Sezer Küçükkurt

Bayramın ardından – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

6 Eylül 2011 Salı 03:00:00
  Ramazan Bayramı ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın getirdiği 9 günlük bayram tatili sonrasında günlük yaşam normale döndü.
Gazeteniz Kocatepe’nin 47. yaş gününü kutladığı bu tatil döneminde pek çok büyüğümüzden, dostumuzdan, okurumuzdan yeni yaşımız nedeniyle tebrikler aldık, iyi dilekler işittik. Hepsine şükranlarımızı sunuyoruz.
Tatil-bayram dönemi kişiler açısından bayram havasında geçse de maalesef ülke gündemi açısından acı haberlerin birbirini izlediği bir şekilde son buldu. Bayram tatili ile birlikte başlayan üzücü haberler ise bir türlü son bulmadı.
Trafik kazalarının yüreklerde yarattığı üzüntüyü katmerleyen bölücü vatan hainlerinin yurt genelindeki eylemleri oldu. Saldırı haberleri, şehit haberleri, ülke düşmanı söylemler hız kesmeden tatil sürecinde devam etti.
Malum güruhun eşiğinden-beşiğine hepsi “Özerklik”ten bahsediyor, “Türklerle yaşamak istemediklerini” anlatıyorlar.
Biz ise “Hayır ayrılmayacağız, ayrılmamalıyız” demekte ısrar ediyoruz. Buna inanmak istiyoruz.
Onlar ayrılığa bilenirken, biz birliğe inanmak istiyoruz. Hal böyle olunca yaptığımızın doğruluğunu sorgalamaya başlıyoruz. Çünkü mevcut durumda hep biz kaybediyoruz.
Bakıp bakıp Osmanlı’nın Balkan bozgununu hatırlıyoruz.
Mikrofonu eline geçirdikleri her fırsatta BDP/DTK’lı unsurların tamamı devleti tehdit, terörü övme, Türklere sövme, eli kanlı teröristleri sahiplenme ve kahraman ilan etmekte, gruplar arasına kin ve nefret tohumları saçmaktadır.
Malum bölücü partinin Van İl Başkanlığı “Barış Günü” nü vesile ederek Van’da bir toplantı düzenledi. Bu mitingde Aysel Tuğluk aynen şunları söyledi:“Emin olun ki bugün değilse yarın, yarın değilse bir başka gün Kürtler bu devletle bağını koparacaktır. Duygusal kopuş eninde sonunda siyasal kopuşa götürecektir.” Daha ne desin?Gün gibi ortada duran tabloya mı itibar etmek gerekir, yoksa, inanmak istediğimiz pembe tablolara mı?Bayramda, önceki gün, dün yine acı haberlerle sarsıldık. Yarın da sarsılacağız bu gidişle. Bölücü örgüt bütün unsurlarını harekete geçirmiş durumda. Örgüt kitle katliamları düzenlemek üzere saldırı üstüne saldırı, deneme üstüne deneme yapıyor. Kırsalda mayın patlatıyor, pusu atıyor, kent merkezlerinde yakın mesafe saldırıları gerçekleştiriyor.
Kandil’e yapılan operasyonlar anlayana anla-yacağı dilden konuşmanın gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.
TSK, yaptığı operasyonlarda PKK üslerine nokta düzeyinde vuracak kadar bilgi, teknoloji ve yeteneğe sahip olduğunu, bunları imha edici gücü olduğunu dosta-düşmana bir kez daha ispatladı.
Şimdi zihinlerdeki soru; madem böyle bir gücümüz vardı bunca zaman neyi bekledik? PKK, Türkiye’ye karşı silahlı eğitim alanları yapmış, barınak ve depolar inşa etmiş, yol kontrol noktaları kurmuş, biz seyretmişiz. Gördük ki, vurabiliyoruz, takip edebiliyoruz, söküp atabili-yoruz. Peki belanın kökünü kazımaktan bizi hala ne alıkoyuyor?
Filistin için İsrail’e haddini bildiren, vatandaşlarını gururlandıran Türkiye, bölünmez parçası için dünyaya, komşularına neden restini çekemiyor?
Bu soruların cevabına ulaştığımızda akan kanın duracağına inanıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları