Merhum Mehmet Akif Ersoy’a bir Avrupa seyahatinden dönüşünde dostları seyahatini ve batı dünyasını kast ederek “Nasıldı?” diye sormuşlar. Şair-i azam; “İşleri dinimiz gibi, dinleri işimiz gibi” diye cevap vermiş.
Batı kültürünün işlerini tam manasıyla, layığı veçhile yerine getirdiklerini, işlerini dört dörtlük yapmaya çalıştıklarını, bu yönleriyle tam manasıyla dört dörtlük bir din olan İslamiyet’e benzediklerini, dinlerinin ise bizim işlerimiz gibi, yarım yamalak, amaca hizmetten ziyade kendilerini avutmaya yönelik olduğuna işaret etmeye çalışmış büyük şair…
Bizde işini tam manasıyla yapmaya çalışan, oturduğu koltuğun hakkını vermeye çalışanlara pek değer verilmez nedense. Birileri bu tür insanların hep bacağını çekiştirir durur. Olur olmaz isteklerle, partizanca ya da hasmane tutumlarla iş yapılmasına engel olunduğu gibi iş yapma çabasında olanlara da engel olunur.
Son dönemde Afyonkarahisar bürokrasisine hiç dikkat ettiniz mi? Afyonkarahisar kökenli, bu toprakların insanlarından bürokraside kendini gösterebilen, sivrilebilen, sorumluluk alabilen kaç kişi var?
Bizim bilebildiğimiz sadece birkaç daire müdürümüz Afyonkarahisarlı. Bunu söylerken yanlış anlamaya meydan vermek istemeyiz. Elbette ki gerekli vasıfları taşıyan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bürokraside yükselebilir. Hak ettiği görevlere getirilir. Afyonkarahisar’da görev yapan birbirinden değerli müdürlerimiz, amirlerimiz de bu milletin seçkin evlatlarıdır.
Bizim buradaki kastımız hemşehri dayanışmasından, gerekli vasıfları taşıyan Afyonkarahisarlıların yükselmesine omuz vermekten imtina edişimizdir. Liyakat sahibi bir çok kimse olmasına rağmen, tercihlerin hemşehrilerimizden yana kullanılmayışına anlam veremiyoruz bir türlü. Birbirimizin bacağından aşağı çekmeyi o kadar benimsemişiz ki, daha önce bir bürokratın başlattığı güzel, amaca hizmet eden bir çalışmayı dahi, sırf “Benden önceki başlattı” diye sona erdiririz. Bu çalışmadan olumlu sonuç alınıp, alınmadığı, insanların benimseyip benimsemediği hiç önemli değildir. Üstelik marazi bir şekilde sona erdirdiğimiz uygulamanın yerine konulabilecek, düşünülmüş, üretilmiş yeni bir fikir de söz konusu değildir.
İlimizdeki bürokraside Afyonkarahisarlılar azınlıkta da sanki ülke bürokrasisindeki durum farklı mı? Afyonkarahisarlı olup da yüksek bürokraside görev yapan, sorumluluk sahibi kaç isim sayabilirsiniz? Sayacağınız isimler bir elin parmaklarını geçmeyecektir.
Hafazanallah, eğer Afyonlu bir bürokrat, bürokraside yükselir de hemşehrilerinin işini görmeye başlarsa, memleketine hizmet etmeye çalışırsa yarın bir gün siyasete göz dikebilir. Bu göz dikiş de “yeni rakipler” manasına gelir.
Bu anlattıklarımız sadece bugüne ait tespitler değildir. Yıllardır aynı mantık ne yazık ki devam etmektedir. Birkaç istisna dışında…
Büyüklerimizden hep duyardık, rahmetli eski milletvekili ve şair Osman Attila “Afyonlu severken yavrusunu yiyen kediye benzer” dermiş. Yıllar geçse de bu özelliğimizi kaybetmemişiz demek ki. Anlaşılan uzun süre de kaybetmeyeceğiz…