Sezer Küçükkurt

BİR DOKUN, BİN AH İŞİT

Sezer Küçükkurt

Covid 19 adı verilen salgın hastalık tüm dünyayı felç ettiği gibi ülkemizi ve ilimizi de olumsuz etkiledi.
Günlük yaşamın tüm çarkları bu durumdan etkilendi. Özellikle çiftçi, esnaf, tüccar, sanayici kesimi dünya genelindeki pandemi şartlarından olağanüstü etkilenmiş durumda.
***
Dinar’dan gazeteniz Kocatepe’yi arayan çiftçi Yasin Keleş şöyle anlatıyor yaşadıklarını:
“Üreten çiftçi mağdur. Ürettiği gerek patates, gerek ayçiçeği, gerekse tahıl ürünlerini düşük fiyata satarak emeğinin karşılığını alamıyor. Aracılar bu ticaretten hem para kazanıyor, hem de üreticinin mal ettiğinden daha düşük fiyata pazara ürün sunarak üretici-çiftçi kesiminin mezarına toprak atıyor. Çiftçi almış olduğu mazot, ilaç, gübrenin borçları, su ve elektrik paraları, zamanı gelen öteki borçları, Tarım Kredi Kooperatifi’ne olan borçlar, Ziraat Bankası’na, Şeker Bank’a olan borçlar için ne yapacağını şaşırmış durumda. Hasat zamanına bağlanan umutlar boşa çıktı. Hepimiz çaresizlik içindeyiz. Tarım Kredi’ye, Ziraat Bankası’na, Şeker Bank’a olan borçlar ertelenmezse seneye ekip, dikecek adam kalmayacak memlekette. Sesimizi her yere duyurmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızdan, Tarım Bakanımızdan, Milletvekillerimizden, siyasilerimizden gelecek müjdeli haberleri bekliyoruz.”
***
Çarşıdaki esnaf ağabeyimiz yolumuzu çevirdi. Başladı anlatmaya: “Pandeminin ilk aylarında Devletimiz sağolsun vergi ve kredi ödemelerini erteledi. O günler olağanüstü günlerdi ve bunlar yapılmalıydı. Allah’tan yapıldı. Yapılmasaydı halimiz haraptı. Şimdi ertelenen borçların tamamının ödeme günü geldi. Bu aydan itibaren ödemeler duble duble olacak. O günlerde de cebimizde para yoktu. Bulup buluşturup, karttan çekip ya da kredi kullanıp o günleri geçirmiştik. Şimdi duble duble kredi ve vergi ödemelerini mi, SKG ve Bağ-Kur’u mu, stopaj ve muhtasarı mı hangi birini ödeyeceğimizi şaşırdık. Zaten ekonominin olağanüstü şartları nedeniyle ticari ödemelerimizi ertelemiştik. Çalışanları işten çıkartmak yasak, bir sürü cezası var. Şimdi yanımızda çalışan insanlara da borcumuzu birikmeye başladı. Ne yapacağımızı şaşırdık. Bunları duyan, bilen, gören yok mu?”
***
Üretimin her aşamasında yer alan, istihdam oluşturan, katma değer sağlayan bir dostumuz daha da dertli: “Şu gördüğün koca koca tesislerin hemen hepsi kredi ile dönüyor. 3 aylık kredinin dönem faizini ödediğimiz zaman sanki borcumuzun tamamını kapatmış gibi ‘oh’ çekip işi gördük sanıyoruz. Oysa ana borç orada bekliyor. 3 ay sonra aynı stres yine var. Ama çare yok. Dönem faizini ödeyip günü geçiren kendini kârda sayıyor. Çünkü tesisin kapısına kilit vurmamış, ileriki günlere yönelik umudunu kaybetmemiş oluyor. Hani bize deniyordu ya; ‘ileride güzel günler göreceğiz’ diye… O ileriye kavuşmak için daha ne kadar gideceğiz ki?”
***
Maaşı, geliri, gideri belli olan çalışan kesim çok mu mutlu? Oraya da bir dokun, bin ah işit. En başta kredi taksitlerinden ve kredi kartlarından başlıyor insanlar anlatmaya.
Piyasadaki paranın neredeyse tamamının toplumun tüm kesimleri tarafından toplanıp toplanıp bankalara yatırıldığından dertli herkes.
***
Maalesef piyasadaki tablo karamsar. İyi olmasını istiyor ve diliyoruz.
Ama gün geçtikçe durum kötüye gidiyor. Kısa süre içerisinde KOSGEB başta olmak üzere piyasanın orta kesimine sağlanacak maddi destekler dört gözle bekleniyor. Bakalım bu bekleyiş ne kadar devam edecek?

Yazarın Diğer Yazıları