Bahtımızın rüzgarını artık yapay zeka belirleyecek!!!
Dünya genelinde 8,5 milyar insanın yaşadığı biliniyor. Günümüzde bu nüfusun 5,5 milyarı internete ulaşım imkanına sahip. Ve bunların 5 milyarının sosyal medya hesabı var…
Başlıkta kullandığımız meşhur şarkımızın sözlerini çağrıştırırcasına, Dijital Çağ’ın içerisinden geçen dünya ve insanlık, henüz bu geçişi tamamlamamışken, şimdi yeni bir döneme savruluyor: Yapay Zeka Dönemi…
***
“Yapay zekânın neden ücretsiz ve bu kadar hızlı bir şekilde halka sunulduğu”na dair soruya mantıklı cevaplar vermeliyiz önce.
Her birisi dünya devi haline gelmiş bulunan devasa büyük şirketlerin, milyarlarca doları bizler “ücretsiz şiir yazalım” ya da “hayatımızı renklendirelim” diye harcayacağını sanmıyorsunuz değil mi?
Konuyu temelinden ele alarak inceleyen uzmanların görüşüne göre, yapay zeka aynı bir çocuk gibi, “eğitilebilen” ve “öğretilebilen” bir yapı. Hani evladınıza terbiye olarak ne verirseniz, o da yaşamı boyunca onları kullanıyor ya… İşte öyle…
Şimdilerde yapay zeka “eğitim” aşamasında… Milyonlarca insan el birliğiyle yapay zekayı “eğitiyor(!)”
Yapay zekanın ilk modelleri hatalar ve halüsinasyonlarla dolu… Zaman içinde bu hatalar gideriliyor. Peki nasıl? İşte sizin, bizim sayemizde…
Yapay zekanın insan gibi düşünmeyi öğrenebilmesi için, milyarlarca kez insanlar tarafından düzeltilmeleri gerekir.
Eğer dünya devi şirketler bu işi yapmak için çalışanlar tutsalardı, trilyonlarca dolar maaş ödemek zorunda kalırlardı. Bunun yerine modeli “ücretsiz” sundular ve 8 milyar insan, maaş almadan ve büyük bir hevesle, “eğitmen” rolünü üstlendi. Yapay zekaya, “Hayır, bu yanlış” ya da “Bunu böyle söyle” dediğimizde, onu biraz daha eğitmiş oluyoruz.
Hatırlayın, hesap makinaları hayatımıza girdiğinde zihinsel hesaplamaları unuttuk. GPS geldiğinde yön bulma ve yolları ezberleme yeteneğimiz adeta kayboldu. Şimdi yapay zekâ geldi ve sırada “düşünme” ve “akıl yürütme” becerilerimiz var.
5-10 yıl sonra, yapay zekâ uygulamalarına başvurmadan e-posta yazamayan, ne yapacağını planlayamayan, hatta basit bir karar bile veremeyen bir nesil düşün.
***
“Yapay zeka” meselesinin en tehlikeli kısmı ise ülke yönetimleri ve dünyadaki siyasal gelişmelerle ilgili. Hatırlayın; düne kadar gündemi takip edebilmek için 10 farklı internet sitesini kontrol eder, sonra kendiniz bir sonuç çıkarırdınız. Şimdi ise sadece yapay zekâya soruyor büyük bir çoğunluk…
İpi tamamen küresel şirketlerin elinde ve dolayısıyla büyük devletlerin elinde bulunan yapay zeka algoritmaları, belirli bir tarihî olayı “komplo”, belirli bir yalanı ise “bilimsel gerçek” olarak kabul edip bizlere sunarsa, insanların %99’u bunu kabul edecektir. Bu, toplumun neye inanacağı üzerinde tam kontrol demektir.
Her şey (tıp, hukuk, mühendislik, eğitim) bu şirketlerin API’lerine bağlandığında, artık geri dönüş olamayacak.
Şu anda “yapay zeka” ile “İnsanlık”, “balayı döneminde” Bakalım bu ilişki nasıl yürütülecek?
TÜRKİYE CUMHURİYETİ YENİ DÖNEM’E HAZIRLANIYOR
İşte Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bu soruların cevabını arıyor. İletişim Başkanlığı’nın öncülüğünde, Basın İlan Kurumu’nun idaresinde İstanbul Cevahir Otel’de düzenlenen “Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler” konulu paneli Afyonkarahisar’daki basın mensupları olarak katılım sağladık. Panelin açılış konuşmasını Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran yapıp, açılış oturumunun katılımcıları da basın ve bürokrasi dünyasının önde gelen isimleri olunca programa katılım hayli yüksek oldu. Ancak, Kocatepe Gazetesi’nden bendeniz, Türkeli Gazetesi’nden İsa Kuş, Afyon Postası’ndan Nail Azbay ve Beyaz Belge’den Resul Sündük toplantıyı en başından sonuna kadar ilgiyle izleyen az sayıdaki basın mensupları arasında yer aldık.
***
“Gerçeğin taşıyıcısı ve zamanın şahidi” olan Türk Basını’nın, denetleyici, düzenleyici ve destekleyici kurumu Basın İlan Kurumu’nun bu programında ana fikir olarak “Yanlış bilgiler ile beslenen yapay zekanın yanlış veriler üreteceği, bu nedenle doğru verilerin belirlenip, aktarılmasının” önemine işaret edilirken, ülkeler ve ülkemiz açısından büyük önem taşır hale gelen dezenformasyonla mücadelede yerel ve ulusal basının veri zehirlenmelerinin önlenmesinin, yapay zeka bilgiyi yeniden şekillendirirken, mesleğinin değerlerine saygılı olan gazetecilerin dijital gazetecilikten, yeni bir gerçekliğe geçerken taşıdığı önemin altı çizildi.
