Şu koskoca dünya alemden kimler geldi, kimler geçti?
Ölüm bu dünyanın inkar edilemez gerçeği. Her canlı öyle ya da böyle bir sebeple ölümü tadıyor. Kimi zaman ismi korona oluyor ölümün, kimi zaman trafik kazası, kimi zaman başka bir hastalık ya da sebep.
Korona virüs nedeniyle yaşanan hastalıklar ve akabindeki ölüm oranlarında artış var son zamanlarda. Gün geçmiyor ki “Şu kişi de koronadan ölmüş” diye duymayalım. Bu illet hastalığa yakalananlardan kurtulanların sayısı ölenlerden daha çok ama, korona ile ilgili haberler ve son dönemde depremdeki kayıplarımız ölüm gerçeğiyle yüzleşmeleri artırdı diyebiliriz. Pek çok kişide “ölüm” gerçeğini daha yakından hissettiğini, dünyanın tartışılmaz tek gerçeğini kendi iç dünyasında değerlendirdiğini gözlemliyoruz şu günlerde.
***
Tüm bu manzara karşısında Orman ve Su İşleri eski Bakanımız, AK Parti Afyonkarahisar Milletvekilimiz ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Irak Özel Temsilcisi Prof. Dr. Veysel Eroğlu’ndan duyduğumuz tarihi bir hikayeyi sizlere de aktarmak isterim. Halife Ömer bin Abdülaziz’in son hutbesi:
Ömer bin Abdülaziz, halifeliği döneminde adalet konusunda dedesi Hz Ömer gibi çok titizdi. Bu yüzden 2. Ömer diye anılırdı. Bir Cuma hutbesinde şunları söylemişti:
Ey müminler,
Muhakkak biliniz ki, boş yere yaratılmış olmadığınız gibi, yaptığınız işlerden sorgu ve sualsiz kalacak değilsiniz.
Hiç kimse unutulup ihmal olunmaz. Muhakkak evveli ve sonu toplayan gidilecek bir alem vardır. Orada kurulacak adalet makamının tek hakimi Cenab-ı Hak’tır. Asıl hayat ahiret hayatıdır. Hesabı ve azabı çok yamandır. Celal-i ilahi’nin zuhur ettiği o günün şiddetinden peygamberler ve melekler bile korku içindedir. Celal-i ilahi’ye karşı kimde takat kalır ki! Bununla beraber nihayeti olmayan Rahmet-i ilahi’den ümit kesip de dalalet ve helake düşmeyiniz.
Ey müminler!
Muhakkak biliniz ki, mahşer gününde kurtuluş, Allah’tan korkan, küfürden ve günahlardan sakınan, baki olan ahireti, fani olan dünyaya tercih eden kimseler içindir. Bu işin aksini yapan aldanır, ömür sermayesini bitirir, eli boş kalır.
Şimdi geçmişlerin yerine siz geldiniz. Sizlerin yerine de başkaları gelecek. Görüyorsunuz, gelenler gidiyor, gidenler geri dönmüyor. Ahiret evine gidenleri her gün uğurlayıp duruyoruz. Onları ebedi istirahatgâhına götürüyor, kara toprak altına yataksız, yastıksız bırakıp dönüyoruz. Ölüm evine giden o fanilerin hali ne kadar düşündürücüdür. Bilmedikleri bir aleme sefer etmişler, sevdiklerinden ayrılmışlardır. Bu hayatın gafletinden uyanmışlar, lakin iş işten geçmiş, telafi imkânı elden çıkmıştır. Naz ve nimet içinde beslenmişlerken yatak ve yastıkları kuru toprak olmuştur. Yaptıkları incir çekirdeği kadar bir hayırdan kurtuluş beklemektedirler. O dar ve korkunç yerde işlediklerinin karşılığını gördükleri halde, haşır günü olan kıyametin gelmesini beklerler. Düşünmeye değer bu hallerden ibret almaz mısınız?
Zannetmeyin ki, kendimde fazilet gördüğüm için sizlere nasihat ediyorum. Belki hepinizden fazla ben Allah’ın rahmet ve mağfiretine muhtacım. Kendim için de, sizin için de Allahü Teala’dan mağfiret istiyorum.
Yüce Allah’ın kitabını, Resulullah’ın S.A.V. sünnetini ve ahlakını kendinize örnek alınız, selamet ancak bundadır.
Halife Hazretleri bu sözleri ağlayarak bitirdi. Akan göz yaşlarını kollarına silerek minberden indi.
Bu onun son hutbesiydi. Aynı zamanda evine de son gidişiydi. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16