Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Uluslararası Medya Koordinatörlüğü tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle 14-18 Temmuz 2025 tarihleri arasında düzenlenen programın Ankara ayağından bahsetmiştik bundan önceki yazımızda. Bugün de programın İstanbul’daki bölümünden bazı notlar aktarmaya çalışacağım.
YABANCI GAZETECİLERİ ETKİLEYEN SAHNELER
81 ilden 81 gazeteci ile yurt dışından 41 ülkeden davet edilen 120 yabancı basın mensubu, toplamda 200 gazeteci programda yer alıyor. Afyonkarahisar adına bizim yer aldığımız programın İstanbul etabına ilk durağımız “Hafıza 15 Temmuz Müzesi” oldu.
Eski ismiyle Boğaziçi Köprüsü’nün, yeni ismiyle 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nün hemen başlangıcında yer alan Hafıza 15 Temmuz, 15 Temmuz destanını gelecek nesillere aktarmak ve ortak hafıza oluşturmak amacıyla hain darbe girişiminin üçüncü yıl dönümünde ziyaretçilere açıldı. Hafıza 15 Temmuz, hain darbe girişimi olan 15 Temmuz’la beraber Türkiye ve dünyadaki darbeler, sömürgeler ve kolonilerin anlatıldığı merkez ziyaretçilere, askeri vesayet ile sömürgecilik tarihi üzerine de bir anlatı sunuyor.
Müze’nin girişindeki Şehitlik Anıtı’nda Kur’an Kursu öğrencisi minikleri, hocalarının öncülüğünde hep birlikte dua eder halde bulduk. Hepsi birbirinden sevimli minikler “Vatan, Bayrak, Şehitlik” gibi kavramları son derece anlamlı bir mekanda öğreniyorlardı.
Kur’an okuyup dua eden, hocalarının duasına amin diyen, “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” diye bağıran 4-7 yaş arası çocukları gören yabancı gazeteciler bu sahneyi görüntüleyebilmek için adeta birbirleri ile yarış içerisine girdiler.
Bu sahnenin dünyanın herhangi bir ülkesinde benzerinin olduğunu sanmıyorum. Tam da bu sebeple yabancı meslektaşlarımız bu anlamlı sahneyi görüntüleme çabası içerisindelerdi. Sonrasında kendileri ile yaptığımız sohbetlerde bu sahneden oldukça duygulandıklarını dile getirdiler zaten.
Müze’nin içerisinde şanlı şehit Ömer Halisdemir’in Özel Harekat Bıçağı ve beresinden, şehitlerimizin ayakkabıları ile oluşturulmuş kompozisyona kadar birbirinden ilginç betimlemeler yer alıyor. İstanbul ziyaretlerinizde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir nokta.
“TEK DİŞİ KALMIŞ CANAVAR”IN SÖMÜRGE DÜZENİNE YÖNELEN ORTAK İTİRAZ
Bu özel müzede Türk Milleti’ne ait özel hasletlerin sergilenmesinin yanı sıra bir başka özellik de ayrıca dikkat çekiyor. Bu özelliğin bizim dikkatimizi çekmesine de Kenyalı konuk gazeteci meslektaşımız vesile oldu.
Müze’nin içerisinde bulunan “Örtülü gerçekler. Gözden kaçırılanlar. Koloni Sömürgeciliği” isimli bölümlerde siyahi dostumuzun fotoğraf çektirdiğini görünce oradaki ortam bizi de cezbetti.
Adına “Batı Medeniyeti” denilen “Tek dişi kalmış Canavar”ın yüzyıllar boyunca başta Afrika olmak üzere dünyanın birçok yerinde gerçekleştirdiği mezalimin topluca anlatımını içeren bu bölüm Kenyalı gazetecinin özellikle dikkatini çekmişti. Kendi milletinin en mustarip olduğu konuyu, Türkiye’de, İstanbul Boğazı’nın kıyısında, kendisiyle bir alakası olduğunu bilmediği bir yerde görünce duyguları kabarmıştı ister istemez.
Batı Medeniyeti(!)nin kendi insanlarına ve mazlum milletlere yönelik mezaliminin özet bilgilerini içeren panoların önünde özellikle poz verirken, kölelik düzenini anlatan siyahi bir mankene zincir vurulmuş betimlemeyi detaylarıyla görüntülemeye çalıştı Kenyalı meslektaşımız. Bizim kendisine baktığımız görünce zincire vurulmuş Afrikalı’nın heykeli önünde birlikte de fotoğraf çektirdik. Gördüğünüz kare bu ana ait.
Türk Milleti’nin haksızlığa, zulme ve sözde Medeniyet(!)e karşı başkaldırışı, yüzyıllardır olduğu gibi bugün de mazlum milletlerin gönlüne dokunmaktadır. Kenyalı kardeşimizin 15 Temmuz Hafıza Müzesi’ndeki hali bunun bir kanıtıdır.
