Memleketin birinde öyle olaylar olmuş ki, duyanların ağzı açık kalmış.
Zamanında özel bir okul yapılmış bu memlekete… Okul yapılırken kamuya ait yeşil alanlara ve yollara da taşmış okulun projesi.
Olsun varsın, okul ya yapılan! Öğrenciler eğitim görecek ya! Oluversin denilmiş.
“İyi de o okul babasının hayrına değil, ticari olarak hizmet veriyor, deve yüküyle para kazanacaklar. Öyle ise kamunun hakkını korumak gerekir” diyen çıkmamış. Çıkmış da, kimse kulak asmamış. “Yatırıma-eğitime engel olan” pozisyonuna düşmemek için susmuş, biraz sesi çıkanlar da…
Yollar, yeşil alanlar okulun duvar kaşının içinde kalmış. Yıllarca böyle devam edilmiş. Sonrasında bu yasal olmayan durumu yasal hale getirmek, kitabına uydurmak gerekmiş.
Görüşmeler, tartışmalar, buluşmalar derken anlaşma sağlanmış. Şu kadar verilsin, bu işler hallolsun denilmiş.
Gel gelelim o memlekete seçim mevsimi gelmiş. Yönetim değişmiş.
Yeni gelen yönetim “Eski sözler mazide kaldı, şimdi bizimle anlaşacaksınız” demiş. Al takke, ver külah derken, eskinin 4 katı fiyatla anlaşma sağlanmış.
İşler hallolacak, minare kılıfa sokulacak derken hesapta olmayan şeyler çıkmış. Bu işlerin içerisinde olan birisi çıkmış olanı, biteni, bilineni, bilinmeyeni ifşa etmiş. Gazeteler yazmış, ortalık çalkalanmış.
O memlekette ne olması gerekir aslında, bu işleri yazabilen, gündeme getirebilen gazeteciler ile bu işleri ifşa edenlerin takdir edilmesi gerekir değil mi? Tam aksine tüm oklar bu işleri yazanlar ile ifşa edenlerin üzerine yöneltilmiş. Baskılar, tehditler falan derken, verilen ifadeler geri çekilmek zorunda kalınmış.
O memleketin eski yöneticileri ile mevcut yöneticileri sanki yanlışta ittifak edercesine birbirlerinin açıklarını kapatmaya başlamışlar. “Sen bana dokunma, ben sana dokunmayayım” anlaşması varmışçasına herşeyin üzeri örtülmeye çalışılmış.
Söz konusu yerin çevresindeki yollar ve yeşil alanlar o işletmenin sınırları içerisine dahil edilmiş. Eller kaldırılmış, indirilmiş. Herkes aklanmış, paklanmış, pir-ü pak bir şekilde huzurla evlerine gitmişler.
Parayı veren düdüğü çalmış. Eskiler/yeniler hep birlikte büyük bir sorunu halletmenin mutluluğunu yaşamışlar.
Yine o memlekette zengin kervanını dağlardan aşırırken, mahalle fırınlarında ekmeğini çıkarmaya çalışanlara ceza üstüne ceza yazılmaya başlanmış. Kendini gariban dostu olarak göstermeye çalışanlar para ile hallolduğu her yanından belli olan işlere göz yumup, garibanın tepesine çöker olmuşlar.
Nerede olmuş bu meseleler derseniz, başta da söyledik ya; “Memleketin birinde” olmuş. Bizde böyle şeylerin yaşanması düşünülebilir mi hiç? Milyonluk arsalar, onbinlerce metrekarelik “yol artığı” parseller, yeşil alanlar, cadde ve sokaklar özel şirketlere satılacak olsa bizim memleket ayağa kalkar! Hele ki bu işlerin bazı menfaatler karşılığında yapıldığı ortaya dökülecek! Vay, vay, vay…
Memleketin sahipleri/seçilmişleri el birliği ile bu işlere engel olurlar! Bu işleri gündeme getirenler, ifşa edenler kahraman ilan edilirler!
Ellerin memleketleri böyle işte, hiç bize benzemiyorlar. Parmağını gözlerine soksan anlamıyorlar! Davul çalıyorsun, sanki kös sesi dinlemişler! Efsunlanmışcasına “Hırsızlıkları, yolsuzlukları” görmezden geliyorlar. Üstüne üstlük meşrulaştırıyorlar.