AFYON’UN ENİŞTESİ BAŞKAN UYARDI: KADERİMİZİ ALGORİTMALARA BIRAKAMAYIZ
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, Afyonkarahisar’ın eniştesi… Afyonkarahisar-Bolvadin’den evli olan Prof. Dr. Burhanettin Duran şehrimizi yakından tanıyor, burası ile aile ve akrabalık bağları var. Bu da Afyonkarahisar açısından bir şans diye düşünüyorum.
Tüm dünyanın kendisini içinde bulduğu yapay zeka çağında gezetecinin etkinliğinin daha da önemli hale geldiğini, gazeteciliğin yeni fonksiyonlar üstlenerek daha da aktif hale geleceğini belirten Prof. Dr. Burhanettin Duran, “Yapay zeka özne olamaz. Sorumluluğu yapay zekaya bırakamayız” uyarısında bulundu konuşması sırasında.
Bazı konuların “algoritmalar”a bırakılamayacak kadar önemli ve hassas olduğunu anlatan Prof. Dr. Burhanettin Duran, “Hızlı bilgi doğrunun önüne, görünürlük ise hakikatin önüne geçmemelidir.” tespitinde bulundu.
“Dijital egemenlik, milli egemenliğin çok önemli bir parçasıdır” cümlesinin altını çizen Prof. Dr. Burhanettin Duran, “Gazeteci demek, konuyu belirleyip, araştıran, yazan demek idi. Artık veriyi okuyabilen, algoritmayı tanıyabilen, yapay zekayı tespit edebilen ve dijital güvenlik özelliği olan kişi demektir” diyerek gazetecilik mesleğinin günümüzde ulaştığı boyutu anlattı.
“Yeni meydan okumalar karşısında gazetecilerin yanında yer alacağız” diyen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, “Dijital teknolojinin kullandığı bir dil ve söylem var. Bizim gazetecilerimiz bu dijital dünyada aktif ve etkin aktörler olmalıdır. Pasif ve kabul eden değil, o ortamı şekillendiren gazeteciler olmalıdır. Yerli ve milli söylemler üretmeliyiz” diyerek sözlerini tamamladı.
SAVAŞLAR ARTIK CEPHELERDE DEĞİL, ZİHİNLERDE VE İLETİŞİM MECRALARINDA YAPILIYOR
Panelin ilk oturumunda Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Keskin, Anadolu Ajansı Teknoloji Koordinatörü Emre Çebişli, GZT Genel Yayın Yönetmeni Doğukan Gezer deneyimleri ve tespitlerini katılımcılara aktardılar.
İkinci oturumda ise Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Erman Akıllı, İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Demiz Demir, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Seçil Özay, TRT Uluslararası Haber Yayınları Dijital Kanal Koordinatörü Saim Kurubaş ve Turkuaz Medya Grubu Dijital Strateji ve Sosyal Medya Grup Müdürü Hamza Özdemir gazetecileri bilgilendirdiler.
Savaşların artık cephelerde değil, zihinlerde ve iletişim mecralarında yapıldığı bir çağın kapısından içeri girdik. Böylesi bir dönemde doğru bilginin, doğru bilgiye ulaşıp bunu kamuoyuna ve dolayısıyla dijital ortamlara aktarabilen gazetecilerin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.
Gördük ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Devletimizin ilgili kurumları olarak Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Basın Ulan Kurumu yeni dönemin gayet farkında. Türk Basını’nı ve milli duyarlılığı olan gazetecileri bu yeni döneme hazırlamak, uyumunu sağlamak için harekete çoktan geçilmiş. Evet, uzun bir süreç ama, farkındalık ve harekete geçmek, bizi bir çok kesimden daha öne geçirecektir. Haydi rast gelsin…
YENİ GENEL MÜDÜR’DEN AFYONKARAHİSAR’A MESAJ VAR
Afyonkarahisarlı basın mensupları Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdülkadir Çay, BİK Anadolu Basın temsilcisi Mehmet Ergün ve Türkgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Müftüoğlu ile birlikte
Basın ilan Kurumu’nun Genel Müdürü Abdülkadir Çay bu göreve yeni geldi sayılır. Biz kendisiyle yeni tanışma imkanı bulduk. Afyonkarahisarlı gazeteciler ile BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın yanına vardığımızda kendisi son derece sıcak bir hüsn-ü kabul gösterdi. Kısa sohbetimiz tamamlanıp ayrılırken, “Afyonkarahisarlı basın mensuplarından özel bir ricam olacak” dedi.
Şaşırdık… “Buyurun Sayın Genel Müdür” dediğimizde; “Afyonkarahisar Valimiz sayın Kübra Güran Yiğitbaşı bizler için çok kıymetli, değerli bir insandır. Sayın Valimize desteğinizi eksik etmeyin” ricasında bulundu.
Afyonkarahisar Valisi Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı’nın Türkiye genelindeki saygınlığı, etkinliği ve değerini bir kez daha müşahede etmiş olduk bu vesile ile.
Bu notu da özellikle aktaralım ki, hala daha Sayın Vali ile ilgili kişisel kin ve kaprislerini tatmin etmeye çalışanlara belki bir mesaj olur…

