Bilinen hikayedir; Nasrettin Hoca kızına “Şu testiyi çeşmeden doldur gel, ama testiyi kırma” demiş. Sonra da yüzüne okkalı bir tokat aşketmiş. “Yahu ne yapıyorsun hoca? Kız testiyi kırdı mı ki?” diyenlere, “Testiyi kırdıktan sonra tokat atsam neye yarar?” demiş.
Yeni devlet hastanesi inşaatı ile ilgili son günlerde gündeme gelen konuları gördükçe rahmetli Hoca’nın bu hikayesi geliyor aklımıza.
Yeni hastane ile ilgili belirlenen eksikler, yapılan eleştiri-len Nasrettin Hoca’nın “testi kırılmadan” önce attığı tokada benzemektedir.
Belirlenen eksiklikler, yapılan eleştiri-ler bugünden değerlendirmeye alınır, gereği yerine getirilirse yarın hastane faaliyete geçip, binlerce insan içindeyken bu sorunlar heyulasıyla boğuşmak zorunda kalınmaz.
Yuvarlak laflarla, beylik cümlelerle geçiştirilen her sorun yarın hepimizin başını ağrıtacaktır.
Hatırlarız, 1994 yılıydı galiba. Bugünkü Bayındırlık ve İskan İl Müdürlüğü binasının açılışı yapılacaktı. Tören için bir kaç gazeteci binaya gittiğimizde gördüğümüz manzara karşısında şaşırıp kalmıştık. Açılışı yapılacak olan binanın sıvaları dökülüyor, pek çok noktasındaki inşaat hataları adeta sırıtı-yordu. Ertesi gün “Yeni bina dökülüyor” diye yapılan haberler sonrasında açılışı yapılan bina müteahhit firma tarafından tamirata alınmıştı. Ortaya çıkan komik durumu siz düşünün.
Son 10-15 yıl içinde ilimizde yapılan kamu yatırımlarının bir bölümünde bu tür şaşırtıcı (!) eksiklikler gündeme gelmişti.
Bu eksiklikler hep yerel basın tarafından gündeme getirilmiş, hemen hemen hepsi de o dönemin yöneticilerinin, yet-kililerinin yuvarlak ifadeleriyle, beylik beyanatları ile geçiştirilmeye çalışılmış ama kaçınılmaz sondan kurtulunamamıştı. Kimi hatalar yaralanmalara neden olurken, kimi hatalar ise milyarlarca liralık milli servetin hebasına yol açmıştı.
Bunlardan bazılarını sayacak olursak sanırız herkes hafızalarını tazeleyecektir. Bayındırlık Binası’nda yaşananları yukarıda anlattık.
Maliye Sarayı binasının çatısı yanlış hatırlamıyorsak 4 kez uçtu ve yeniden yapıldı. Maliye Sarayı’nın temelinden çıkan su ve inşaat hataları nedeniyle Maliye personeli binayı boşalttı. Sonrasında binanın depreme ve zeminden çıkan suya karşı yeniden güçlendirilmesi yapıldı.
Süleyman Demirel Fen Lisesi binasının bazı bölümleri öğrencilerin başına düştü. Okul bahçesindeki öğrencilerin başına düşen beton parçaları şans eseri kalıcı yaralanmalara neden olmadı. Yeniden ihale yapılarak binanın onarımına gidildi.
İkinci Küçük Sanayi Sitesi’nin yıllarca süren inşaatında birden fazla blok olduğu gibi göçtü. Yeniden ihaleye çıkan bu bloklar eskisinden daha sağlam halde yeniden inşa edildi.
AKÜ’nün bugünkü rektörlük binası inşaatında meydana gelen göçük sonrasında inşaat çalışmaları uzun süre aksadı. Göçen katlar yeniden inşa edildi.
Afyon-İzmir yolu üzerinde inşa edilen olimpik yüzme havuzu atıl vaziyette, devlet erkanın başına dert olmuş halde kaderini bekliyor.
Karaman iş Merkezi’nin temelinden çıkan suyun kaderi ve bu suyun binayı nasıl etkileyeceği merakla bekleniyor.
Belki unuttuklarımız vardır. Bir çırpıda sayabileceğimiz inşaat maceraları bundan ibaret. Kamu binalarının inşaatlarında bu tür aksamalar yaşanabileceği tecrübeyle sabit.
Yanlış anlaşılmasın, yeni hastane binası çürük, göçmek üzere falan demek istemiyoruz. Ama binada bazı aksamalar olduğu tartışılıyor.
O zaman yapılması gereken, aksaklıkların giderilip, kamuoyunun gönlünün ferahlatılmasıdır.
Yetkililerimizin bu minvalde davranacaklarını biliyoruz. Ama biz yine de eskiden yaşanan bazı olaylardan örnek verip, “Yarın hepimizin başına dert olacak şekilde tozu-toprağı halının altına süpürmek” isteyenlere meydan verilmesin, tokat atacak varsa testi kırılmadan o tokadı atsın istedik. Kötü mü ettik?