Afyonkarahisar Valiliği’nin düzenlediği geniş katılımlı “Afyonkarahisar Kent Markalama ve Tanıtım Stratejisi Toplantısı”ndaki gözlemlerimizi bu köşede dile getirmiştik.
Afyonkarahisar’ın “Markalaşması” çalışmalarının daha etkin ve koordineli bir şekilde hız kazanacağına ve bununla bağlantılı olarak tanıtıma yönelik hamlelere daha geniş kapsamlı ve daha profesyonel manada yaklaşılacağına dair umut içerisinde olduğumu dile getirmiştim önceki yazımda.
Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın öncülüğünde başlatılan bu proje kapsamında, önceki dönemlerde ortaya konan çalışmaları görmezden gelmeden, yılların birikimi ile elde edilen mevcut verilerin üzerine bilimsel katkılar sağlayarak yeni bir yapı kurmaya çalışılıyor şu günlerde.
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin başta olmak üzere değerli akademisyenlerin “iletişim bilimi”nin tüm verilerini kullanarak “Afyonkarahisar” üzerine düşüncelerini öğrenme imkanı bulduk bu vesile ile.
O toplantıda anlatılanlar aslında işin özetinin özeti idi.
Kendisi de “profesör” ünvanını almak üzere iken Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tevdi edilen “Afyonkarahisar Valiliği” görevi gereği üniversitedeki kürsüsünden ayrılan “iletişim hocası, doçent” Kübra Güran Yiğitbaşı’nın hem akademik, hem Vali ve hem de Afyonkarahisar’ın gelini olarak birikimleriyle katkı sunduğu çalışmanın bir çok detayı olduğunu biliyoruz.
İlerleyen zaman içerisinde o detaylar da kamuoyuyla paylaşılacaktır. Paylaşıldıkça katkı sunmak isteyenlerin katkıları ile daha de gelişip verimli hale gelecektir çalışmalar.
***
“Afyonkarahisar Kent Markalama ve Tanıtım Stratejisi Toplantısı”nı anlattığım yazımın ardından bir çok geri dönüş aldım. Bu bile konuya olan ilginin yoğunluğuna işaret ediyor aslında. Afyonkarahisarlılar’ın bu konuda söyleyecek sözleri var. Şehrin sorunlarını, sıkıntılarını, ihtiyaçlarını dile getirmek, çareler üretmek istiyorlar.
İşte bir örnek: Afyonkarahisar’ın kıdemli esnaf başkanlarından, Giyim Eşyası İmalat ve Satıcılar Odası Başkanı Hüseyin Karnıbüyük… Diyor ki, “Otoparkı ve lavaboları olmayan bir kentin ne kadar reklamı yapılsa boşadır. İlk önce insanoğlunun ve misafirlerimizin temel ihtiyaçlarını gidermek gerekir. Bu konularla ilgili bir sunum yapıldı mı bilmiyorum bunu da sizden öğrenmek isteriz”
Hüseyin Başkanım, bahsettiğiniz ihtiyaçları yıllardır hep birlikte dile getiriyoruz. Gel gelelim çözüm var mı, tartışılır. “Filmin fragmanı” olarak değerlendirilmesi gereken o toplantının konuları arasında sizin bahsettiğiniz bu mesele yoktu. Sayın Vali Yiğitbaşı da zaten en çok Afyonkarahisar Belediyesi’ne göndermede bulunarak, “Yapacağımız çok iş var” minvalinde konuşurken, sizin de bahsettiğiniz bu tür ihtiyaçlara ve eksikliklere atıf yaptı sanırım.
Günlük yaşamın içinde, vatandaşın her haline tanık olan siz esnafların görüş ve talepleri bu işin en önemli parçalarından birisidir bize göre. İşin lokomotifi olan Valilik’in öncülüğünde bahse konu eksikliklere de çözüm bulunacaktır elbette.
