Sezer Küçükkurt

Kara noktalar – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

22 Ocak 2013 Salı 02:00:00
  Günlerdir televizyon ekranlarını, gazete sayfalarını vatan hainlikleri tescilli olan güruh işgal ediyor. Fransa’da öldürüldükten sonra adeta bir kahraman havasında gömülmek için Türkiye’ye getirilen 3 kadının ardından dökülmedik gözyaşı, yakılmadık ağıt kalmadı neredeyse.
Düzenlenen cenaze töreni adeta devlete karşı, Türk Milleti’ne karşı bir gövde gösterisine dönüştü. Her ne kadar bir sorun yok gibi anlatılmaya çalışılsa da basına ve sosyal medyaya yansıyan manzaralar ortada büyük bir sorunun olduğunu gösteriyordu aslında.
Türk bayrağının yakıldığı bir törende sorun olmadığı nasıl söylenebilir ki?
Hrant Dink öldürüldüğünde “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağıran ve ellerinde, daire şeklinde kesilmiş, siyah zemin üzerinde “Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrant’ız” sloganlı yazılarla gösteri yapanları hatırlıyor musunuz? Diyarbakır’daki törende de aynı yapıdaki yazılarla gösteriler gerçekleştirildi. Değişen sadece isimlerdi.
Biz bu “kara noktalar”ın oluşturduğu manzaraya da dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ermenilerle ilgili düzenlenen miting gibi cenaze törenlerinde de o kara noktalar hakim. Kürtler için düzenlenen miting gibi cenaze törenlerinde de o kara noktalar hakim. Devlet-millet karşıtı olan güruhun tek bir merkezden, ya da tek bir akıldan ya da tek bir amaca yönelik hareket ettiklerinin göstergelerinden birisidir bu “kara noktalar”.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve onun en büyük güvencesi olan Türk Milleti’ne karşı meydan okumanın da ayrı bir göstergesidir bu kara noktalar.
Geldiğimiz noktada bir çok tepki yükseliyor. Ama ne yazık ki tepki ne kadar yüksek olursa olsun, ekranlara sayfalara yansıyışı cılız kalıyor, malum sebeplerden.
Hatta öyle ki; bebek katili Öcalan’la müzakerelere karşı çıkanlar insanlık düşmanı, bölücü, vatan haini ilan ediliyor peşi sıra. Barışın düşmanı, eli kanlı terörist ilan edilmelerine de az kaldı bu karşı çıkanların.
Oysa bu milletin hafızasında kalan acı reçeteler bizlere hep tatlı şeker görünümündeki haplar gibi yutturulmuştu. Tanzimat Fermanı “demokrasi”nin ilanıydı bir zamanlar. Milletin kanının son damlasına kadar direndiği savaşın bitmesi için Sevr Barış (!) Antlaşması imzalanmıştı. Hasta adamın ölüm fermanı oldu bu barış anlaşması.
Ardından “Mondros Mütarekesi” imzalanmıştı. Türk Milleti’ni Anadolu’nun küçük bir kısmına sıkıştıran, Afyonkarahisar’a kadar uzanan işgallerin yolunu açan Mondros Ateşkes Antlaşması ile silahlar susmuştu. Susmak şöyle dursun toplatılmıştı bile.
Sonrasında olanları hepimiz tarih derslerinde okuduk, öğrendik.
Tarihin tekerrür etmemesi için dua eden millet, bir yandan öfkeyle, bir yandan sabırla izliyor olanı, biteni. Barışı herkes istiyor, silahların susmasını hepimiz diliyoruz. Ama bunun yolunun ödün vermek, teslimiyet tablosu çizmek, meydan okuyanlara meydanı verivermek olmamasını istiyoruz. İnşallah dualarımız kabul olur…

Yazarın Diğer Yazıları