Sezer Küçükkurt

Gazetecilik Dijitalleşiyor, Hafızamız Basılı Kalıyor

Sezer Küçükkurt

Dün Afyonkarahisar Basını’ndaki gelişmelerle ilgili bilgilendirmede bulunurken, konuyu fazla uzatmamak için “Gazeteler” konusundaki görüşlerimizi bugüne bırakmıştık.

Kaldığımız yerden devam edelim izninizle…

Daha önce de belirttiğimiz gibi gazetecilik mesleği boyut değiştiriyor. Bu değişim içerisinde teknolojinin getirdiği yenilikler büyük önem arz ediyor. Bizler de bu yeniliklere adapte olmaya çalışıyoruz.

Şahsen benim mesleğimizle ilgili teknolojide yaşadığım “4. Devrim” bugün yaşadıklarımız.

8-9 yaşlarımda matbaamıza gelip gitmeye başladığımda kurşundan dökülmüş “hurufat” denilen harflerin yan yana getirilmesi ile şekillenen ve “tipo” olarak adlandırılan baskı tekniğinin matbaa çıraklığını yaptım en başta. Sonra, 16-17 yaşlarımda tipodan “ofset”e geçişte mesleğimizle ilgili bir “sıfırlanma” yaşamıştım. Tipo ile ilgili bildiklerimizi, mesleki anlamda ustalarımızdan öğrendiklerimizi bir kenara bırakmış, elektrikli daktilolarla, aydingerlere yazılan sisteme geçmiş, karanlık odada tab ettiğimiz fotoğrafları aydıngerlerle birleştirerek baskıya hazırlar hale gelmiştik. Böylece mesleğimizin teknolojisinin birinci evresinde bildiğimiz “tipo” tekniğinden, ikinci evresinde “ofset” tekniğine evrildik. 

Üçüncü evrede ofset teknolojinin “masa üstü yayıncılık” kısmı ile tanıştık. Macintosh bilgisayarlar ile başlayan süreç “Pc” ile genişleyen yelpazeye ulaştı. Macintosh’larla kısıtlı manada yapılan masaüstü yayıncılık, “pc”lerin sektöre adapte olmasıyla alan genişletmişti. Aydingerleri satır satır biraraya getirmek, karanlık odada fotoğraf tab etmek sona erdi. Yaşanan süreçte dijital fotoğraf makinaları ile bilgisayarlar yayıncılık sektörünün her safhasına hakim oldu.

Şimdi mesleki teknolojide dördüncü evrimi yaşıyoruz.

Dijital çağ, bildiğimiz bir çok bilgiyi, kazanımı bir kez daha kenara koyup, internet gazeteciliğinde yepyeni bir dönemi öngörüyor. Bizler de bu yeni döneme uyum sağlamanın çabası içerisindeyiz.

Hal böyle iken; “geleneksel medya”nın en önemli ayaklarından birisi olan “basılı gazeteler” bize göre yine de önemini korumaktadır.

Şöyle ki; basılı gazeteler yayınlandıkları bölgenin ya da hitap ettikleri sektörün “hafızası” özelliği taşımaktadır.

Örneğin bugün Afyonkarahisar’ın 10 yıl öncesini, 25 yıl öncesini, 50 ya da 75 yıl öncesini görebilmek için gazete arşivlerine başvurmak zorundasınız. Bu durum Afyonkarahisar için böyle iken, en küçük bir ilçe ya da büyük bir metropol şehir için de böyledir. Toplumun belli kesimleri, mesleki sektörler ya da kültürel, sportif, sosyolojik yapısı için de yayınlanmış olan gazeteler “hafıza” özelliği taşımaktadır.

Dijital çağ içerisinde bilgi ve içerik anında üretilip, anında tüketilen bir özellik taşımaktadır. Bu hız, içeriklerin üreticisi olan bizlerin dahi başını döndürmektedir.

Afyonkarahisar için hayati önemdeki bir konu ile ilgili hazırlanan bir haber, yapılan bir açıklama ya da aylarca çalışılan bir proje büyük bir hızla haberleştirildikten sonra, internet ya da sanal medya okuyucusu tarafından çok kısa sürede tüketilmekte, sonrasında ise gündemden düşebilmektedir.

En önemli konular gün içerisinde üzerine yüklenen yeni haberlerle birlikte internet sitelerinin manşetinden kayıp gitmektedir. Belki de hak ettiği önemi görmeden/göremeden…

Habercilik ve bilgilendirmedeki hız bir çok avantaj sağladığı gibi bazı dezavantajları da beraberinde taşımaktadır. Ne diyelim “gülün dikeni” diyerek kendimizi teselli edelim…

Oysa gazeteler, dergiler ve kitaplar gibi basılı yayın organlarında bilginin tüketimi internet ortamındaki kadar hızlı değildir. Tüketim hızlı olsa bile, sindirim süreci uzun sürebilmektedir.

Örneğin; Bugün siz Afyonkarahisar için önemli bir proje olan Akarçay projesini açıklıyor olsanız, 50 yıl öncesinden itibaren Akarçay ile ilgili yapılan haber küpürlerini, Akarçay’ın o dönemdeki görüntülerini paylaşmak zorunda hissedersiniz kendinizi. Akarçay’da yüzme öğrenen dönemin gençlerinin görüntülerinden başlayıp, Akarçay’daki kirlilik ve Eber Gölü’ne ulaşan çevre sorunları ile ilgili gazete küpürleri olmadan ne kendiniz konuyu anlayabilir, ne de ilgililerine konuyu anlatabilirsiniz.

Ya da sanal medyada gezerken hepinizin önüne çıkıyordur. Gündeme dair bir konuda olayın doğruluğunu ispat etmek için gazetelerin internet sitelerinin bağlantıları kullanılır. Daha ötesinde basılı gazetelerin küpürleri de yapılan paylaşıma eklenerek, bilginin sağlamlığı teyid edilmeye çalışılır.

Gazeteler, dergiler ziyaret ettiğiniz işyerlerinde sehpaların üzerindedir. Sanayi’de bir esnafa konuk olduysanız, masaya serili gazetenin üzerinden geçen yıla ait bir haberi okuyabilir, onun üzerinden sohbete başlayabilirsiniz farkında olmadan…

Sonuç itibariyle habercilikte hız önemlidir. Dijital çağda bilginin hızlı ve güvenilir biçimde aktarılması da ayrıca önem arz etmektedir. Bunun için iyi yetişmiş, güvenilir, mesleğinin hakkını vermeye çalışan gazetecilere ihtiyaç vardır. Bu insan potansiyeli “gazetecilik” mesleğinden gelenlerde mevcuttur. Burası işin önemli bir boyutu…

Ama basılı gazeteler de bunca teknolojik gelişimle birlikte önemini kaybetmeden sürdürmektedir. Yerel gazeteler, yayınlandıkları yerin yerel hafızası ve bir çok teyit sürecinden geçmiş güvenilir bilgi kaynağıdır. Yerel gazeteler adeta bir bilgi havuzu, proje bankası, kültür ve sanat havuzu, toplumsal yapının özetidir. Bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir.
 

Yazarın Diğer Yazıları