Afyonkarahisar, şehrin geleceği adına son derece faydalı, yeni bir “tartışma”nın içerisine girdi.
Bu tartışmanın konu başlığı: Hastane mi, Adliye mi?…
Herkesin malumu olduğu üzere Afyonkarahisar’da yıllardır devam eden “yeni adliye” ve “ikinci bir hastane” ihtiyacı söz konusu.
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nin Uydukent bölgesindeki mevcut yerine yapıldığı günden itibaren “Şehrin doğu yakası hastane hizmetlerinden uzak kaldı. Bu bölgeye de bir çare düşünülmeli” fikri kamuoyunun üzerinde etkili olmuştu.
Yıllardır şehrin doğu yakasına hitap edecek bir hastane yapılması, ama bu hastanenin büyük mü, küçük mü, poliklinik hizmeti ağırlıklı mı, yoksa tam teşekkülü mü olması gibi tartışmalar devam etmekte.
Öte yandan, 2000’li yılların başında inşa edilen mevcut Adliye binasının kapasitesinin artık yetersiz geldiği, Adliye binasına sürekli ilaveler yapılarak hizmetin sürdürülmeye çalışıldığı ve artık bu soruna da kesin bir neşter vurulması gerektiği de bilinmekte.
------------------------------------
Cezaevi’nin yanındaki Adliye binası artık yetersiz kalıyor
Eski Adliye binası, Afyon Lisesi’nin karşısındaki tarihi binasında uzun yıllar hizmet vermiş, 2000’li yıllara ulaşıldığında fiziki sıkıntı had safhaya ulaşmıştı. Çare olarak İcra Daireleri Valilik yokuşundaki Özel İdare’ye ait eski binalarda hizmet veriyor, Adliye’nin diğer birimleri de parça parça bir yerlere dağıtılıyordu.
Şehrin orta yerinde güvenlik ayrı bir sıkıntı, trafik olayın başka bir yüzü idi. Adliye bahçesinde çok sayıda cinayet ve yaralama olayı yaşanmış, Adliye bahçesindeki kavgalar artık “vaka-i adiye”den olmuştu.
Kamuoyunda kısa süren tartışmalar sonucunda “Cezaevi’nin hemen yanında olması” fikrinin ağırlıklı etkisi ile bugün Adalet Sarayı’nın bulunduğu alan tespit edilmiş, Afyon Adliyesi’nin mevcut şartlarına oranla son derece modern bir adliye inşası kısa sürede tamamlanmıştı.
Adalet Sarayı, yer altından bir tünelle hemen yanındaki Cezaevi’ne bağlanmış ve biz basın mensupları da buna dair bir çok haber yapmıştık. Türkiye genelinde benzerine az rastlanır bu “tünel” meselesi yaygın basında epeyce ilgi görmüştü. Hatta “tünel”in güvenlikteki üstün katkıları nedeniyle bazı riskli duruşmalar Afyonkarahisar’a aktarılmıştı.
***
Neyse…
Aradan geçen 20 yıl içerisinde artık Afyonkarahisar Adalet Sarayı’nın fiziki yetersizliği iyiden iyiye kendisini hissettirmeye başladı. Aynı şekilde hemen yanındaki Kapalı Cezaevi de yetersiz kaldığı için Konya yolu üzerindeki Karaaslan Çayırı mevkiine yeni bir cezaevi yapıldı. Şimdi orasının da yetersiz kaldığı gerekçesiyle fiziki şartlarının genişletilmesi tartışılıyor.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya’nın geçen hafta yaptığı, “Afyonkarahisar Merkez Sülümenli bölgesinde yapımı planlanan Açık Ceza İnfaz Kurumu için önemli bir adım daha atıldı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan karar doğrultusunda 180 dekar ilave arazi tahsis edilerek, mevcut yaklaşık 1.890 dekarlık alan 2.070 dekara çıkarıldı” açıklamasında bulunduktan sonra, çeşitli tartışmalar yaşandı. “Cezaevinin büyütülüyor olması müjde mi?” diyenler oldu.
---------------------------------------
Her İki Yatırıma da İhtiyaç Var
Hal böyle iken Afyonkarahisar’ın iki önemli ihtiyacından birisinin yeni Adliye Binası, diğerinin ise ikinci bir hastane yatırımı olduğu konusunda hemen hemen herkes hemfikir.
