Sezer Küçükkurt

Kent – Kocatepe Gazetesi

Sezer Küçükkurt

30 Temmuz 2011 Cumartesi 03:00:00
  Şehrimizde yayınlanan günlük gazetelerin haberleri arasında kısa bir gündem turu attık. Dünkü haberlerden bazıları şöyle:
İlimize güneydoğu ve doğu Anadolu’dan mevsimlik işçi olarak gelenler için çadır kent oluşturuldu. Daha önce insani şartlardan uzak bir şekilde Afyonkarahisar’da barınmak zorunda kalanlar artık daha modern çadırlarda barını-yorlar.
Türkiye’nin 500 dev sanayi kuruluşu açıklandı. Bu sanayi kuruluşları arasında Afyonkarahisar’ın çevresinde yer alan komşu illerden pek çok firma yer almasına rağmen bizden tek bir firma bile sıralamada kendisine yer bulamadı. Aslen Afyonkarahsarlı olup yıllar önce İstanbul’a gitmiş iki işadamının listede yer alması ile teselli bulduk.
Kaldırım işgalini sona erdirip, dükkanının doğal sınırları içerisine çekilen esnaf, diğer esnaflara örnek gösterildi.
Eber Gölü’nde son zamanlarda artış gösteren balık ve kuş ölümleri ile ilgili çalışmalar hız kazanarak devam ediyor. Bölgeye arıtma tesisi kurulması gerektiği ifade ediliyor.
Afyonkarahisarspor’un yeni yönetimi için aylardır süren kriz devam ediyor. Yeni yönetime talip olan ekip, borç durumunun belirsizliği nedeniyle geri adım atıyor. İldeki iş adamlarından yönetime talip olan hiç kimse bulunamadığı için İscehisar ilçesindeki işadamlarından medet bekleniyor.
Okumuş olduğunuz satırları bilgisayar başında tamamlamaya çalışırken ard arda iki kez elektrik kesintisi yaşandı ve yazın kavurucu sıcağında tüm kent merkezi elektriksiz kaldı, elektronik sistemler felç oldu.
Afyonkarahisar’ın gelişimi, değişimi için yapılan çalışmaları biliyoruz, izliyoruz ve takdir ediyoruz.
Son yıllarda ilimizin kat ettiği mesafeyi, ilerleme yolunda aldığı merhaleyi inkar etmiyoruz.
Ancak, yerel basının gündem maddelerine bakıldığında, kentin günlük yaşamı izlendiğinde, cadde ve sokaklarında gezildiğinde –ki gezilebilirse- nasıl bir şehir tablosu ortaya çıktığını da ilgililerin takdirine bırakıyoruz.
Hepten berbat bir memleket değiliz. Biz memleketimizi, havasını, suyunu, toprağı, insanını seviyoruz.
Ama bölgenin, merkezi, yıldızı, incisi vs. olduğumuza inanmak istiyoruz ama, nedense bir türlü inanamıyoruz…

Yazarın Diğer Yazıları