Afyonkarahisar basın camiasının tanınan, sevilen ve en kıdemli isimlerinden birisiydi Arif Yağcı. Dün can emanetini kainatın sahibine teslim etti, bugün son yolculuğuna uğurlayacağız. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Mesleğimle ilgili en büyük ustalarım merhum babam Şükrü Küçükkurt ve merhum amcam İbrahim Küçükkurt’tur. Sonrasında haber yazımı, dizgi-tasarım, fotoğraf ve video çekimi gibi diğer mesleki unsurları öğrendiğim üç değerli ustam ise Yusuf Demirbaş ustam, Salih Özkılınç ağabeyim ve Arif Yağcı ağabeyimdir.
Elbette diğer bir çok meslek büyüğümden öğrendiğim çok şey oldu. Ama bu isimlerin hakkını özellikle teslim etmem gerekir. Allah onlardan razı olsun.
Arif ağabey ile çocuk yaşta tanıştım. 1980’li yıllarda Anıtpark yokuşundaki Foto Hisar’da o faaliyet gösterirken, hemen 20 metre yanında Enstitü Caddesi’nde Dr. Aygen’in Türkeli Gazetesi ve matbaası vardı. Yanında Anadolu Ajansı Muhabiri Kazım Köken (Foto Celal) üç-beş dükkan yanlarında gazete baskısı yapmayan diğer matbaalar bulunurdu. Biz de Gazlıgöl caddesi üzerindeki yazıhanemizde Kocatepe Gazetesi’ni çıkartıyor, sık sık bu bahsettiğim işyerlerine gidip geliyordum, matbaa çırağı olarak.
Yıl 1991’e geldiğinde Afyon’un 3 gazetesinden ikisi, Kocatepe ve Türkeli matbaa ortaklığına başladı ve ben de Kocatepe Gazetesi mensupları ile birlikte, matbaa ve gazete ofisimizi olduğu gibi bırakarak Türkeli Gazetesi’nin Uzun Çarşı Özsoy İşhanı’ndaki matbaa ve idarehanesine geçiş yaptım. Eskiden beri tanıdığım Arif Ağabey ile o dönemde teşrik-i mesaimiz arttı. O bizim “karanlık oda ve fotoğrafçılık” ustamızdı artık. Karanlık odada film yıkamayı, agrandizör ile fotoğraf basmayı, tramı, diyagramı vs. fotoğrafçılığa dair incelikleri ondan öğrendim.
***
O yıllarda Afyonkarahisar’da haberci camiası iki elin parmaklarını geçmeyecek kadardı. Arif Yağcı Türkiye Gazetesi’nin emektar ve cevval muhabiri idi. İhlas Haber Ajansı’nın Afyon’daki ilk muhabiri oldu. TGRT televizyonu için çekilen Erenler-Evliyalar belgesellerinde gönüllü olarak görev aldı. Böylelikle “belgeselcilik”e terfi etti. Afyonkarahisar’ın tarihi ve doğal güzelliklerinin peşine düştü bu sevda ile… Ticaret Borsası’nın kurucu Başkanı merhum Recai Yumuturuğ’un danışmanı olarak görev yapmaya başlayınca Foto Hisar’ı kapattı, mesleğine daha çok vakit ayırabildi.
Fotoğraf çeken toy bir muhabirken, “Gel buraya, o açı değil, bu açı doğru. Ben doğru açıyı babanın tokatı ile öğrendim, sen de benden öğreneceksin” dediğini unutamam.
Yanda gördüğünüz fotoğraf kareleri o yıllara ait. 1992 yılında bugünkü Büyük Taarruz Şehitliği ile Kocatepe’deki anıt ardı ardına düzenlenen törenlerle hizmete girdi. Aynı dönemde Dumlupınar’daki “Şehit baba-oğul” anıtı da yapıldı. 16 yaşındaki genç muhabir olarak benim o güzel abidenin önünde bulunduğum bu kareyi Arif Ağabey çekmişti. İnsan canlısı, sevecen kişiliği ile dönüş yolunda uğradığımız köy çeşmesinde hepimize, hatta o köyün kendi sakinlerine bile elleri ile su dağıtmıştı. Diğer kare de o anlara ait.
***
Tam bir Anadolu insanı idi Arif Yağcı. Yetiştirme Yurdu’nda büyümüş olmanın getirdiği bir özellik midir bilinmez, insan canlısı, dost meraklısı idi. Tatlı dilli, aynı zamanda da özgüven sahibi idi. Bildiğini savunmaktan çekinmez, karşısındakini kendine has üslubu ile ikna etmeye çalışır, yayarak söylediği “yaavuu”larla dikkatleri üzerine toplardı.
Yıllarca Zafer Haftalarına birlikte katıldık. Onun unutulmaz repliklerinden birisi de “Gaptırma-Gurtarma Bayramı” sözleri idi. İstiklal Harbi’ne ait anıları yaşarcasına anlatır, kahramanlıkları anlatır da anlatır; ama her seferinde de “Bu güzel vatanı önce gaptırmışız. Sonra gurtarmışız. Gurtardığımıza sevinelim de, niye gaptırdığımızı neden konuşmuyoruz” diye isyan ederdi. Eleştirel olarak “Gaptırma-Gurtarma Bayramı” derdi.
***
Şehitlerimiz için ayrı bir hassasiyeti vardı. Yıllarca yaptığı “Kayıp şehitlikler” haberleri ile bugünkü birçok şehitliğin oluşmasını sağladı. Giresunlular Şehitliği bunların başında gelir. Kurtuluş Savaşı’nda Giresunlular Alayı’nın gazilerinden Ahmet Amca ile yaptığı röportajlar ile o kahramanların destanını gün yüzüne çıkarmış, sonrasında Giresunlular Şehitliği’nin yapılmasına vesile olmuştu. Şimdi her yıl Giresunlular Şehitliği’nde törenler yapılabiliyorsa, Arif Yağcı’nın ve Türkeli Gazetesi’nin bunda emeği büyüktür.
Güreşçi idi. Güreş anılarını çokça anlatır, özellikle, “Omuz çıkarma” taktiği ile rakiplerini nasıl alt ettiğini keyifli keyifli anlatmaya bayılırdı. Güreşin kendisinde bıraktığı omuz arızasını rakiplerine karşı güreş hilesi olarak kullanmış, engelini, avantaja çevirmeyi başarmıştı.
Yetiştirme Yurdu’ndan ayrılanların biraraya gelerek kurdukları dayanışma derneği olan YURTAYDER’in başkanlığını yaptı. Yurtayder’in her etkinliğinde gönüllü olarak yer alırdı.
***
Bir çok yerde Arif Ağabey için “Gazeteciler Cemiyeti’nin kurucu Başkanı” ifadesinin kullanıldığını gördük. Tarihe not düşme açısından hatırlatalım. Gazeteciler Cemiyeti’nin kurucu başkanı merhum Recep Yaşayacak’tır. Sonrasında Fatih Gümüş, İbrahim Yüksel gibi ağabeylerimiz başkanlık yaptıktan sonra Cemiyet bir süre boşlukta kalmış, merhum Hacı Hakkı Özsoy diğer herkesin ısrarı ile Cemiyet Başkanlığı görevini üstlenmişti. Arif Yağcı, Hakkı Özsoy’un yönetiminde yer aldıktan sonra, Özsoy’un görevi devretmesi ile Afyon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olmuştu.
Hakkı Özsoy Cemiyet Başkanı iken çıkarılan bir Bayram Gazetesi'nin sorumlusu Cemiyet yönetimindeki Arif Ağabey idi. O zaman Ramazan ve Kurban Bayramlarında diğer gazeteler yayınlanmaz, bayrama mahsus, Cemiyetler tarafından özel Bayram Gazeteleri yayınlanırdı. Bayram Gazetesi'nin “kırım işi” Arif Ağabey'in başına dert olmuştu. Gazeteler tabaka halde basılıyor, her tabakanın katlanıp, sayfaların içiçe geçmesi gerekiyordu. 5 bin mi, 10 bin mi gazete basılmış. 24 sayfa… Nasıl olacak? Kardeşim Alparslan Üstün ile bize düştü iş. Bir tam gün ve bir tam gece uğraştık, kırım işini tamamladık ama bir de bize sorun. O Bayram Gazetesi’nin geliri ile bugün yıkılan Modern İşhanı’ndaki bir ofis satın alınmış, Cemiyet’in kendi mülkü olmuştu.
Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nin 2022 yılında yeniden kuruluşunun sekreteryasını bendeniz gerçekleştirmiş, Cemiyet’in ikinci dönemi için de “kurucu başkan” ünvanının merhum Hacı Hakkı Özsoy’a yakışacağını düşünerek, dernek dilekçelerine Hakkı Özsoy’un imzasını almıştım.
***
Arif Yağcı Gazeteciler Cemiyeti başkanı iken bugün hala basın camiasının kullandığı “Çorbacı Basın” tabirinin de mucidi idi. Gazetecilerin gittiği bir törende, toplantıda yiyip, içmelerine tepki gösterir, “Çorbacı basın olmayın” uyarısında bulunurdu genç meslektaşlara.
