Sezer Küçükkurt

Çözüm istiyor muyuz, istemiyor muyuz?

Sezer Küçükkurt

4 Haziran 2014 Çarşamba 03:00:00
  “Afyonkarahisar’ın en büyük sorunu ne?” diye sorulduğunda hemen hemen herkes “trafik” diyor. Düşünsenize 200 bin nüfuslu bir kentte her gün 100 bin kişinin taşındığı bir ulaşım sistemi… Çevre illere oranla çok çok fazla sayıda toplu taşıma aracı… Ve herkes bu sistemden şikayetçi. Mutlu olan yok. Minibüsçüsü de, otobüsçüsü de, vatandaşı da, polisi de, il yöneticileri de bu işten şikayetçi.
Böyle bir tabloya sahip memlekette bundan daha önemli bir sorun olabilir mi?
“Trafik meselesini halledenin heykelini dikmek gerek” derken haksız mıyız?
***
Önceki günkü Belediye Meclisi toplantısında MHP’li Belediye Meclis üyesi Halil İbrahim Baykara bir teklif sunuyor. İkisi birbirinin tamamlayıcısı olan iki ayrı planı içeriyor bu teklif.
Birinci aşamasında köy minibüs ve otobüslerinin şehirden geri dönüşte, (altını çizmek gerekir, geri dönüşte) şehir merkezine uğramaması var. İkinci aşamasında ise mevcut toplu taşıma güzergahlarının yeniden düzenlenmesi yer alıyor.
Bu planda neler var? Mevcut hatlardaki minibüs sayısını ikiye bölerek iki yeni güzergaha bölüştürmek var. Bu güzergahların minibüsler arasında dönüşümlü olarak dolaşılması sistemi var. Gidilecek mesafelere daha kısa zamanda ulaşım imkanı var. İlk adım bunlardan ibaret, sonrası ayrıca planlanmış vaziyette.
Birbirini tamamlayan iki teklif bir bütün halinde Trafik Komisyonu’nda görüşülüyor. Herkes tamam diyor, kararlar yazılıyor ve teklifler Belediye Meclisi gündemine getiriliyor.
İşte ne oluyorsa orada oluyor. Hep yaka silktiğimiz popilist politika kendini gösteriyor ve “Millet ayaklanır, partilerimiz tepki görür” gibi mazeretlerle planlar “Görüşülmek üzere(!)” sonraya bırakılıyor.
Hem de bir muhalefet temsilcisinin planlarının çeşitli defalar alkışlandığı, teşekkür edildiği, hem minibüsçülerin, hem halk otobüslerinin beğenisini ifade ettiği bir Belediye Meclisi toplantısında.
***
Aynı şekilde köy minibüslerinin şehir merkezine girmemesi için daha önce de karar alınmıştı hatırlarsanız eğer. O zaman da Orman ve Su işleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu devreye girmiş, bu karar da ötelenmişti. Yine aynı endişelerle…
Çözüm için atılan adımlara karşı koymak isteyen bazı siyaset bezirganlarının sağa-sola gidip tepki gösterilmesi için milleti fişeklediği duyuluyor şimdi. “Hem iktidara, hem muhalefete tepkinizi dile getirin. Bu Meclis ne yapmak istiyor” diye milleti ayaklandıranlar var ortada.
Kimileri de “Bu iş Mahkeme’den döner” diye ortalığı bulandırıyor.
Belediye Başkanı Burhanettin Çoban diyor ki, “Ben tepkileri gögüslemeye hazırım. Bu işin destekçisiyim”…
Muhalefet gurubunun başkanı, Meclis üyesi Halil İbrahim Baykara diyor ki, “İptal davalarından sonuç çıkmaz. Toplu düzenleme ile kamu menfaati söz konusu. Bize de tepkiler geliyor. Tepkilere gögüs gereceğiz. Herşeyi göze aldım. Aylarca hazırladığım projeler savsaklanmasın. İşi sulandırmaya fırsat vermeyelim. Öne düşülmeyecek bir işte öne düştüm, arı kovanına çomak soktum. Tepkiler benim olsun, başarı olursa Meclis’in olsun”…
Peki diğer Meclis üyelerimizden neden ses çıkmaz? Onlar bu şehirde yaşamıyorlar mı, araçları ile trafikte, yaya olarak kaldırımda aynı sıkıntılarla boğuşmuyorlar mı? Neden fikir üretmezler?
“Bu teklifin şurası yanlış, böyle olmalı” diyemezken, aksine “otobüsçü ne der, minibüsçüye ne deriz, seçmenimize nasıl anlatırız” kaygısına düşüyorlar.
***
Şimdi tam zamanı. Artık kararımızı vermemiz gerekiyor. Trafik meselesini çözmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Şehri kangren olan bir yaradan kurtarmak lazım mı, değil mi?
Bugüne kadar 150 milyara bir trafik master planı yapıldı, uygulanmadı. 50 milyara bir daha yapıldı, o da uygulanmadı. Her yapılan tahlilden hasta için “ameliyat” teşhisi çıkıyor. Biz ise hap verip günü geçiriyor, hastayı ölüme mahkum ediyoruz.
Bir bina yapıp çatısını çatmak için proje çizilmiş, temel kazılmış. Balkonun yerini beğenmeyebiliriz, Değiştirilir. Odanın yerini yanlış bulabiliriz. Değiştirilir. Ama kazılan temeli toprakla doldurmanın bir anlamı yok.
Belediyeler, Meclisler toplum yararına kural koyup denetlemek için vardır. Günü kurtarmak için değil.

Yazarın Diğer Yazıları