Her ay elinize gelen elektrik faturalarınızın “fatura tutarı” ve “son ödeme tarihi” dışında diğer bölümlerine baktığınız oluyor mu hiç?
Tavsiye ediyoruz bir bakın.
Tüketim tutarınız nedir?
Fatura tutarınızın ne kadarı vergi?
Bunun dışında ne gibi ödemeler yapıyorsunuz?
Hadi siz yorulmayın, biz bir örnek verelim:
73 lira 60 kuruşluk bir elektrik faturası ile hangi ödemeleri yaptığınızı biz söyleyelim:
40 lira 63 kuruşu tüketim tutarı…
14 lira 57 kuruşu vergi, fon, TRT payı…
18 lira 40 kuruşu ise “sorma ver” parası.
Tabii son kalem, faturada “sorma ver parası” olarak geçmiyor.
Sorma ver kazığı, şu kılıf içinde sunuluyor:
Kayıp/kaçak bedeli, hizmet bedeli, sayaç okuma bedeli, iletişim sistemi kullanma bedeli, dağıtım bedeli…
Görüldüğü üzere elektrik dağıtım şirketi, tükettiğimiz elektriğin parasının yanı sıra;
Başkalarının kullanıp da ödemediği kaçak elektriğin parasını da bize ödetiyor…
Dağıtım sisteminde önleyemediği kayıpların parasını da bize ödetiyor…
Asli görevi olan sayaç okuma hizmetinin bedelini de bize ödetiyor…
İletişim sistemini kullanmanın bedelini de bize ödetiyor… (Yani bindiğiniz taksiciye taksi ücretini ödemenin yanı sıra araçtan yararlandığınız için ayrı bir bedel ödeme gibi bir şey…)
Bir de dağıtım bedeli diye bir ücret alıyor. (Yani kapınıza simit getiren bir simitçinin simit parasının yanı sıra bir de getirme ücreti istemesi gibi bir şey…)
Basit bir hesapla elektrik faturanızda ödediğiniz bedelin yüzde 52.20’sini tüketim tutarı olarak, yüzde 19.79’unu devlete vergi olarak, yüzde 25’ini de dağıtım şirketine sorma ver parası olarak ödüyorsunuz.
Bütün bunlar göz önüne alındığında elektrik dağıtımının niçin özelleştirildiğini daha iyi anlı-yorsunuz.
Kayıp ve kaçakları asgariye indirmek, elektrik kesintilerini sona erdirmek, sürekli ve sürdürülebilir enerji altyapısını sağlamak amacıyla yapılan özelleştirmede gelinen nokta ne yazık ki bu. Elektriğe bedel ödeyenler “namussuz” muamelesi görürken, bedel ödemeyenler “namuslu” gözükecekler.
Başka bir konuya geçelim!
“Kimse eşkıyayı dağda aramasın. Eşkıya artık şehirde. Eli de cebimizin içinde…” diyor bize ulaşan mesajda bir hemşehrimiz.
Ne dersiniz, doğru değil mi?