İSTANBUL VALİSİ: FETÖCÜLÜK İFLAH OLMAZ BİR HASTALIKTIR
Programın İstanbul etabının ikinci durağında ise İstanbul Valiliği’nin Cağaloğlu Yokuşunun başındaki tarihi binasında İstanbul Valisi Sayın Davut Gül’ün konuğu olduk.
Bizlerin sorularını cevaplandıran İstanbul Valisi Davut Gül son derece can alıcı değerlendirmelerde bulundu.
15 Temmuz hain darbe girişimini hayata geçirmeye çalışan FETÖcülerin dünyanın her tarafında basın mensuplarının karşısına bir sporcu, bir aktivist ya da bir gazeteci gibi çıkabileceğini belirten İstanbul Valisi Davut Gül, yabancı basın mensuplarına, “Biz Türkiye olarak bu işten ülkemizi kurtarmayı başardık. Ama sizlerin vatandaşları bizler kadar şanslı olmayabilir. Son derece sinsi bir yapı dünya genelinde aktivitesini sürdürüyor. O nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor” uyarısında bulundu.
***
Kendini saklayan ve belli etmeyen bir terör örgütü ile mücadele edildiğini, 10 sene, 20 sene yan yana durduğunuz bir kişinin FETÖ’nün elemanı olduğunun sonradan anlaşılabildiğini anlatan İstanbul Valisi Davut Gül, “15 Temmuz’da ben Sivas Valisi idim. O dönemde FETÖ ile iltisaklı olan derneklere baktık, isminde Alevi ve Bektaşi ifadeleri bulunan bir dernek dikkatimizi çekti. Normal şartlarda FETÖcüler sünni olarak görülüyor. Ama düşünün, 20 sene sonra FETÖcüler bu dernek vasıtası ile kendi kanaat önderlerini ortaya çıkaracaklar. Kurulan bir dernek bekliyor, bekliyor ve 10-20 sene sonra insanlar bu derneğe bir operasyon yapıldığında, ya nasıl olur, bizim mahalledeki çevrecilerin derneği, bizim mahalledeki yardım derneği ya da bizim mahalledeki Alevilerin derneği gibi düşüncelere kapılabiliyor. Bu derneklerin hiçbirine aslında itirazımız yok. Ama kimliklerini saklayarak gizli amaçlarını ve provakasyonlar içinde bulunmaya itirazımız var” dedi.
İnsanların hangi inanca inanırsa inansın ve hatta inanmıyor olsa bile, istediği gibi yaşama hakkına sahip olduğu bir ortamın Türkiye’de mevcut olduğunu aktaran İstanbul Valisi Davut Gül, “Türkiye’de cami ile sinagog yanyana. Devletin din eğitimi alanını açık tutup isteyenlere dinin doğru öğrenilmesini sağlaması gerekiyor. Bu sağlanırsa merdivenaltı din eğitimi alanı kapanmış olur. İnsanlar dinini doğru öğrenmeli, inandığı gibi de yaşamalıdır” dedi.
***
Yabancı bir gazetecinin “15 Temmuz kalkışması sırasında diğer devletlerden destek gördünüz mü” içerikli bir sorusu üzerine ise İstanbul Valisi Davut Gül şu cümleleri sarf etti:
“Ülkelerin desteği noktasında isteriz ki, dostlarımız hiç olmazsa sözleri ile bizlere destek olsunlar. Ama şunu gördük ki, bizim bu topraklarda güçlü olmamız gerekiyor. Farklı ülkelerden icazet alınarak, destek beklenerek bu topraklarda ayakta kalınamayacağını biliyoruz. Destek veren dostlarımıza teşekkür ediyoruz ama hiç kimse destek vermese de bu topraklarda güçlü olabilmek için 85 milyon mücadele ediyoruz. 15 Temmuz bunu bir göstergesidir”
***
İstanbul Valisi Davut Gül’ün “FETÖ” üzerine en kritik sözleri yine yabancı gazetecilerin soruları üzerine geldi. Vali Gül sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dışişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız her ortamda FETÖ’nün sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın meselesi olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bulduğumuz her ortamda bunu yapıyoruz. Bu olay, iş artık bitti, bir daha bu yapı filizlenmeyecek denilebilecek bir olay değildir. FETÖCÜLÜK İFLAH OLMAZ BİR HASTALIKTIR. Bir FETÖ’cüye ikna etmek bir çok zaman mümkün değildir. Fırsat bulduğunda yine memleketi satacağını biliyoruz ve biz de ona göre davranıyoruz.
Türkiye’de demokrasinin son derece sağlıklı bir şekilde işlediğini, ülke yönetimindeki siyasi partilerin değişebildiğini, şehirlerde yönetimlerin partilerden partilere geçebildiğini, memnun olunan bölgelerde mevcutları göreve devam edebildiğini hatırlatan İstanbul Valisi Davut Gül, “15 Temmuz hain kalkışmasında gördük ki meydanlara ilk gelenler bu milletin gençleri idi. Biz gençlerimize inanıyoruz. BU milletin mayası sağlamdır. Milletin Devletini uçurumun kenarından aldığını unutmayacağız, unutturmayacağız”








