Afyonkarahisar belki de tarihinin en acı günlerinden birini yaşadı dün. Kışlacık sırtlarında bulunan Mühimmat Deposu’nda yaşanan patlama ile 25 Mehmetçik şehit oldu maalesef.
Biz de olayın meydana geldiği saatten itibaren konuyu takip etmeye çalıştık. Bir düğün nedeniyle Çakmak Otel’de bulunuyorduk. Patlamanın şiddetinden camlar çarpılıp, perdeler uçuştuğunda hepimiz “Çocuklar yaptı” dedik. O andan itibaren Afyonkarahisarlılar adeta bir telefon zinciri kurdular. Ard arda gelen telefonlardan önce Kurtuluş caddesi üzerinde bir tüp ya da doğalgaz patlaması yaşandığı bilgisi etrafa yayılırken, çok geçmeden işin gerçek yüzü belli oldu.
“Bu millete hiçbir şey olmaz,
artık inandım”
Türkiye’nin önde gelen mühimmat depolarından birisi olan Ataköy’deki 500. İstihkam Ana Depo Komutanlığı Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’ndaki depolardan birinde mühimmat düzenlemesi sırasında meydana gelen patlama ortalığı cehenneme çevirmişti. Öyle ki patlamanın şavkı gökyüzüne vurduğunda Hıdırlık’a doğru bakanlar ortalığın gündüz gibi olduğunu söylüyordu. Aydınlanmanın hemen ardından Afyonkarahisar’ın doğu kesimini bir duman bulutu kapladı. Kışlacık ve Ataköy bölgesindeki evlerin üzerine taş yağdı. Afyonkarahisarlılar’ın bir kısmı ne olduğunu anlamak için Kışlacık tarafına akın ederken, daha büyük bir bölümü de olayın vahametini anlayıp hastanelere kan bağışında bulunmak için koşuyordu. Hıdırlık’tan, Ataköy’den ve tüm ara sokaklardan vatandaşlar Kışlacık bölgesine ulaşmaya çalışırken asker ve polis vatandaşları önlemeye, ambulans, itfaiye, sivil savunma araçlarına yol vermeye çalışıyordu.
Hastanelerin önündeki binlerce vatandaş kan bağışında bulunmak için adeta birbiriyle yarışıyordu. Yollarda yüzlerce araç ya olay yerine ya da hastanelere ulaşmaya çalışıyordu. Afyonkarahisar’ın dört bir yanında mahşer sahneleri kurulmuştu sanki.
Tüm bu karmaşa içerisinde herkes olayın boyutun anlamaya çalışıyordu.
Hastane önündeki fıkrat yüklü hemşehrilerini görüp de telefonda bize “Bu memleketten ümidimi kesmiştim. Bugün anladım ki bu millete, bu memlekete bir şey olmaz. Millet ölmemiş. Kötü günde herkes ayakta.” diye ağlayanlara da tanık olduk.
Güneş Afyon’a “kara” doğdu
Yaklaşık bir saat içerisinde olayın boyutu bize göre netleşmişti. Böylesine büyük bir patlama olmuş, patlama bölgesinde 30 kadar askeri ve sivil personelin bulunduğu belirlenmişti. Ve Kışla içerisindeki resmi zevattan ne yazık ki bir açıklama yapılamıyordu. “Personelle irtibat kurulamıyor” denilmeye başlanınca hepimizin kanı dondu adeta. Bu “kaybettik” demenin bir önceki basamağıydı.
Resmi zevata söyleyecek bir şeyimiz yoktu. Böylesine acı bir tabloyu nasıl ortaya koyacaklarına onlar da sanıyorum ki kolay kolay karar veremediler.
Sabahın ilk ışıkları ile enkazın ve ölü-yaralı sayısının netleşeceği bilgisi yayıldı sonrasında. Ve o hazin bekleyiş başladı asker yakınları ile birlikte herkeste.
Hepimiz alacağımız haberin az çok farkında idik ama, ümit işte… Kimse resmi ağızlardan bunu duyana kadar “Başımız sağ olsun” diyemedi. Ta ki, gün ışıyana kadar. Güneş Afyonkarahisar’ın üzerine ne yazık ki karanlık doğdu. 25 Mehmetçiğimizi son derece feci bir şekilde can vermişlerdi.
Patlamanın boyutunu anlatmak zor
Olay yerini yakından görenler patlamanın boyutunu anlatmakta zorlanıyorlardı. Bu nedenle cesetlerin kimlik tespiti ve kışla dışına taşınması da zaman aldı.
Söz konusu kışlada 4 adet yan yana özel yapılmış mühimmat deposu bulunurken, ikisi araç yedek parçası, birisi akaryakıt olmak üzere aynı kışla içinde 3 depo daha bulunuyordu. Allah’tan patlama sadece 2 nolu depoda etki etmişti. Diğer depolara sirayet etmemişti. Bu bile ortada koskoca bir çukur açılmasına, hengame binanın yerle bir olmasına yetmişti.
Bir başka tespit de patlamanın Kocatepe sırtlarına bakan dağlık yamaçlarda meydana gelmesinin hasarı azalttığı yönünde idi. Allah korusun kışlanın şehir ve Kışlacık tarafına bakan yamaçlarında patlama yaşansaydı, şarapnel ve taş-kaya parçalarının şehrin üzerine yağacağı tahminleri yürütülüyordu.
Doğru bilgi olmayınca,
ortalık yanlış bilgiye kalıyor
Hastanedeki yaralıları ziyaret etme imkanı bulduk. Basın sadece bir yaralımızı görebildi. Sanıyoruz ki diğer yaralılarımızın durumu basın önüme çıkacak halde değildi. Allah şifalarını versin inşallah.
Ortada net bilgi olmayınca gece boyunca bilgi kirliliği yaşandı. Kriz yönetiminin önemi bir kez daha anlaşıldı. Eğer ortada doğru bilgi bulunmuyorsa tabiatın boşluk kabul etmediği gerçeğinden hareketle ortalığı yalan-yanlış bilgiler kaplıyordu. Bunu acı olayda bir kez daha yaşayarak öğrendik.
25 şehidimizin ardından ne söylesek az kalacak. Allah ruhlarını şad eylesin. Belki de boyutu çok daha büyüyebilecek bir facianın eşiğinden döndük. Kimsenin beklemediği, kimsenin bilemediği bir facia.
Zihinlere kurt düştü bir kere
Sözü facia üzerine ortada gezen ve her geçen an taraftar kazanan söylentilerden bir demet ile tamamlayalım. Umuyoruz ki bu söylentiler en kısa süre içerisinde açıklığa kavuşur:
“Gecenin saat 21’ine kadar sayım mı sürermiş. O saatte sivil memurların mesaisinin bitmiş olması gerekmiyor mu? Aynı anda 30 görevlinin birden bir depoda bulunmasının hikmeti nedir? El bombalarının hepsinin aynı anda patlayıp böylesine büyük bir patlama ortaya çıkarması mantıklı bir yaklaşım mı? El bombalarının teker teker patlaması tekniğe ve mantığa daha uygun değil mi?”