“E ötekiler de yapmışlardı” diyerek hırsızlıkları, yolsuzlukları doğru kabul ediyorlar. “Ötekiler daha çok götürmüştü” diyerek çalmanın azının da bir, çoğunun da bir olduğunu bilmiyorlar sanki.
Atalar “Hırsızlık bir ekmekten, kahpelik bir öpmekten başlar” diye boşuna mı söylemiş?
Allah bizim memleketi bu memleketlere benzemekten muhafaza eylesin!
--------------------------------------------
Yaranamadık
Ne yapsak yaranamayız. Doğruları söyleme çabasında olan bir gazeteci iseniz hal böyledir maalesef.
Kimseye yaranma gibi bir derdimiz yok ama, yine de insan huzursuz oluyor.
FETÖ’den dolayı kayyum atanan işletmeyi yazarız. Yaranamayız, AK Parti düşmanı oluruz.
Belediye ile ilgili iddiaları yazarız. Yaranamayız, Belediye düşmanı oluruz.
Kurumlarda yaşanan aksamaları yazarız. Yaranamayız, yaramaz çocuk oluruz.
Hep kabahatliyiz! Olsun varsın… Eğer kabahat ise kabahat işlemeye devam edeceğiz. Bugüne kadar bunun bedelini çok ödedik, gerekirse yine öderiz. Yeter ki, delikanlı gibi gelinsin karşımıza…
***
Bir de at nallanıp, eşek nallanırken, “ben de, ben de” diye ayağını uzatan tosbağalar var!
Sanki dünya sadece kendi etraflarında dönüyormuşçasına, olandan bitenden pay çıkartıyorlar kendilerine böyleleri hep… Dayı! Sana bir lafımız yok, takıl orada, bize bulaşma yeter…
-------------------------------------------
Bu sıkıntı aşılmalı
Son zamanlarda dikkatimizi çeken bir durum söz konusu. Bu durum, sadece bizim değil, bir çok kesimin dikkatini çekiyor.
İkili sohbetlerde, ya da dar kapsamlı değerlendirmelerde gündeme getirilen bu durum hakkında, “Evet, bu böyle olmamalı. Çareler düşünülmeli. Bu sıkıntı aşılmalı” tespitleri yapılıyor hep.
Konu, etkili ve yetkili kişilere aktarıldığında da durum değişmiyor. Aslında herkes, aksama, sıkıntı ve yanlışlık olduğunda hemfikir. Ama ne yazık ki, aylardır bu aksama, sıkıntı ve yanlışlıklar giderilemiyor.
Konu: Cumhur İttifakı’nın Afyonkarahisar’daki paydaşları arasında gözlenen uyumsuzluk…
Herhangi bir organizasyon olduğunda, gündemdeki bir konu hakkında duruş ya da tavır gösterilmesi gerektiğinde Cumhur İttifakı’nın Afyonkarahisar’daki paydaşları ne yazık ki ayrı tellerden çalıyorlar. Senkronize olamıyorlar, uyum sağlayamıyorlar.
Son 1 yıllık süreci çerisinde onlarca örnek vermek mümkün. Mesela geçen hafta Devlet Hastanesi’ndeki Obezite Merkezi’nin açılışı… Organizasyon yapıldı ama MHP’li yetkilileri bu açılışta göremedik. Cumhur İttifakı’nın diğer paydaşlar da yoktu mesela. Biraz araştırdığımızda davet edilmediklerini öğrendik. Son derece yanlış…
4 Ağustos Pazartesi günü İl Özel İdaresi tarafından Çevre Hizmetleri Birliği’ne kazandırılan hizmet araçlarının teslim töreni yapılacak. Bakalım davetliler arasında kimler var, Cumhur İttifakı’nın paydaşlarından kimler orada olacak, kimler yine bulunamayacak?
Meselelerle ilgili olarak asıl yükü çekenler, tepkileri göğüsleyip, bir şeyler için emek çekenler orada olmayıp, olayla uzaktan yakından ilgisi olmayanların törenlerde yer alıyor olması bir çok kesim tarafından başka başka yorumlanıyor.
Buna meydan verilmemeli…
Bu konuda söylenecek çok söz var. Zamanı geldikçe değinmeye devam edeceğiz.