Türk Mühendisleri Derneği’nin Afyonkarahisar Şubesi kısa süre önce hizmete başladı. Ülkesine ve milletine aşık bir isim olan Şube Başkanı Tolga Şahiner’in öncülüğünde bir araya gelen Türk Mühendisleri, bilgi ve birikimlerini ülkemizin geleceği adına kullanmak için yola çıktılar. Hayırlı olsun, milletimiz ve ülkemiz için faydalı çalışmalar ortaya koyacaklarından eminiz.
Türk Mühendisler Derneği Afyonkarahisar Şubesi’nin ilk faaliyeti “Deprem ve zemin” konulu konferans oldu. Biz de değerli dostlarımızla birlikte bu konferansı takip etme fırsatı bulduk. Konferans sayesinde Türk Mühendisleri Derneği üyesi Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Gücek’in Afyonkarahisar ile ilgili olarak yıllarını vererek gerçekleştirdiği bilimsel çalışmaların detayını öğrenme fırsatı bulduk.
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde öğrenimini tamamladıktan sonra bu topraklara olan vefasını göstermek amacıyla Afyonkarahisar’ın zemin yapısı ve olası bir depremde ortaya çıkması muhtemel durumlarla ilgili olarak çalışmalar yapan Süleyman Gücek’in çizdiği tablo tüm Afyonkarahisarlılar’ı derin derin düşündürmesi gereken bir tablo. Aslında bir çoğumuz bu tablonun farkındayız ama, şimdilik görmemezlikten gelmeyi tercih ediyoruz. Bakalım nereye kadar?
AFYONKARAHİSAR’I BEKLEYEN ACI TABLO
Dr. Öğretim görevlisi Süleyman Gücek, Afyonkarahisar’da DSİ tarafından yıllardır yapılan derin sondajlarda 98 metreden başlayıp 160 metre derinliğe kadar oluşan alüvyon zemin tespit edildiğini, şehir merkezinin Kocatepe Mezarlığı’ndan başlayıp Çayırbağ bölgesine kadar ulaşan alanda “alivyon” bir zemine sahip olduğunu söylüyor.
Maraş depremleri olarak bilinen “Asrın Felaketi”nde televizyon ekranlarına yansıyan ve hepimizin hafızasına kazınan züccaciye dükkanını anımsatan Süleyman Gücek, “Bu dükkanın olduğu bölgedeki hasar tespit çalışmalarına katılmak bana da nasip oldu. Gaziantep’in 12 Şubat Mahallesi olarak bilinen bu mahalle zemin ile uyumlu bir şekilde inşa edilen binaların nasıl ayakta kaldığını göstermek açısından bu züccaciye dükkanı en güzel örnektir. Yüksek katlı binalar yapabiliriz ama hangi zemine hangi katı kullanacağımızı bilmeliyiz” uyarısında bulunuyor. Gücek, “Sahaya özel analizler özellikle 4 kat ve daha yüksek katlı binalar için mutlaka yapılmalı. Alivyon yapılı zeminlerde mutlaka sahaya özel çalışmalar yapılmalı” diyerek konunun altını çiziyor.
Maraş merkezli depremlerde en büyük yıkımların zemin sıvılaşması olan bölgelerde yaşandığını, Afyonkarahisar’ın bir çok bölgesinde zemin yapısının “sıvılaşma” derecelerinin çok yüksek olduğunu, afet durumlarında sıvılaşma özelliği bulunan zeminlerin en büyük tehlikeyi oluşturan alanlar olduğunu kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Gücek, “Depremlerin nerede ve ne zaman olacağıyla ilgili olarak konuşmak benim alanım değil aslında. Ama ilimize yakın bölgede en son Altıntaş depremi yaşandı mesela. Konunun uzmanları Altıntaş ile Çobanlar arasındaki bir bölgede enerji birikimi olduğuna dikkat çekiyorlar. Ben şu fay bu kadar deprem üretir diyemem ama bölgemizde bir deprem beklendiği herkes tarafından biliniyor” diyerek Afyonkarahisar çevresine bir kez daha dikkat çekiyor.
Kendi uzmanlık alanının depremlerin yüzeydeki etkisi ve binalara olan etkisi olduğuna hatırlatan Süleyman Gücek, “Afyonkarahisar’daki yerel zemin koşulları nedeniyle ilimizde olması muhtemel 6 ve üzeri şiddetindeki bir deprem 7 ve 7.2 olarak hissedilebilir. Özellikle Dumlupınar ve Cumhuriyet Mahallelerimiz, Ambaryolu caddemiz en büyük problemlerden birisi. Son yaşanan büyük depremdeki istatistikler ilimiz şartlarına uyarlandığında ortaya çıkan tablo son derece korkutucu” diyerek yaklaşan tehlikeye işaret ediyor.
AFYONKARAHİSAR’DA HANGİ MAHALLENİN ZEMİNİ SAĞLAM, HANGİSİNİNKİ DEĞİL?
Zemin deneyleri ile ilgili Afyonkarahisar’a geçmiş yıllarda açılan bir laboratuvarın “iş yokluğu” nedeniyle çok kısa bir sürede kapanmak zorunda kaldığını hatırlatan Süleyman Gücek, tarım arazilerinin imara açılmasının yanlışlığına da bir kez daha işaret ediyor.
Dr. Öğretim Görevlisi Süleyman Gücek’in yaptığı çalışmalara göre Afyonkarahisar’daki mahallelerimizin zemin yapılarına göre şu şekilde sıralanıyor.
Burada ZA sınıfı mahalleler zemin yapısı, yapılaşmaya en uygun mahalleler. Zemin durumu yapılaşmaya en uygunsuz olan bölgeler ZE grubunda yer alıyor. Mahallelerin zemin durumu sırasıyla ZB, ZC, ZD ve ZE olarak gruplandırılıyor. Yani gurupların sıralaması ilerledikçe zemini yapılaşmaya uygun olmayan bölgelere ulaşmış oluyoruz.
ZA sınıfı mahalleler ne yazık ki şehrimizde bulunmuyor.
ZB Sınıfı mahalleler arasında Gökçe, Akmescit, Burmalı, Tacı Ahmet ve Olucak gibi şehrimizin tarihi yerleşim bölgeleri var.
ZC sınıfı mahalleler Yarenler, Yunus Emre ve Kanlıca Mahalleleri.
ZD sınıfı mahalleler şehrimizin en büyük nüfusunu barındıran mahalleler. Onlar da şunlar: Erkmen, Dörtyol, Hoca Ahmet Yesevi, Eşrefpaşa, Ali İhsan Paşa, Zafer, Ataköy, Esentepe, Fatih, Mareşal Fevzi Çakmak, Veysel Karani, Mecidiye, Hasan Karaağaç, İstiklal, Güvenevler, Hattat Karahisari, Cumhuriyet, Dervişpaşa, Dumlupınar, Kocatepe, Gazi, Nazmi Saatçi, Kurtuluş, Karaman, Marulcu, Dairecep ve Kayadibi mahalleleri.
ZE sınıfı mahallelerimiz ise Erenler, Yenice, Orhangazi, Battalgazi, Selçuklu, Osmangazi, Orhangazi, Sahipata, Akçin, Karşıyaka, Yeşilyurt, Ali Çetinkaya, Ertuğrulgazi, Organize Sanayi, Küçük Çobanlı, Bayatçık ve Beyazıt mahallelerimiz.
ZE sınıfı oyarak adlandırılan guruptaki problem derecesi en yüksek olan mahallelerimiz Korel Termal’den başlayıp Konya yoluna doğru uzanan havzadaki yerleşim yerlerimiz.
Bu tablo işin ciddiyetini bir kez daha en net bir şekilde ortaya koyuyor aslında.
EV ALIRKEN KAÇ ODA OLDUĞU MU ÖNEMLİ, ZEMİNİNİN NASIL OLDUĞU MU?
Gücek’in konferansında verdiği bilgilere göre; inşaatlarda yapı denetim sistemi işliyor görülüyor ama ne yazık ki yapı denetim firmaları zemin çalışması yapmıyorlar. Çünkü yetki alanlarında böyle bir durum söz konusu değil. Yapılaşma ile ilgili olarak zemin durumunu kontrol eden bir mekanizma yok. Zemin için yapılan çalışmalar sanki boşa gitmiş gibi görünüyor. Böyle bir anlayış hakim.
Sıradan bir Afyonkarahisarlı bir işyeri, bir konut alacağı zaman öncelikli olarak bakması gereken şeyin o bina ile ilgili zemin çalışması yapılıp yapılmadığı olmalı. Bir konutun kaç odalı oluşu, ankastre mutfağının olup olmadığından çok o bina için sahaya özel analiz yapılıp yapılmadığı tercih sebebi olmalı.
AFYONKARAHİSAR YAPILAŞMA ANLAYIŞINI VE İMAR BÖLGERİNİ DEĞİŞTİRMELİ
Aslında Devlet kurumlarına büyük iş düşüyor. Evet, hepimiz biliyoruz ki Afyonkarahisar ve çevresi için yaklaşmakta olan büyük bir deprem söz konusu. Bunun için alınması gereken önlemlerin başında kat yüksekliklerinin sahaya özel dinamik analiz çalışmalarının yapılması gerekiyor. 2011 yılında zemin periyot haritaları, zemin büyütme haritaları ve sıvılaşma haritaları yapılmaya çalışılsa da bütçe imkansızlıklarına takıldı ve bu çalışmalar askıya alındı. Yerel yönetimlerin öncelikli işi bu haritaların yapılması ve imar çalışmalarının ona göre yönlendirilmesi olmalı.
Sonuç itibariyle, daha önce de bu köşede bir çok kez belirttiğimiz ve ilimizin geleceği adına yaptığımız bir çok konuşmamızda dile getirdiğimiz gibi:
Afyonkarahisar artık verimli tarım arazilerinin bulunduğu, alivyon zeminli, geçmişten bu zamana Afyonlunun “ova” olarak adlandırdığı bölgelerden daha çok, ecdadın yaptığı gibi yamaç bölgelerde, zemini yapılaşmaya uygun muhitlerde yapılaşmaya yönelmesi gerekiyor.
Yapılanlar yapıldı, olan oldu. Onlar için de elbette çalışma yapılmalı ama, geleceğimiz için yapılaşma zihniyetimizi değiştirmemiz gerekiyor. Her geçen gün nesillerimizin geleceğini biraz daha tehlikeye sokuyoruz hep birlikte…