Bir başka duyarlı hemşehrimiz Mehmet Tamer Günel de Karnıbüyük başkana hak vererek diyor ki, “Kayseri’ye gittim otoparklar kaloriferli, sıcak su var. Ve de ücretsiz. Parkın oradaki tuvaletleri neden kapattılar. Ben başkan olsam muhtelif yerlere tuvalet yaptırırım modern ve ücretsiz olmak üzere.”
Evet, şehrin merkezinde insani ihtiyaçlar için eksiklikler mevcut. Evet, çarşı merkezinin en büyük ihtiyacı otopark… Ama bunlar “Markalaşma”nın değil, doğru yönetimin konuları. Birbirine karıştırmamak gerekiyor.
Aynı zamanda hepimizin malumu olan, yıllardır talep listelerinin en başında yer alan “bariz eksiklikler”in de “Markalaşma” gibi bilimsel çalışmalara engel oluşturmasına müsaade etmemek gerekiyor.
Bir başka hemşehrimiz diyor ki, “Halk üretime dayalı yatırım istiyor. Afyon otelci, lokantacı ve lokumcudan ibaret değil.”
Bu hemşehrimize yine bir diğer hemşehrimiz cevap veriyor: “Tamam işte, yesin, içsin, gezsin, deneyi döksün gitsinler! Daha n’olcedi?” (Bu diyalogları yazımızın altındaki yorumlardan derledik)
Afyonkarahisar’ın otelcisi, lokantacısı, lokumcusu bu şehrin dinamikleri değil mi ey hemşehrim. Onların kasasına giren dolaylı yollardan şehrin ekonomi kanallarına dağılmıyor mu? Haksızlık etmeyelim…
Ayrıca yıllar öncesi hatırlayalım. Bu günlerin hayalini kurmuyor muyduk? Kaymakçının, sucukçunun, lokumcunun önünde kuyrukların oluştuğu bir çarşı herkesin hayali değil miydi?
Şimdi belki önünde kuyruk uzanan dükkan sayısı az, evet… Ama bir yerinden başladık işte, ilerleyen günlerde sayıları artacaktır. O da bize bağlı sonuçta…
***
Afyonkarahisar turizminin en tecrübeli isimlerinden birisi. Termal turizmin ilk başladığı yıllardan itibaren sektöre hizmet veren Nurettin Ayyıldız diyor ki, “Valilik’te turizmle ilgili yapılan toplantı ile ilgili köşe yazınızı dikkatle okudum. Bu konu ile alakalı 2014 yılında sizin gazetenizde yayınlanan Afyonkarahisar Kültür ve Turizm Tanıtma Vakfı kurulması ile ilgili fikirlerimi yazmıştım. Afyonkarahisarımızın her şeyi var. Yeter ki çalışkan iyi niyetli idarecilerin yönettiği bir il olalım.”
***
Yine Afyonkarahisar’ın Ankara’daki gönüllü elçilerinden Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Genel Başkanı hemşehrimiz Veli Sarıtoprak da yazımız sonrası arayarak çalışmalara olan tam desteklerini ifade etti. Veli Sarıtoprak, “Ankara’daki Afyon lobisi olarak bu konuda bize düşen her göreve hazırız, sayın Valimizin yanındayız” diyor. “Rahmetli Osman Attila’nın dediği gibi herkes bizi Ankaralarda sanır, ama Afyonkarahisar’da bir dam çökse yüreğimiz parçalanır. Biz burada Afyonkarahisar markasına hizmet etmek için çalışıyoruz” diye de ekliyor.
***
Yine önceki yazımıza atıfta bulunarak sözü tamamlayalım: Sayın Vali Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın bu mayası tutar” demiştik. İşte okuduğunuz bu geri dönüşler mayanın şimdiden tutmaya başladığının göstergesi.
Daha gidilecek çok yolumuz var. Ama yol güzel, yoldaşlar güzel, menzil güzel… Niyet hayr ise akıbet de hayr olur inşallah.