Sezer Küçükkurt

Cezaevi – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

30 Haziran 2012 Cumartesi 03:00:00
  Afyonkarahisar Barosu Başkanı Av. Turgay Şahin’in gazeteniz Kocatepe’de de yer alan ve “devletin namusuna emanet edilen mahkumların, cezaevi şartlarının insani olması” gerektiğiyle ilgili uyarıları oldukça önemlidir.
Şanlıurfa cezaevinde kısa süre önce yaşanan yangın olayında bir çok mahkum yaşamını yitirmişti. Bu olay sonrasında yapılan tüm değerlendirmelerde söz konusu cezaevinin tıka-basa dolu olduğunun tespit edildiği ve bir çok kere ilgili makamlara konun iletildiği gündeme gelmişti.
Gereken önlemler alınmadığı için yaşanan facianın büyüdüğüne dikkat çekilmişti.
***
Bu olaylar sonrasında Afyonkarahisar Baro Başkanı’na Afyonkarahisar cezaevinin durumu sorulduğunda, bizdeki durumun Şanlıurfa’dan çok da farklı olmadığı ortaya çıkmış oldu.
Halk arasında cezaevi ile ilgili sıkıntılar kulaktan kulağa yayılıyordu ama, bunun resmi ağızlardan ifadesi konunu önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Cezaevi kapasitesi yüksek olduğu için hükümlü ve mahkumların büyük sıkıntılar yaşadığı söylentileri uzun süredir devam etse de, tabiatı gereği “kapalı bir kutu” olan cezaevi ile ilgili kamuoyunda net bir görüş söz konusu değildi. Elbette yolu oraya uğrayanların haricinde…
***
Afyonkarahisar Baro Başkanı Av. Turgay Şahin yaptığı durum tespitinde “Adalet Bakanlığı’nın küçük, verimsiz olan cezaevlerinin kapatılması şeklinde bir çalışması var. Bu büyük ölçüde tamamlandı. Mimarisi uygun olmayan belli kapasitenin altında olduğundan çok sayıda elemanla işletimi verimsiz hale gelen birçok cezaevi kapatıldı. Dolayısıyla kapatılan cezaevlerinde kalan mahkumlar en yakın cezaevlerine gönderildiler. İlden ile nakiller de çoğaldı. Afyon’a ciddi anlamda İzmir yöresinden gönderilmiş hükümlüler var. Büyük şehirlerde kapasiteler çok daha fazla aşılmış. Şimdi birçok ilde açıklanmış resmi kapasitenin iki ya da üç katı mahkumun bulunduğunu biliyoruz. Afyon’da da iki katına yakın olduğunu söylemişlerdi.” dedi.
***
Afyonkarahisar Cezaevi’ndeki durum böylelikle netlik kazanmış oldu.
Şimdi Karaaslan Çayırı olarak bilinen bölgede yeni cezaevinin yapımı planlanıyor. Belki bir memlekete yapılması istenecek en son şey cezaevi olabilir ama, hayatın bir gerçeği de görmezden gelinemez.
Her ne kadar Karaaslan Çayırı’nın tarım için son derece elverişli bir arazi oluşu, böylesi bir varlığın betonla kaplanması eleştiri konusu olsa da, belki yeni yapılacak olan projede bölgenin tarımsal özellikleri de gözetilerek örnek bir çalışma oluşturulabilir.
Gereğinin yapılması ilimizin siyasilerine düşüyor. Bir olumsuzluk yaşanmadan, çok geç olmadan…

Yazarın Diğer Yazıları