***
Son bir aydır Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Doktoru Öznur Demirpençe ağabey olarak Arif Yağcı’ya özel bir ihtimam gösterdi. Tüm hastane personeli onunla yakından ilgilendi. Entübe olduktan sonra durumu iyileşti, hastaneden çıkacak gibi oldu. Ama uzun yılların nikotin birikimi derin yaralar açmıştı ciğerlerinde. “Az yaşa, çok yaşa. Bir gün gelecek başa” dedikleri gibi sonunda Hak vaki oldu.
Biz iyi ve imanlı bir insan olarak bildik, tanıdık. Doğruları, yanlışları ile artık kendisi Hak evinde… Allah rahmetiyle muamele eylesin.
Arif Yağcı’nın bir haberi ile tarihe yolculuk
Aşağıda gördüğünüz haber küpüründe Afyon Gazeteciler Cemiyeti’nin 1989 yılına ait Bayram Gazetesi’ni görüyorsunuz. O dönemin Cemiyet Başkanı merhum Fatih Gümüş… Gazetede imzası olan gazeteciler Copcu (Mehmet Tokman), Recep Yaşayacak, Şükrü Küçükkurt, Hakkı Özsoy, İbrahim Yüksel, Dr. Mehmet Saadettin Aygen, İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Salih Özkılınç…
Afyon Bayram Gazetesi’nin manşetinde, dönemin Belediye Başkanı Merhum Mehmet Sami Hancıoğlu ile röportaj yapan Arif Yağcı’nın bir fotoğrafı var. Bugün Devlet Hastanesi’nin bulunduğu bölgeden Kale’ye doğru uzanan “kır yerinde” poz vermişler.
Günümüzde Afyonkarahisar’ın en gözde mahalleleri olan Uydukent projesi henüz hayal iken yapılan bir haber.
Bugün kent gündemi nelerle meşgul, o zaman neler düşünülmüş?
Bugünlerde Afyonkarahisar’ın geldiği noktayı anlamak açısından Arif Yağcı’nın 7-8 Mayıs 1989 tarihli haberini okuyarak Mehmet Sami Hancıoğlu, Arif Yağcı ve o zamandan bu zamana memlekete hizmet etmiş tüm merhumlara birer Fatiha hediye edelim.
İşte Arif Yağcı’nın 1989 tarihli haberi:
Belediye Başkanı Hancıoğlu büyük oynuyor.
“6 bin konutluk dev Uydukent”
Ali Çetinkaya Mahallesi sınırları içerisinde toplam 30 bin kişinin yaşayabileceği dev toplu konut projesinin tasarı imar planları Belediye Meclisi’nde onaylandı.
Toplam 2,5 milyon metrekarelik bir alanı kaplayan toplu konut alanının 1 milyon metrekaresi sosyal tesisler için ayrıldı.
Toplam 2.5 milyon metrekarelik bir alanı kaplayan Toplu Konut Sahası ana alter olarak yapılacak olan 50 metrelik çevreyolu, Akarçay’ın ıslah edilen kanalı, demiryolu ve K. Çobanlı yolu ile çevrilmiş bulunuyor. Toplam 3 bin parsel ve 6 bin toplu konut olarak düşünülen uydu kentin alanı 2.5 milyon metrekareyi buluyor. Bu alanın 1,5 milyon metrekaresi toplu konut alanı olarak ayrılırken, 1 milyon metrekaresi ise sosyal tesislere tahsis ediliyor.
Afyon Belediye Başkanı Mehmet Sami Hancıoğlu toplu konut alanı ile ilgili bilgiler verirken toplu konutların arazi şartları nedeniyle ancak iki kat olarak gerçekleştirilebileceğini ve tek tip olarak yapılacağını söyledi. Belediye Başkanı Mehmet Sami Hancıoğlu “Toplu konut alanının seçiminde bazı önemli kriterlerimiz vardı. Bu kriterlerimiz öncelikle alanın genişlemeye açık bir yer olmasıydı. İleride yapılması düşünülen Vagon Onarım Fabrikası ve hızlı gelişen Organize Sanayi Bölgesi nedeniyle meydana gelebilecek yapılaşmayı planlı hale getirmek, ideal şehircilik şartlarının yerine getirilebilmesi planı gelişme ve kamulaştırmalarda kolaylıklar sağlayacak mülkiyeti belirli kişi veya kurumlarda bulunması toplu konut alanını belirlenmesinde önemli rol oynamıştır.” Dedi.



