Afyonkarahisar’ın en önemli kurumlardan birisi olan Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde gelişim süreci devam ediyor. Yaklaşık 3 ay önce sessiz sedasız hizmete başlayan AKÜ’nün yeni hastane binasını gezdiğimizde, “Ne kadar büyük nimetler” demekten kendimizi alamadık arkadaşlarımızla birlikte.
Bel fıtığının ızdırabının ve tedavisinin nasıl bir şey olduğunu bilen birisi olarak AKÜ’nün sağladığı kazanımların ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlayabilenlerdeniz.
55 trilyona mal olan Afyon Kocatepe Üniversitesi Hastanesi fizik tedavi ve rehabilitasyon adına Türkiye’nin en önemli merkezlerinden birisi.
Biliyorsunuz, bundan 3-4 yıl önce şehrin öncelikli konuları sıralanmaya başladığında en ön sıralarda hep “400 yataklı Üniversite Hastanesi’nin yapılması” maddesi de gelirdi. Çünkü şehrimiz açısından büyük önem taşıyan bu hastane Afyonkarahisar’ın bölgenin en önemli sağlık üslerinden birisi olmasını sağlayacaktı. Süreç içerisinde bir çok sebepten dolayı bu proje geri kaldı.
Sonrasında AKÜ’nün bölgenin sağlık alanındaki boşluğu doldurması için yeniden harekete geçildi. Önyargılı olarak biz “400 yataklı hastane işi yattı, daha azına razı olduk galiba” diye düşünerek gittiğimiz hastanede bu önyargımızı aktardığımızda AKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, “Önceki yıllarda 60 trilyona mal olacak olan 400 yataklı hastane projemizin çeşitli sebeplerle iptal olmasından sonra Afyonkarahisar çok daha önemli bir fırsat yakaladı. Yatırım planları tamamlandığında Afyonkarahisar 100 trilyonluk sağlık yatırımı ile 400 yatak kapasitesinin çok daha üzerinde sağlık hizmetlerine kavuşacak. Afyonkarahisar kayıp değil, aksine büyük kazanım sağladı” dedi.
36 bin metrekare kapalı alan ve 36 bin metrekare açık alana sahip olan Afyon Kocatepe Üniversitesi Hastanesi yıllardır “yapıldı, yapılacak” tartışmaları sonrasında iptal edilen 400 Yataklı Üniversite Hastanesi projesinin hayata geçmiş hali. Bilindiği gibi “400 yataklı hastane projesi” olarak bilinen projenin 60 trilyona mal edilmesi hedefleniyordu. Tüm yatırımlar tamamlandığında AKÜ Hastanesi’nin toplam yatırım bedeli 100 trilyona varacak. Aynı anda 30 hastaya hizmet verebilen acil servisi, tam donanımlı 10 ameliyathanesi, 25 son sistem yoğun bakım ünitesi ve 200 yatak kapasiteli yeni hastane Fizik Tedavi ve rehabilitasyon alanında Türkiye’nin en önemli merkezlerinden birisi olacak. Önümüzdeki yıllarda hemen yanına inşa edilecek olan Onkoloji ve hemotoloji hastanesi ile toplam yatak kapasitesi 400’ü bulacak. Bu 400 rakamı 2’şer kişilik odalarda sağlanan toplam rakam. Eğer konfordan ödün verilirse 400 rakamının çok üzerine çıkmak mümkün görülüyor. Türkiye’de ilk kez 6 termal havuzun hastane binası içerisine alınıp, uzman tedavisinde kullanılacağı bu hastanede, robotik fizik tedavi hizmetleri ile kaplıca tedavileri aynı anda uygulanabilecek. Arz-talep dengesi bozulduğunda fiziki şartları 400 yatağın daha üzerine çıkmaya uygun olan AKÜ Hastanesi’nde yok yok. Hizmetleri gazetemizin haber sayfalarında okuyacaksınız.
Bu yeni tesisin ilimize hayırlı olmasını diliyor, geçmişten bugüne emeği, katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz. İlimiz açısından büyük önem taşıyan onkoloji (kanser) ve hemotoloji (kalp) hastanelerinin de bir an önce hizmete geçmesini diliyoruz.
Kocatepe’de “küçük” değişiklikler
Son dönemde gazeteniz Kocatepe’de birkaç küçük değişiklik yaşanıyor. Kurulduğu günden bu yana “Pazar hariç her gün” yayınlanan gazeteniz Kocatepe, artık Pazar günleri de okurlarıyla buluşuyor. Haftanın 7 günü Afyonkarahisarlılar’ın beğenisine sunmaya çalıştığımız Kocatepe yine kurulduğu günden bu yana sürdürdüğü “siyah-beyaz” baskısını da artık renkli baskıya dönüştürdü. Her ne kadar “gazetede renk değil, içerik önemlidir” düşüncemizi koruyor olsak da pek çok okurumuzdan gelen bu talebi artık geri çeviremez hale geldik. Siyah-beyaz baskının yurt sathında en önemli temsilcilerinin bile renkli baskıya geçtiği bu dönemde yersiz inada gerek olmadığı kanısındayız.
Bu değişiklikler bazıları için “devrim” olsa da bizler “küçük değişiklikler” demeyi uygun görüyoruz. Çünkü bize göre Kocatepe’nin ana yayın çizgilerini etkilemeyen, 48 yıllık geleneklerini değiştirmeyen her değişiklik “küçük şeyler��dir. Bu nedenle alay-ı vâlâ ile tantana etmek bize yersiz geliyor. Yine de bu küçük değişiklikleri birkaç satırla “arşiv kayıtları”na eklemeyi uygun gördük.