eserleri ortada iken “bir-kaç tane” bile olsalar bu memleketin kaderini değiştiremezler mi?
***
“Anmak, yaşatmaktır zamanlarca…”
Bu cümlenin kime ait olduğunu bilmesek de çok defa kullanmışızdır. Hepimiz biliyoruz, idrak ediyoruz ki ölen insan, ebedi aleme “yanında götürdükleri” ile gider. Bu alemdeki bizlerin, ölmüşler için yaptıklarımız, söylediklerimiz ne kadar işe yarar, onlara ne kadar fayda sağlar, Allah bilir…
Gelgelelim anmak, onları anlatmak, iyi hasletlerini ortaya koymak, eserlerini öğrenmek, nasıl başardıklarını bilmek bugünkü nesillerin içinde yeni ateşlerin yanmasına vesile olur.
Kendinden önceki “örnek insanların” hikayelerini duyan, öğrenen, onların unutulmadıklarını, anıldıklarını bilen bir nesil, belki kendinde “onlar gibi” olma ümidi besler…
Bizler de dün gazetemizin Kurucusu, ailemizin büyüğü, “Afyonkarahisar’ın hafızası”, “aksakallımız” merhum İbrahim Küçükkurt’u andık, sevenleriyle, dostlarıyla, yetiştirdikleriyle birlikte. Eserlerini, örnek yaşamını bir kez daha anlamaya çalıştık. Sonrakilere bir şeyler anlatabilme, aktarabilme gayesinden öte bir amaç taşımadan…
Allah cümle geçmişlerimizin, geçmişlerinizin varsa taksiratını affetsin. Onlara af ve mağfiret eylesin. Onlar için elimizden gelen sadece bu… Dua.
Ama onlardan sonrası için, yapılması gerekenler olduğu ortada değil mi?
Bakıverin gazete manşetlerine… Bir yanda skandallarla, adam kayırmayla, kendi menfaatiyle manşetleri süsleyen Afyonkarahisarlılar… Öte yanda örnek yaşamlarıyla, kişilikleriyle eserleriyle sayfaları dolduran Afyonkarahisarlılar…
Bu memleket hangilerine layık?
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16