Hocalı katliamının yıldönümünü geçmiş yıllara oranla daha bir “başka” yaşadığımız günler ile Başbakan Erdoğan’ın “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlik” söylemleri aynı zamana tesadüf etti.
Başbakan Erdoğan’ın merhum Necip Fazıl Kısakürek’ten yaptığı bu alıntı epey tantana kopardı. “Hepsini anladık da bu kin neyin nesi” diyen o kadar çok ses çıktı ki…
Başbakan Erdoğan’ın “kininin davacısı” gençlik tabirinden herkes anlamak istediğini anladı. Ancak gazete sayfalarında Hocalı katliamının görüntüleri, katledilmiş Azeri bebeklerinin fotoğrafları, katliamda yaşananların hikayeleri “kininin davacısı” tabiriyle birlikte değerlendirdirildiğinde zannediyoruz ki, asıl hedefe ulaşılabildi.
20 yıl önce Hocalı’da, katliamcılardan Zori Balayan’ın yaptıklarını gazeteci Sebanur Sönmez, Haber-7’de okuyucularla paylaşmış. Zori Balayan tıp doktoru ve gazeteci. 1989 yılında SSCB’de milletvekili olmuş. Korkunç işkencelerini, “Ruhumuzun Canlanması” adı ile kaleme aldığı kitapta gururla anlatmış…İşte Balayan’ın övündüğü vahşetlerden bir tanesi:“ (…) Katliam sırasında pencereye çivilenmiş bir erkek çocuk gördü. Aklına kendince dâhiyane bir fikir geldi.Canlı bir çocuğun, derisi yüzüldükten sonra kaç dakika yaşayacağını hesaplamak için kolları sıvadı.Küçük çocuğun çığlıklarına aldırmadan kafası dâhil bütün derisini yüzdü. Sonra karşısına geçip saat tutmaya başladı.Çocuğun kan kaybından ölümü, 7 dakika sonra gerçekleşti.(…) Biz arkadaşımız Haçatur’la ele geçirdiğimiz eve girerken askerlerimiz 13 yaşında bir Türk çocuğunu pencereye çivilemişlerdi. Türk çocuğunun bağırış çağırışları çok duyulmasın diye, Haçatur, annesinin kesilmiş memesini çocuğun ağzına soktu.”
Bu okuduklarımız iftira, iddia değil. Bizzat yapan caninin kendi ağzından itirafları.O gün Hocalı’da Türk soykırım emrini veren Ermeni Devlet Başkanı Sarkisyan hâlâ Ermenistan Devlet Başkanı. “Evet, biz bunu yaptık. İntikam için yaptık” diyen kişi ve “Biz Karabağ’ı topraklarımıza kattık, Ağrı Dağı’nı Ermenistan’ın yapmak da bizden sonraki neslin görevidir!” diyerek Ermeni gençliğine nedef gösteren kişi.
Öte yandan Ermenistan’ın Hocalı’daki katliama kendi gücüne dayanarak mı kalkışabildiğin ikim iddia edebilir ki? Türkiye’nin çekingenliği ve haçlı ittifakının desteği olmasa Ermenistan’ın böyle bir cesareti bulması mümkün mü? Sadece Azerbaycan değil, İslam alemindeki zulümlerin dayanağının bu ittifak olmadığını kim iddia edebilir? Hal böyle iken Ermenistan ile kardeşlikten, dostluktan söz etmek ne kadar doğrudur?
Biz Hocalı katliamının yıldönümünde, Hocalı katliamının fotoğrafları ile yanyana yer alan “Kininin davacısı gençlik” söyleminden; yaşananları unutmama, zulmün bilincinde olma zorunluluğunu anladık. Elbette kin insana yakışmayan bir duygu ama, bizim yaşananları unutmamız, üzerine sünger çekmemiz mümkün olsa bile, tarihsel süreci değiştirebilmemiz, düşmanlarımızın hakkımızdaki fikirlerini olumluya çevirebilmemiz mümkün müdür?
O nedenle “kin” lafının ardına takılanları pek fazla anlayamadık. Milletin, gençliğinin kininden birbirine karşı kin beslemeyi, karşısındaki herkesi yok etmeyi falan anlamak yerine, milli hafızayı canlı tutmayı anlamak daha doğru olur diye düşünüyoruz.
Elbette bu hafızayı canlı tutmak herkesten önce ülkemizi yönetenlere düşüyor. Hocalı gibi bir vahşet belleklerde canlı iken, Ermenistan’a tüm kapıları açmak, kucak dolusu sevgi göndermek ne kadar mantıklıdır ki?
Yazarın Diğer Yazıları
Doğu Hastanesi Projesinden Vazgeçilmedi
27 Temmuz 2026 15:40'Doğu Hastanesi' Diye Başladık, 'Semt Polikliniği'ne Razı Olduk
27 Temmuz 2026 00:32Milli Eğitim Müdürü Miraç Sünnetci’ye Minnettarız
22 Temmuz 2026 00:32Afyon’un Fuar Meselesi… Taş Nerede Ağırdır?
25 Haziran 2026 01:08Yeni Hastane Yeri İçin Fikir Çok
12 Haziran 2026 01:16