İnsan yaşamında yeni günün neler getireceği bilinemez. Dün hiç olanlar birden koç oluverir, bugün koç olanlar birden hiç oluverir. Her dönem, her toplum bunun sayısız örnekleriyle doludur.
Mübarek Cuma gününde fazla kırıp dökmeden, “anlayan anlar” diyerek bir hikaye nakledelim bugün müsaadenizle:
Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmud’un kölesi olmuş. Sultan, zaman içerisinde köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Köle Ayaz, Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki, hazinedar tayin edilmiş ve en kıymetli, zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş.
Ayaz’ın bu güvene mazhar oluşu elbette bazılarını rahatsız etmiş. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Çeşitli vesilelerle Sultan’a şikayetlerde bulunmaya başlamışlar. Ayaz’ın itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmaya başlamışlar.
Bir gün Sultan’ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş:
– ‘Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.’
Sultan kulaklarına inanamamış. İşin aslını kendi gözleriyle görmeye karar vermiş. Duvara küçük bir delik açtırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Ayaz’ın sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve bir sandığa yöneldiğini görmüş.
Köle Ayaz önce sandığın kilidini açmış, sakladığı bir bohçayı eline almış. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. Köle Ayaz köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbiseyi özenle sardığı bohçadan çıkarttıktan sonra aynanın karşısına geçmiş, kendi kendine;
– ‘Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?’ diye sormuş. “Bir Hiçtin sen… Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Allah, Sultan’ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla! Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle vardı” demiş..
Bohçayı toplamış, sandığına kilitlemiş ve kapıya doğru yönelmiş. Hazine dairesinden çıkarken Sultan ile yüz yüze gelmiş.
Sultan gözlerini Ayaz’ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş. Boğazındaki düğümleri çözerek konuşan Sultan,
– ‘Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedarıydın, ama şimdi… Kalbimin hazinedarısın. Bana, benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin… demiş.
***
İnsanlar nasıl düşünürse öyle yaşarmış. Nasıl yaşarsa öyle ölürmüş. Hayatın gidişini değiştirmek düşünceleri değiştirmeye bağlı imiş.
Cumanız mübarek olsun…
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16