Sezer Küçükkurt

Bize çakı bile yasak, çivili bomba yapan teröriste yaşamak hak !

Sezer Küçükkurt

16 Kasım 2011 Çarşamba 02:00:00
  Şehrimizdeki asayiş denetimlerinden yola çıkarak, çok üzüldüğümüz, çok kızdığımız bir başka konuya değinmek istiyoruz bugün.
Geçen gün bize dert yanan Adem ağabeyin sözlerini aktaralım önce: “Ramazan ayında Olucak mahallesi’nden evime gidi-yordum. Polisler çevirdi. İyi akşamlar deyip, kontrol yaptıklarını söyledikten sonra üzerimde bıçak olup olmadığnı sordular. Ben de tedbiren yanımda taşıdığım çakıyı çıkarıp bu var dedim. Çakıyı aldılar, bunu taşımanın suç olduğunu söylediler. Ben de geceleri evime geç gittiğimi, hırsız uğursuza rastlama imkanına karşı çocukluktan beri tedbir için küçük çakı taşıdığımı anlattım. Bunu taşıma, madem öyle eline bir sopa al, onunla git gel dediler. Kendilerine hak verdim. İlgilerine teşekkür ettim, yanlarından ayrıldım. Ne güzel gece vakti gezen herkes kont-rol ediliyor demek ki diye içimden geçirdim. Aradan iki hafta geçti. Yine gece vakti bu kez araçla mezarlık istikametinden evime dönüyordum. Kontrol varmış bizi de durdurdular. Aracın yanında kırsal kesime gidip geldiğimiz için bir değnek vardı. Köpeklere karşı bulunduruyorduk. Memurlar yine gayet kibar bir şekilde aracı kont-rol ettiler. Değnek taşımanın suç olduğunu, değneğe el kolacaklarını söylediler. Peki dedik, değneği verdikten sonra polislerle vedalaşıp ayrıldık. Kendi kendimize bıçağı da değneği de kaptırdık diye gülüştük. Artık ne bıçak, ne değnek taşımıyorum”
Adem ağabeyin bu sözlerini aktarmamızın gayesi şehir içi asayiş uygulamalarından şikayet değil. Bu uygulamaların faydalı olduğunu, olası bir çok olaya karşı önlem amaçlı olduğunu bili-yoruz. Gece-gündüz devam eden asayiş uygulamalarının devam etmesini diliyor, emeği geçen tüm polis memurlarına, kibar tavırları, dikkatli tutumları nedeniyle teşekkür ediyoruz.
Sözü asıl getirmek istediğimiz nokta başka. Afyonkarahisar’ın sokaklarında güvenlik için bir çakı bıçağı ya da bir değnek taşınmasına izin vermeyen kurallar geçerli iken, İstanbul’un göbeğinde deniz otobüsünü kaçırıp, içine çivi doldurulmuş bomba ile onlarca insanı tehdit eden, bu nedenle güvenlik güçlerince öldürülen teröristin ardından yaşananlara ne demek gerekir?
Kartepe Deniz Otobüsünü kaçıran PKK’lı Mensur Güzel’e ve ailesine BDP Milletvekili Sebahat Tuncel’in gösterdiği özel yakınlık bizleri hayrete düşürdüğü gibi, derin düşüncelere sevk etti. Tuncel, gemi saldırganı teröristin cenazesine katıldı. Bu kadının sarf ettiği sözlere bir bakın: “Gemi kaçırma olayı sonrasında infaz edilen bir yurttaşımızın cenazesi için buradayız. Kürt sorunu nerededir diyen İçişleri Bakanı’nın bir kez daha bakmasını istiyorum. Sağ yakalanacakken neden infaz edildi. Mensur Güzel’in Türkiye’nin sorununa, sayın Abdullah Öcalan’ın tecrit koşullarına dikkat çekmek istediği anlaşılıyor. Gemideki yurttaşların bu olayda zarar görmeden kurtulmaları güzel bir olay ama Mensur Güzel de öldürülmeden tutuklanabilirdi. Yaşam hakkı ihlal edilmiştir ”
Sıradan insan cebinde çakı ile dolmuşta, kahvehanede yakalansa soluğu karakolda alır, sicili kararırken, KCK’lı askerden kaçmış, elini kolunu sallaya sallaya ortalıkta aylarca dolaşmış, patladığında etrafta kim var kim yok öldürsün diye çivili bomba yapıp deniz otobüsü kaçırmış. Sonra bir milletvekili (!) gelip ona “hami” kesilmiş. “Niye öldürdünüz” diye hesap sorar olmuş. Ve Türkiye’de sağcısından solcusuna cümle siyasi partiler bu kişilerin talepleri doğrultusunda anayasa değişikliği yapmak için gece gündüz mesai sarf edeceklermiş…
Hadi oradan…
Eylemlerde provokatif tavırlarıyla dikkat çeken, bir emniyet müdürüne tokatlamasıyla hafızalarımıza kazınan bu kadının milletvekili sıfatı taşımasına bir anlam veremiyoruz. Dünyanın hangi ülkesinde devletten aldığı maaşla teröristlere sahip çıkan, devletin verdiği araba ile devlete karşı millete karşı yıkıcı faaliyette bulanan birisi ya da birileri “milletveki-li” sıfatı taşıyabilir merak ediyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları