Sezer Küçükkurt

FENOMEN, MENOMEN DEDİKLERİ

Sezer Küçükkurt

Dijital çağdayız. Tamam, kabul ediyoruz, ama bazı dengesizlikleri de hala sindirebilmiş değil bu bünye.
Sosyal medya ağlarına herkes gibi biz de adapte olma aşamasındayız. Mesleğimiz icabı bu yolda ilerlemeye çalışıyoruz. Ama eller gibi yüzbinlere, milyonlara ulaşamıyoruz. Biz çok sıkıntı etmesek de bu durumu, bizim adımızı sıkıntı edenler var, Allah razı olsun.
Bu işlerden anlayan bir dost teselli etti geçenlerde: “Abi üzülme yardımcı olalım sana” dedi. “Nasıl” dedim.
“Ya şöyle yüz bin filan kadar takipçi satın alalım sana. Öyle deveyle-dombey değil, 250 TL tutar. Bunlar öyle boot (sahte) hesap da değil, organik! Sonra takipçi arttırma taktikleri var onları da uyguladık mı. Senin yazılarının okunma oranlarını arttırmak için bir çalışma da yaparız. Günlük yüz bin tıklama alırız bir yerden. O da 100 lira filan olsun.
Bir iki fenomen de seninle polemiğe giriverirse. Denk o zaman. Ha Twitter’da Trend Topic olmak için kampanya var şu sıra. Fiyatlar 250 liraya falan düştü. Bunları halledersek senin iş tamam”
Toplamda 1200 lira kadar bir hesap çıkarttı bana. Buna karşılık yüz binden fazla takipçim, iki defa TT olma ve ünlü iki fenomen hesabında adım geçecekti. Bak sen şu işe…
Bizim gözümüzde büyüttüğümüz, “binlerce takipçi”, “milyonlarca tık” işleri bu kadar kolay mıymış?
Hasılı kelam; “Bana takipçi sayını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” çağına geldiğimiz bu günlerde Allah sonumuzu hayretsin.
TAKİPÇİ SAYISI HERŞEY MİDİR?
Hadi biz kendi çapımızda gazetecilik yapmaya çalışan birisiyiz. Çok büyük iddialarımız yok. Ama bu rüzgara kapılıp giden o kadar çok “büyük” adam var ki… Başkanlar, siyasetçiler, bürokratlar, iş adamları, koca kosa firmalar artık sosyal medya hesaplarına göre değerlendirilir oldu.
Mesela bir bakanlığa sosyal medya üzerinden şikâyette bulunan birinin takipçi sayısı binin altındaysa, şikâyet savsaklanabiliyor. On bin ve üzeri takipçisi olanların şikayetleri baş üstünde.
Medya dünyasındaysanız, takipçi sayınızın yüksekliğine göre ekranlarda boy gösterme oranınız daha yüksek.
“Millet takip ediyor, biz de bir bakalım” diye takibe aldığınız ‘Araştırmacı/gazeteci/yazar/yorumcu/analist/yayın yönetmeni/konferansçı/danışmanın’ (dikkat kesilelim, bu sıfatların hepsi bir kişide) 500 bin takipçisi var. Adamın daha önce psikolojik tedavi gördüğü ve dengesizliğinin her yazısına yansıdığını bir süre takipte kalmadan anlayamıyorsunuz…
Artık devlet kurumlarına elaman alınırken, önemli görevlere biri önerilirken sosyal medya hesaplarındaki takipçi sayısı da not olarak düşülür olmuş.
Memlekete belediye başkan adayı lazımsa da, önce takipçisine bakmak gerek!!!
“Fenomen” denilen bir çok ismin dengesiz, tutarsız hayat tarzı, uyuşturucu bağlantısı, psikopatlıkları takipçi sayısı ile kapatılıyor artık. Ne kadar üzücü.
***
Afyon’da değil, ama bir başka memlekette yaşanan bir olayı anlatarak sözü toparlayalım:
Sosyal medya işlerini organize eden bir ajans, bir belediye başkanına teklif sunar. Türkiye’nin en ünlü fenomenleri memlekete davet edilecek, sayın başkan ile buluşturulacak, tanıtımın dibine vurulacaktır.
Yüzbinlerce takipçisi olan fenomenlerin hepsine ayrı ayrı ücretler ödenir. Başkan fenomenlerle buluşur.
Mümtaz şahsiyetler(!)in kimisi kahkahalar saçarak, kimisi taklalar atarak, kimisi saçma sapan cümlelerle Başkan ile olan pozlarını paylaşırlar.
Youtuber olanları canlı yayınlar basar, “ponçik başkan” etiketleri ile “RT” ve “Like”ın canına okunur. Başkana projeyi sunan ajans keyifli, başkan memnun, fenomenler mes’uttur. Sosyal medya analizlerinden, etkileşim raporlarından gelen veriler “kaymaklı kadayıf” kıvamındadır.
Seçmen etkilenmiş, tanıtımın nirvanasına varılmıştır.
Gelgelelim bir süre sonra beyefendiliğiyle tanınan başkanın fenomenlerle olan fotoğraflarını gören insanlardan şikayet üstüne şikayet gelmeye başlar. Şikayetlerin kiminde “boynunda dövme olan çocuğun nasıl bir tacizci olduğu”, kiminde ise fenemonlerin adaba aykırı kayıtları yer almaktadır. Belediye Başkanı ve Belediye’ye “DM”den tepki yağmaktadır. Üstüne üstlük Emniyet’in yaptığı operasyonda fenomenlerden bazılarının torbacılığı, fuhuş çeteleri ile bağı ortaya çıkınca ortam gerilir.
Ajans ve Başkan’ın davet etmediği, nemalanamayan diğer grup fenomenler “linç”e girişince pembe tablo kara bulutlara dönüşür.
Sosyal medya hayatımızın bir gerçeği, buna itiraz yok. Girilen bu yoldan dönüş de mümkün değil. Yapılması gereken yasal çerçevenin çizilip, takibinin yapılması… Sonrasında da şişirilmesi hiç de zor olmayan rakamlara kapılmadan, bir lafa bakmak gerek laf mı diye, bir de söyleyene bakmak gerek adam mı diye…
Arif isen bir gül yeter kokmaya,
Cahil isen gir bahçeye, yıkmaya.

Yazarın Diğer Yazıları