Yazının başında bahsettiğimiz “Faydalı tartışma” konusu ise yeni hastane yatırımının hangi bölgeye yapılması gerektiğiyle ilgili…
Bir yanda, “Yeni hastaneyi şehir dışına doğru çıkaralım. Mümkünse Konya yolu üzerinde olsun” diyenler var. Diğer yanda ise, “Şehir dışına hastane yapmak yanlış, yeni hastane insanların kolay ulaşabileceği bir yerde olmalı” diyenler bulunuyor.
Mevcut eski Cezaevi’nin yıkılıp, yeni Adliye binasının mevcut Adliyenin yanındaki bu alana yapılması kesinleşmiş gibi görülürken, buraya Cezaevi değil, Hastane yapılması tartışılmaya başlandı.
Mevcut Cezaevi’nin alanı 70 bin metrekare… Şehrin içerisinde son derece kıymetli ve eşine az rastlanır bir varlık…
Mevcut Adliye ile entegre olabilmesi adına yeni adliye binasının buraya yapılmasını mantıklı bulanlar çoğunlukta.
Ve fakat…
“Zaten mevcut Devlet Hastanesi şehir merkezinden uzakta. Hele ki, şehrin doğu yakasındakiler zaten hastanenin uzaklığından dert yandığı için yeni hastane yapılması düşünülüyor. Öyle ise doğu yakasına hizmet edecek hastaneyi şehrin dışına atmayalım. Ulaşımı daha rahat bir noktada olsun” fikrini savunanlar mevcut Cezaevi alanına yeni hastanenin yapılmasını öneriyorlar.
“Adliye binası önceden olduğu gibi Cezaevi’nin yanına, yani şehir dışına taşınsın. Hastane vatandaşın elinin altında olsun” diyenler olaya yeni bir boyut kazandırıyor.
AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan da “Madem Adliye şehir dışına çıkmasın istiyoruz. Öyleyse Cezaevinin olduğu yere hastaneyi yapalım. DSİ’nin olduğu 39 bin metrekarelik yere de yeni Adliyeyi yapalım” fikrini gündeme taşıdı. Milletvekili Hasan Arslan, “Şehrinde hiçbir hastane olmaz ya da eski bir hastanesi olur. Bu eski hastane yıkılacak olur. Yerine yeni bir hastaneyi şehrin dışında yapabilirsiniz belki ama şehirde ikinci bir hastane yapıyoruz. Bu daha çok o hastaların kolay ulaşabileceği bir yerde olması gerektiğini düşünüyorum. Yataklı servisten daha çok poliklinik hizmetinin yoğun olacağı bir hastane olmalı bu planlayacağımız ikinci hastane” diyor.
----------------------------------
Kıstas Ne olmalı?
Bu tartışmalar devam ederken bize göre, göz önünde bulundurulması gereken kıstasların başında “İnsanların ömrü boyunca hastaneye mi daha çok yolu düşür, adliyeye mi?” sorusu olmalı.
Hangisine daha çok yolumuz düşüyor ise, o hizmet daha yakında, daha ulaşılabilir olmalı…
Afyonlular daha çok hastaneyi kullanacak ise hastane şehre yakın noktada olmalı… Eğer ki adliyeye daha çok yolumuz düşüyor ise adliyeyi daha yakına konumlandırmalıyız.
Şehrin geleceği açısından “faydalı” bulduğumuz bu tartışmanın devamını hep birlikte izleyeceğiz. Hayırlısı olur inşallah.
------------------
Rant meselesi göz ardı edilmemeli
Bir de olayın “rant” boyutu var.
Yeni hastanenin “Konya yolu üzerinde” yapılacağı duyulduktan sonra siyasilere yakınlığı olan kişilerin bu bölgeden arazi aldıkları, şimdi beklemeye geçtikleri ve hastanenin bu bölgede yapılması için “kulis” çevirdikleri söylentileri son derece yaygın.
Bu konuyu da izliyoruz. Kimlerin arsa topladıkları herkesin malumu.
Her basiretli tüccar kar etmek üzere hamle yapmak ister, buna kimse karşı çıkamaz. Ama önceden tiyo alıp da birileri yatırımda avantaj sağlıyor ise orada “adaletsizlik” söz konusu olur. Adaletsizliğe meydan verilmemelidir.
***
İlk etapta 200 yataklı, sonrasında ise 400 yatak kapasitesine ulaşabilmesi planlanan yeni hastane projesinin 2027 yılı yatırım programına alınabilmesi için Eylül-Ekim ayları arasında Cumhurbaşkanlığı’na sunulması gerekiyor. Eğer bu tarih geçirilirse yatırım programı bir yıl daha uzayacak.
Görelim bakalım, “kalbur sudan ne getirecek?”