Sezer Küçükkurt

Facia daha da büyüyebilirdi – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

8 Eylül 2012 Cumartesi 03:00:00
  O talihsiz gecede yaşanan olayları hep birlikte büyük bir şaşkınlık içerisinde takip ediyoruz. Büyük faciaya yol açan patlama sadece yüzlerce el bombasının yarattığı bir patlama değildir. O depolarda füze başlıklarından tutun da adı üzerinde “mühimmat” olarak aklınıza gelebilecek her türlü malzeme bulunmaktadır. Patlamada zarar görmeyen top mermilerinin her biri yüz metrekarelik bir alanı tahrip etmeye yeterken, bu depolarda bu mermilerden 10 bine yakın adet bulunmaktadır. Söz konusu depolarda her biri koca bir alanı etkileyen mayınlardan da yer almaktadır.
25 şehidimizin acısı büyük ama, depoların tamamının patlamadan etkilenmesi daha büyük bir faciaya da yol açabilirdi belki de. Patlamanın şehre doğru bakan değil de, dağlık alana bakan depolarda yaşanması da çevredeki yerleşim birimlerinin etkilenme oranını azaltmıştır.
Düşünsenize, bundan 10 yıl önce Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’ni Hıdırlık eteklerindeki eski mühimmat depolarının bulunduğu, Askeriye’nin sonradan boşalttığı alana inşa etmeyi planlıyorduk. İyi ki Askeriye Hıdırlık arkasındaki eski depoları boşaltmış. İyi ki o boşaltılan yerler hala boş duruyormuş.
Eleştirilmesi gereken çok fazla konu var. Ve kıyasıya eleştiriliyor.
Hak veriyoruz. Dün biz de özet olarak zihinlerdeki soru işaretlerine dikkat çekmiştik. Bu soru işaretlerine her geçen saat yenileri ekleniyor ne yazık ki. Yanlışların, eksiklerin ortaya çıkması, yeni facialar yaşanmaması için bu eleştirilerin yapılması gerekiyor.
Eleştiriler bitmeyecektir. 25 canın ardından yeni yeni eksikler, eleştiriler belirlenecektir.
Nöbet yerini terk etmeyen Mehmetçik
Bir de madalyonun diğer yüzü var. Bir facia içerisinde beliren öyle hikayeler var ki insana “Helal olsun. Bu millet daha ölmemiş” dedirtiyor. Dün onlardan birini dinledik ve sizlere aktarmamız gerektiğine, hiç olmazsa arşivlerde bunların da yer alması gerektiğine karar verdik.
Büyük patlama yaşanmış, ilgili tüm birimler olay mahalline sevk edilmiştir. Afyonkarahisar Belediyesi itfaiye ekipleri de çıkan yangına müdahale etmek için oradadır. Yangın yayılmış, etrafa saçılan el bombaları da patlamaya başlamıştır. O sırada itfaiye erleri ateş ve duman içinde iki askeri fark eder. Nöbet yerlerinde nöbet tutan iki Mehmetçik ilk patlamanın etkisi ile savrulmuşlar, nöbet yerlerinden ayrı düşmüşler ve o hengame içerisinde yeniden nöbet yerlerine dönmeye çalışmaktadırlar. İtfaiye görevlileri askerlere yaklaşıp, onları ambulansa götürmek isterler. Hafif yaralı olarak olayın şokunu atlatmaya çalışan askerler ile nöbet yerinden ayrılıp ayrılmama konusunda itfaiyeler arasında tartışma yaşanır. Olay yerinin karmaşası ve tehlikesi nedeniyle itfaiyeler askerleri uzaklaştırmaya çalışırken, Mehmetçikler “Görev yerimizi terk etmeyiz” direnişine geçmişlerdir. İtfaiye ısrarından bir sonuç alamayacağını anlayınca devreye komutanları sokar. Mehmetçikler Nöbetçi Amirleri ile telsiz muhaberesi yaptıktan sonra nöbet yerlerinden ayrılmaya, hastaneye götürülmeye ikna edilirler.
Ambulansta bile silahını
vermeyen askerler
Biz görmedik ama, gören güvenilir kişilerin tanıklığında aktarıyoruz; Hastaneye yaralı olarak getirilen bazı Mehmetçikler ellerinde silahları ile sedyeye uzanıp, ambulansa öylece binmişlerdir. Namusları olarak gördükleri silahları kucağında olmak üzere hastaneye getirilirler. Bu askerler tedavi öncesinde silahlarını da ancak komutanlarına teslim ederler.
Nöbet yerini terk etmeyen, silahını evladı gibi bağrına basan Mehmetçikler… Olayın ardından hastane önlerine toplanarak, “kanını” ortaya koyan vatandaşlar… Bunlar acı gecenin teselli kaynakları oldular.
Ve Afyonkarahisar’ın “boyunun ölçüsü”
O kara gecenin ardından Afyonkarahisar adeta “boyunun ölçüsünü” aldı diyebiliriz. Sağlık teşkilatımız, 112 acil yardım ekipleri olay ve sonrasında canhıraş bir çaba ortaya koydular. Sivil Savunma ve itfaiye ekiplerimiz üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirdiler.
Her fırsatta fiziki eksikleri nedeniyle eleştirdiğimiz Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin yönetimi ve personeli patlamadan yarım saat sonra tam kadro yaralıları bekliyordu. Öyle bir bekleyiş ki, gelecek yaralılar için açılmış hasta kartlarından, damar giriş yollarına, sedyelere kadar hemen her şey hazır edilmişti. Belki hastanenin güvenlik önlemleri ile ilgili eleştiride bulunulabilir.
Bir gerçek daha var ki, Afyonkarahisar böylesi bir olayda organizasyon açısından büyük eksiklikleri olduğunu görmüştür. Organizasyonla ilgili eksikleri sıralamaya kalksak bu sütunu tamamen kapatmamız gerekir.
Bize göre Afyonkarahisar’ın kriz anlarında devreye girecek, koordinasyon ve organizasyonu sağlayacak bir sisteme ihtiyacı bulunmaktadır. Eskiden ADUYBİM’in bu işlevi üstlenmesi amaçlanmış, büyük yatırımlar ve emekler harcanmıştı. Ama tam da lazım olduğu dönemde böylesi çabaların boşa gittiğini görmek insanı üzüyor doğrusu.
Allah korusun o gün orada belli bir alanı etkileyen bir patlama değil de, etkisi daha geniş bir alana yayılan bir deprem, bir başka afet yaşansaydı… Halimiz nice olurdu? Şehrin bazı noktalarına 3-5 gün giremeyeceğimizi, yaralı ve mahsur kalanlara ulaşmada bile çaresiz kalacağımızı öngörüyoruz. Umarız yanılıyoruzdur. Ama görünen köy kılavuz istemez. Afyonkarahisar afet durumları için, kriz anları için hazırlıklarını yeniden gözden geçirmelidir.

Yazarın Diğer Yazıları